Haber Detayı
Hamileyken oruç tutmak günah mı? Diyanet'e göre hamileyken oruç tutmak caiz mi?
Bir kadının hayatındaki en mucizevi, en heyecanlı ama aynı zamanda bedenen ve ruhen en hassas olduğu dönem şüphesiz hamilelik sürecidir. İçinde yeni bir canın filizlendiği, bedenin her hücresinin bu yeni misafir için çalıştığı bu dokuz aylık serüven, bazen Ramazan ayına denk gelebilir. İbadet aşkıyla dolu olan anne adayları için bu durum, vicdani bir ikilemi de beraberinde getirir.
Bir yanda Allah ın farz kıldığı orucu tutma isteği, diğer yanda Acaba bebeğim besinsiz kalır mı, gelişimi etkilenir mi? endişesi... Özellikle gebeliğin ilk aylarında yaşanan mide bulantıları veya son aylarında artan sıvı ihtiyacı, oruç tutmayı fiziksel olarak zorlaştırabilir.
Ancak manevi sorumluluk duygusu ağır basan annelerin en büyük korkusu, oruç tutmadıklarında günaha girip girmedikleridir.
İslam dini, her emrinde olduğu gibi oruç ibadetinde de insan gücünü ve sağlığı merkeze alır.
Zorluk değil, kolaylık dinidir.
Kuran-ı Kerim de hasta ve yolculara tanınan ruhsatın (izin), hamile ve emziren kadınları da kapsadığı konusunda İslam alimleri hemfikirdir.
Ancak buradaki ince çizgi şudur: Oruç tutmak mı daha faziletlidir, yoksa bebeği riske atmamak için tutmamak mı?
Bazı anne adayları, Dayanabilirim diyerek kendilerini zorlarken, aslında hem kendi canlarını hem de bebeklerinin canını tehlikeye atarak vebal altına girebilirler.
Bu yazımızda, hamilelikte oruç tutmanın fıkhi hükmünü, tıbbi risklerini, Diyanet İşleri Başkanlığı nın zarar görme ihtimali üzerindeki vurgusunu ve doktorların hangi durumlarda kesinlikle tutma dediğini tüm detaylarıyla ele alıyoruz.
FIKHİ AÇIDAN HAMİLELİK VE RUHSAT İslam fıkhında hamilelik, geçici bir mazeret hali olarak kabul edilir.
Bakara Suresi nde belirtilen hastalık ve yolculuk ruhsatlarına kıyasla, hamile kadınların da oruç tutmama hakkı (ruhsatı) vardır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde, Allah Teala, yolcudan orucu ve namazın yarısını, hamile ve emzikliden de orucu kaldırmıştır (ertelemiştir) buyurmuştur.
Buradaki kaldırmıştır ifadesi, onlara farz değildir, hiç tutmasınlar demek değildir; zorlandıkları takdirde tutmayabilirler, daha sonra kaza ederler demektir.
Yani hamile bir kadının oruç tutmaması günah değildir, aksine Allah ın verdiği bir izni kullanmaktır.
Eğer anne adayı oruç tutarsa orucu geçerlidir (caizdir).
Ancak oruç tutması kendisine veya karnındaki bebeğe zarar verecekse, buna rağmen inat edip oruç tutması dinen mekruh hatta duruma göre haram olabilir. Çünkü İslam da canı korumak, ibadetten önce gelir.
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI NIN GÖRÜŞÜ Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, hamilelik ve oruç konusunda verdiği fetvada, kararın uzman doktor görüşüne ve annenin dayanma gücüne bırakılması gerektiğini belirtir.
Diyanet e göre; hamile kadınlar, kendilerinin veya çocuklarının zarar görmesinden korkmaları halinde oruç tutmayabilirler.
Bu durumdaki kadınlar, tutamadıkları oruçları, hamilelik ve emzirme süreci bittikten sonra, sağlıklarına kavuştuklarında gününe gün kaza ederler.
Diyanet in altını çizdiği önemli bir nokta şudur: Oruç tutmamak için kesin zarar görme şartı aranmaz, zarar görme ihtimali veya korkusu yeterli bir mazerettir.
Yani bir anne adayı, Ya bebeğime bir şey olursa endişesini yoğun bir şekilde taşıyorsa, orucunu erteleyebilir.
Bu bir kaçış değil, emanete (bebeğe) sahip çıkmaktır.
TIBBİ AÇIDAN RİSKLİ DÖNEMLER Tıp dünyası, hamilelikte oruç tutulup tutulmayacağı konusunda gebeliğin haftasına ve annenin genel sağlık durumuna bakar.
Genellikle üç döneme ayrılan gebelikte, oruç tutmanın riskleri farklılık gösterir.
İlk üç ay (1.
Trimester), bebeğin organ gelişiminin en hızlı olduğu ve annenin mide bulantısı, kusma gibi şikayetlerinin yoğun olduğu dönemdir.
Bu dönemde yetersiz sıvı alımı ve kusma, annede ciddi su kaybına (dehidrasyon) yol açabilir ki bu durum bebek için risklidir.
İkinci üç ay (2.
Trimester), gebeliğin nispeten en rahat dönemidir.
Eğer annede şeker, tansiyon gibi ek hastalıklar yoksa ve bebek gelişimi normalse, doktor kontrolünde oruç denenebilir.
Son üç ay (3.
Trimester) ise bebeğin en çok kilo aldığı ve annenin enerji ihtiyacının zirve yaptığı dönemdir.
Uzun süreli açlık, kan şekerinin düşmesine ve bebeğin hareketlerinin azalmasına neden olabilir.
Ayrıca susuzluk, erken doğum sancılarını tetikleyebilir.