Haber Detayı

Trump kendi bakanını bu ülkenin lideri yapacak
Dünya dogruhaber.com.tr
15/01/2026 09:57 (1 saat önce)

Trump kendi bakanını bu ülkenin lideri yapacak

Maduro’nun kaçırılmasının ardından Trump yönetimi söylemden eyleme geçerken, Küba yeni hedef haline geldi; Washington askeri baskıyı artırıyor, Marco Rubio ise Latin Amerika planının merkezine yerleşiyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın giderek daha endişe verici hale gelen açıklamaları, artık dünya hükümetleri tarafından hafife alınmıyor. 3 Ocak’ta ABD güçlerinin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırma operasyonunun ardından, durum köklü biçimde değişti.

Latin Amerika ülkeleri, İran ve Grönland’a yönelik Beyaz Saray kaynaklı tehditler, artık küresel ölçekte dikkatle takip ediliyor.

Trump yönetiminin Güney Amerika’ya karşı tırmanan politikası, ABD’nin kıtadaki uzun müdahale geçmişinin bir devamı niteliğinde olsa da, bu kez en uç noktaya ulaşmış durumda.

Süreç; doğrudan egemenlik ihlallerine, rejim değişikliklerine, ülkelerin yönetilmesine ve doğal kaynaklarının kontrol altına alınmasına kadar vardı.

Venezuela’dan sonra hedef: Küba Venezuela’nın ardından Küba, Trump’ın radarında öncelikli yeni hedef haline geldi.

ABD yönetimi içinde, iki ülkeyi birlikte anmak artık açık bir söylem halini aldı.

Bunun gerekçesi olarak, Küba’nın dış enerji kaynaklarına büyük ölçüde bağımlı olması ve bu ihtiyacın önemli bölümünün Venezuela’dan karşılanması gösteriliyor.

Venezuela Ulusal Petrol Şirketi’ne ait sevkiyat verileri ve belgelere göre Caracas, Ocak–Kasım 2025 döneminde Küba’ya günlük ortalama 27 bin varil petrol ihraç etti.

Bu miktar, Küba’nın enerji ihtiyacının yaklaşık yarısını karşılıyordu.

Buna karşılık Küba, Venezuela’ya güvenlik hizmetleri sağladı.

Bu durum, Maduro’nun kaçırılması sırasında yaklaşık 32 Kübalı askerin hayatını kaybetmesini de açıklıyor. “Küba’ya petrol de para da yok” Trump, “Küba’ya artık ne petrol ne para var.

Sıfır!” diyerek, “Çok geç olmadan anlaşma yapmalarını şiddetle tavsiye ediyorum” ifadelerini kullandı.

Washington, aynı zamanda Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodríguez üzerinde baskı kurarak Küba’ya petrol sevkiyatının durdurulmasını talep etti.

ABD istihbarat birimleri, Küba’nın ekonomik ve siyasi durumuna ilişkin karamsar bir tablo çiziyor.

Batı medyasına konuşan kaynaklar; ticari yaptırımlar, elektrik kesintileri ve tarım ile turizm gibi kilit sektörlerde yaşanan sorunlar nedeniyle Küba ekonomisinin zayıfladığını aktarıyor.

Ancak bu değerlendirmeler, Trump’ın “ada çöküşün eşiğinde” olduğu yönündeki iddiasını kesin biçimde doğrulamıyor.

Reuters’a konuşan ve gizli değerlendirmelere aşina üç kaynağa göre, ABD istihbaratı Küba’daki durumun kritik olduğunu kabul etse de, Trump’ın öne sürdüğü yakın çöküş senaryosuna dair açık bir kanıt bulunmuyor.

Askeri baskı ve tam kuşatma hazırlığı Washington, söylemleri eyleme dökmeye başladı.

ABD Donanması, USS Iwo Jima ve USS San Antonio adlı iki amfibi çıkarma gemisini Küba’nın kuzeyine konuşlandırdı.

Amaç, Havana’yı yıldırmak ve tam bir abluka dayatmak.

Bu senaryoya göre Küba’ya hiçbir ürün girişi olmayacak.

Havana’daki bazı vatandaşlar, ada tamamen izole edilmeden önce Miami’deki akrabalarından internet üzerinden ilaç ve gıda sipariş etmelerini istemeye başladı.

Genel kanı, Trump’ın günler içinde her şeyi yasaklayacağı yönünde.

Trump, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel üzerindeki baskıyı artırmak için sosyal medyada dikkat çekici bir paylaşım yaptı.

Mesajında, Küba kökenli ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Küba’nın bir sonraki başkanı olmasını önerdi ve “Bana çok iyi bir fikir gibi geliyor” dedi.

Elon Musk’tan alaycı destek Bu çıkışla eş zamanlı olarak milyarder Elon Musk, X platformunda alaycı bir paylaşım yaparak Rubio’nun “Venezuela’nın başkanı, Küba’nın valisi ve İran’ın şahı” olabileceğini yazdı ve bunu “%100 desteklerim” dedi.

Trump ise 12 Ocak’ta, Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda kendini Venezuela’nın geçici yöneticisi ilan etti.

Paylaştığı, Wikipedia sayfasının düzenlenmiş bir ekran görüntüsünde “Venezuela Geçici Başkanı” ifadesi yer aldı.

Trump, Maduro’nun kaçırılmasının ardından Venezuela’yı kimin yönettiği sorulduğunda, “Biz yönetiyoruz.

Her şeyi biz yöneteceğiz.

Ülkeyi yönetecek ve düzelteceğiz” dedi.

Trump’a göre hedef, petrolün serbestçe çıkarılabildiği, ABD çevresinde ‘yaşanabilir ve zengin’ ülkeler oluşturmak.

Gelecekteki Venezuela liderinin ilk görevinin, Amerikalılara petrole tam erişim hakkı tanımak olacağını söyledi.

Rubio’nun yükselen rolü Trump’ın Rubio’ya biçtiği rol, geçici bir şaka olarak görülmüyor.

Maduro’nun kaçırılmasından bir gün sonra Rubio, NBC News’te yayınlanan “Meet the Press” programında Küba için “çok büyük bir belanın içinde” ifadesini kullandı. “Gelecekte atacağımız adımları şimdi açıklamayacağım ama Küba rejiminin Maduro’yu desteklediğini ve bu rejimin hayranı olmadığımızı herkes biliyor” dedi.

Rubio’nun, Trump’ın Latin Amerika stratejisinde kilit aktör olarak hazırlandığı açıkça görülüyor.

Küba kökenli olması, Miami’de sürgündeki Kübalılar arasında büyümesi ve ABD’nin ilk Latin kökenli dışişleri bakanı olması, onu bu rol için ideal kılıyor.

Rubio, Cumhuriyetçi Parti içinde çok yüksek bir popülerliğe sahip. 2015’te partinin başkan adayları arasında öne çıkmış, hatta bazı medya kuruluşları tarafından Barack Obama ve John F.

Kennedy ile kıyaslanmıştı.

Time dergisi onu “Cumhuriyetçilerin kurtarıcısı” manşetiyle kapağına taşımış, “muhafazakar süper kahraman” olarak tanımlamıştı.

Trump tarafından 2016’da saf dışı bırakılmasına rağmen geri dönen Rubio, bugün Beyaz Saray’da merkezi bir figür konumunda. 2028 başkanlık seçimleri için JD Vance’in olası alternatifi olarak görülüyor.

Politico’ya göre Rubio’nun artan etkisi, onu Cumhuriyetçi Parti’nin muhtemel başkan adayları arasında üst sıralara taşıyor.

Buna rağmen Rubio, kamuoyu önünde Vance’i desteklediğini açıkladı: “JD Vance aday olursa, bizim adayımız odur.

İlk destekçilerinden biri ben olurum.” Trump sonrası dönemin habercisi Rubio ile Vance’in ittifakı sürse de, Ukrayna barışı gibi konulardaki tutumları, Trump sonrası Cumhuriyetçi Parti’de yaşanacak bölünmelerin işaretlerini veriyor. 54 yaşındaki Rubio, Trump’ın 2016’daki siyasi tasfiyesinden kurtuldu ve zamanla onun en güvendiği isimlerden biri haline geldi. 20 Ocak 2025’te Dışişleri Bakanı olarak göreve başladı; Senato’daki onay oylaması 99–0 gibi ezici bir sonuçla geçti.

Trump, Rubio’yu “saygı duyulan bir lider, özgürlüğün güçlü sesi ve asla geri adım atmayan bir savaşçı” olarak tanımladı.

Rubio, dışişleri bakanlığının yanı sıra Ulusal Güvenlik Danışmanı vekilliği, Ulusal Arşivler Başkanlığı ve USAID Direktörlüğü gibi görevleri de üstlendi.

Bugün Rubio, ABD’nin Latin Amerika politikasının merkezindeki isim olarak görülüyor.

Küba’nın, Trump’ın Venezuela’dan sonraki bir sonraki durağı olması beklenirken, Rubio’nun bu süreçteki rolü hem onu ABD başkanlığına taşıyabilecek hem de Trump’ın tartışmalı kararlarının tüm siyasi faturasını ona yükleyebilecek bir risk barındırıyor.

Bu ihtimal, Cumhuriyetçi stratejist Mike Madrid’e göre oldukça güçlü.

İlgili Sitenin Haberleri