Haber Detayı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: İran'a askeri müdahaleye karşıyız
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dünya gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. ABD ile İran arasındaki gerginliği de değerlendiren Bakan Fidan, İran’a yönelik askeri bir müdahaleye karşı olduklarını ve İran’ın sorunlarını kendisinin çözmesi gerektiğini vurguladı. Öte yandan SDG’nin sorun olmaya devam ettiğini belirten Bakan Fidan, “Türkiye olarak bu konuda kararlı politikamız sürecek” ifadelerini kullandı. İşte detaylar...
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dünya gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulunuyor.
AHaber CANLI YAYIN İşte Bakan Fidan'ın sözleri: 2025 yılında uluslararası sistemin içinde bulunduğu tıkanmışlığın daha ileri bir boyuta taşındığını ve bu tıkanmışlığın da adeta kanıksandığına şahit olduk.
Geçtiğimiz sene küresel düzenin temelini oluşturan kurallar manzumesi onarılması güç bir tahribata uğradı.
İnsanlığın ortak vicdanında derin yaralar açan krizler art arda yaşanmaya başladı.
Bu durum karşısında devletlerin mevcut ittifak ilişkilerini sorguladıklarını ve yeni yapılar tesis etme arayışına girdiklerini gördük.
Çatışmalar, ekonomik dalgalanmalar ve teknolojik dönüşümler ülkelerin önceliklerini, yeteneklerini ve stratejilerini gözden geçirmelerine sebep oldu.
Öte yandan, sorumluluk ve irade sahibi ülkeler açısından diplomasi, sorunların barışçıl çözümü yönünde yegane araç olarak öne çıktı. 'DÜNYA GAZZE'DE SINIFTA KALDI' Tüm bu sebeplerle 2025 senesi uluslararası sistemde kalıcı izler bırakan ve Türk dış politikası açısından son derece yoğun geçen bir yıl oldu.
Gazze'de yaşanan soykırım, uluslararası hukuk ve insani değerler bakımından 2025'in en ağır ve öncelikli gündem maddesini teşkil etti.
Aynı zamanda uluslararası sistemin kapasitesinin test edildiği bir sınav niteliği taşıdı.
Açıkça söylemek gerekir ki, günümüzün küresel yönetişim modeli maalesef bu sınav karşısında sınıfta kaldı.
Türkiye olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dost ve kardeş ülkelerle beraber soykırımın durdurulması ve ateşkesin sağlanması için büyük çaba gösterdik.
Gelinen aşamada kırılgan ancak ümit vadeden bir durumla karşı karşıyayız.
Önümüzdeki dönemde ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi, Gazze'nin yeniden imar edilmesi ve Filistinlilerin kendi devletlerinin çatısı altında barış ve huzur içinde yaşayabilmeleri amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.
Diğer taraftan, Rusya-Ukrayna savaşı transatlantik ilişkilerden Avrupa'nın kimliğine ve güvenlik mimarisine kadar pek çok konunun alışılagelmiş kalıplarının sorgulandığı tartışmaları da beraberinde getirdi.
Türkiye olarak diplomatik kanalları açık tutmak ve barışın tesisi yönünde adımlar atılmasını sağlamak için -siz de takip ettiniz- gerçekten başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere çok yoğun çaba gösterdik. 2026 yılında savaşın sona erdirilmesi konusundaki gayretler ideal çözüm ile gerçekçi çözüm arasındaki farkı kapatmaya odaklanacak.
Avrupa güvenlik mimarisi bağlamında başlayan tartışmaların ise daha uzun yıllar ana gündem maddelerimizden birini teşkil edeceğini şimdiden öngörmek mümkün.
Öte yandan, Suriye'nin içinden geçtiği büyük dönüşüm ve uluslararası topluma entegrasyonu 2025 yılının olumlu gelişmelerinden birini teşkil etti.
Suriye konusunda bölge ülkelerinin, Avrupalı devletlerin ve ABD'nin ortaya koyduğu yapıcı iradenin aynı kararlılıkla bu yıl da devam etmesini temenni ediyoruz. 'SDG MESELESİ SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR' SDG meselesi ise takip ettiğiniz gibi yine Suriye, Türkiye ve bölgemizin geri kalanı için bir sorun olmaya devam ediyor.
İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür.
Türkiye olarak bu husustaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz.
Geçtiğimiz sene İsrail'in Suriye, İran ve Lübnan gibi ülkeleri hedef alan saldırılarının arttığını ve Somaliland'den İran'a uzanan geniş bir coğrafyadaki böl, parçala, yönet faaliyetlerinin yoğunlaştığına şahit olduk.
Bu politika, İsrail'in komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak kendi güvenliğini sağlayabileceği illüzyonuna dayanmaktadır.
Söz konusu zihniyetin sadece bölge ülkeleri için değil, küresel düzeyde bir tehdide dönüşmekte olduğunu her fırsatta dikkat çekiyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki dış politikamızın 2025 yılında etkin ve pratik sonuçlar ürettiği ortadadır.
Değinmiş olduğum başlıklar dışında ayrıca Kafkasya'da kalıcı barışın tesisi ve Balkan ülkeleri ve Türk devletleri ile olan ilişkilerimizin daha da güçlendirilmesi 2025'te de en fazla mesai harcadığımız konular arasında yer aldı.
Keza Kıbrıs, Ege ve Akdeniz'deki gelişmelerle çok yakından ilgilendik.
AB ile ilişkilerimizde ortak bir stratejik perspektif geliştirilmesi yönündeki irademizi ve gayretlerimizi samimi bir biçimde ortaya koyduk.
Afrika ülkeleri ile ilişkilerimize özel emek sarf ettik.
Rusya-Ukrayna, Etiyopya-Somali ve Pakistan-Afganistan arasında arabuluculuk faaliyetleri yürüttük. 'SAVUNMA SANAYİİ KONUSUNDA UYGULANAN YAPTIRIMLARIN BÜYÜK ORANDA KALDIRILMASINI SAĞLADIK' Ülkemize savunma sanayii konusunda uygulanan yaptırımların büyük oranda kaldırılmasını sağladık.
Ekonomik konulara, küresel ve ikili ticari ilişkilerimize özel önem atfettik.
Enerji ve bağlantısallık konularında diğer kurumlarımızla beraber kapsamlı ve kapsayıcı projeler ürettik.
Şu hususun bilinmesi gerekmekte; artık hiçbir ülke dış politikasını önceden belirlenmiş şablonlara göre yürütecek durumda değil.
Çünkü belirsizlik artık daimi hale gelmiş durumdadır.
Bugünün uluslararası ortamı kuralların aşındığı, güç dengelerinin yeniden şekillendiği ve ancak vizyoner liderlerin yön verebileceği bir yapıya evrilmektedir.
İttifakları doğru kurmak, menfaatleri doğru tanımlamak ve araçları ustalıkla kullanmak zorundayız.
Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu dönemde belirleyici bir rol oynama kapasitesine sahiptir ve bu rolü oynamaya da devam edecektir.
Nitekim kriz anlarında tavsiyesi aranan, arabuluculuğu ve katkısı talep edilen bir konuma geldiysek bu hem devlet aklının hem de liderliğin uzun yıllara yayılan birikiminin sonucudur. 2026 yılında da yoğun bir takvim tahmin edeceğiniz gibi bizi bekliyor.
Yeni yılda dış politika önceliklerimizi hassasiyetle takip etmeye devam edeceğiz.
NATO zirvesine, Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine ve BM İklim Değişikliği zirvesine inşallah bu yıl ev sahipliği yapacağız.
Türkiye; ideali ile gerçeklik, değerleri ile menfaatleri arasındaki dengeyi gözeterek, ilkeli duruşuyla, kararlılıkla, özgüvenle ve kesintisiz bir çabayla yoluna devam edecektir.
Bu anlayış temelinde 2026 yılında Latin Amerika'dan Orta Asya'ya, Orta Asya'dan Doğu Akdeniz'e uzanan geniş coğrafyada inisiyatif almayı ve sorunlara çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.
Bölgemiz için barış, istikrar ve refah üretmek önceliğimiz olmaya devam edecek.
SORU-CEVAP ABD İRAN'A SALDIRIR MI?
Baştan beri önem verdiğimiz konu bölgesel güvenlik.
İran'ın komşusu ve dostu olarak görüşlerimizi çok net olarak paylaşıyoruz.
İki halk birbirine çok benziyor.
İran'da olacak her şey bizi ilgilendirdiğinden bu gelişmeleri takip ediyoruz.
Biz kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz.
Diplomatik çabalara devam edeceğiz.
Umarım ABD ile İran konuyu diğer faktörlerle çözerler.
GAZZE'DE GÜVENLİĞİN SAĞLANMASI Sürecin ağır aksak da olsa ilerlemesi bizim memnun olduğumuz bir sonuç.
Gazzeli'lerin barınmasız, ilaçsız kalması hepimizi çok derinden yaralamakta.
İsrail'in nihai amacı Filistinlilerin bölgeden çıkması.
İkinci aşamada Filistinli teknik komitenin Gazze'nin idari yönetimini alması gerekiyor.
Biz birkaç hafta içerisinde bunun hayata geçeceğini düşünüyoruz.
Uygulamada zorluklar olacak tabii ki bu sürecin sorunsuz gitmesi için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.
Riskler ve İsrail'in niyeti de ortada.
Dün özel temsilci Steve Witkoff'un da ilanıyla artık ikinci aşamaya geçtiğimiz duyuruldu.
Bunun bir gün öncesinden takip etmiş olabilirsiniz, biz de yine dört ülkenin online katılımıyla bir toplantı yaptık ikinci aşamayı nasıl ve hangi sırayla hayata geçireceğiz diye.
Birincisini bu toplantının biliyorsunuz Miami'de yapmıştık, yeni yıla girmeden birkaç hafta önce.
Sürecin ağır aksak da olsa ilerlemesi bizim memnun olduğumuz bir husus.
Biliyorsunuz Cumhurbaşkanımız özellikle insani yardımlar konusunda inanılmaz derecede büyük bir hassasiyet içerisinde.
Filistinlilerin orada soğukta barınmasız kalması, ilaçsız kalması, gıdasız kalması hepimizin vicdanını çok derinden yaralamakta.
İsrail'in bu konuda sistemli ve maksatlı bir politika uyguladığını da biliyoruz.
Yani İsrail uluslararası toplumun hep beraber uygulamak istediği bu barış planına, Netanyahu hükümetinin esas itibariyle çok fazla uygulamaya taraftar olmadığını biliyoruz.
Onların nihai amacı Filistinlilerin Gazze'den çıkması.
Ama uluslararası toplum, başta bölge ülkelerinin ortaya koyduğu itme gücüyle, Amerika'nın da şu anda ağırlığını koymasıyla bu barış aşamasını bu noktaya getirdi.
Şimdi ikinci aşamada geçtiğimiz günlerde grup olarak mutabık kaldığımız Filistinli teknik komitenin Gazze'nin idaresini alması birinci öncelik taşıyor.
Daha sonra Barış Kurulu'nun ilan edilmesi ve daha sonra Barış Kurulu adına gündelik icraatı yürütecek yönetim kurulunun belirlenmesi ve çalışmaya başlaması...
Bu sırada gidecek bir işlem manzumesi var.
Biz önümüzdeki birkaç hafta içerisinde bunun inşallah tamamıyla organların en azından hayata geçeceğini düşünüyoruz.
Uygulamada birtakım zorluklar olacak tabii ki ama hem biz hem diğer kurumlarımız gerçekten büyük bir hassasiyetle diğer ortaklarımızla konuşarak bu sürecin sorunsuz gitmesi veya olan sorunların barış sürecini inkıtaya uğratmaması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.
Olumlu bir aşamaya geliyoruz ama dediğim gibi riskler ortada, İsrail'in niyeti de ortada.
RUSYA-UKRAYNA Bir barış anlaşması olursa 3 husus var.
Birincisi bu anlaşmanın takibi nasıl olacak.
İkincisi Ukrayna'nın caydırıcılık gücü nasıl devam edecek.
Üçüncüsü bir ihlal olması durumunda ne tür tedbirler nasıl alınacak?
F-35 KONUSU F-35 konusuna gelince, biliyorsunuz bu aslında CAATSA'nın uygulaması nedeniyle ortaya çıkan sorun.
Biz olaya sadece F-35 konusuyla ilgili bakmıyoruz.
CAATSA yaptırımlarının kaldırılması konusunda çalışıyoruz.
İnşallah bu sene yaptırımlarının kaldırılmasına şahit oluruz.
BÖLGEDEKİ İTTİFAKLAR HAKKINDA Değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanımızın açıklamalarını takip ederseniz, bölgedeki huzurun bir araya gelmesinden ve nitelikli iş birliği ortaya koyması gerektiğini her zaman söylüyoruz.
Bölgenin kronik sorunlarından biri bölge ülkelerinin birbirine güvenmemesi.
Bütün bunların sonunda şöyle bir önermemiz var, bölge ülkelerinin hepsi artık bir araya gelerek, güvenlik konusunda bir iş birliği ile bir platformun oluşturulması gerekiyor.
Bu dışarısı için değil, bölge ülkeleri birbirlerinin güvenliğine bir taahhütte bulunmaları gerekiyor.
Küresel nükleer konuda da sorunların hiç fırsat kaybetmeden çözülmesi gerekiyor.
İran'ın büyük bir halkı var, yaşama katılma arzusu son derece yüksek bir halkı var.
Bunları belli konulardan mahrum ederseniz ortaya böyle sıkıntılar çıkıyor.
İnsanların karşılaştıkları ekoınomik ve diğer güçlüklerle ilgili rejime karşı başkaldırı gibi görülmesi gri bir alan olmuş oluyor.
Var olan politikaların ortaya koyduğu ekonomik zorluklar sıkıntı doğuruyor.
Biz burada bir müdahale olmasını istemiyoruz ama Trump politikalarına baktığı zaman karadan güç kullandığını görmedik.
Ben askeri strateji arasından o konuları çok fazla gündeme getireceğini düşünmüyorum.
Ayrıntılar geliyor...
A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN