Haber Detayı
Algoritmik ayrımcılığa karşı şeffaflık şart: Görünmez kılma kartına izin verilmemeli
Ankara kulislerinde uzun süredir konuşulan Dijital Telif Yasası, bu kez milli güvenlik ve ekonomik güvenlik boyutlarıyla yeniden gündeme geldi. Okan Müderrisoğlu’nun köşe yazısında algoritmik ayrımcılığa karşı şeffaflık sağlanması gerektiğini vurgularken ’Ne zaman ’dijital telif ödemesi’ gündeme gelse, yabancı menşeli sosyal medya şirketleri, haber ve içerikleri algoritmalar yoluyla görünmez kılma kartını açabiliyor!’ yorumunda bulundu.
Ankara kulislerinde uzun süredir konuşulan ancak bir türlü somut adıma dönüşmeyen Dijital Telif Yasası, bu kez 'milli güvenlik' ve 'ekonomik güvenlik' başlıklarıyla yeniden gündemde.
Milli Güvenlik Kurulu raporlarından Kırmızı Kitap'taki tehdit tanımlarına kadar uzanan çerçevede, dijital platformların içerikten elde ettiği ekonomik gücün hem medya düzenini hem de demokratik süreçleri doğrudan etkilediğine dikkat çekiliyor.
Yerli medyanın sürdürülebilirliğinin milli beka meselesi olarak ele alınması gerektiği vurgulanırken, aylardır hazır olduğu ifade edilen yasal düzenlemenin neden hala hayata geçirilmediği sorusu yüksek sesle sorulmaya başlandı.
Konuya ilişkin bir köşe yazısı kaleme alan Okan Müderrisoğlu 'Dijital Telif Yasası 'cek, cak değil, hemen!' başlığıyla önemli noktalara vurgu yaptı.
İşte Müderrisoğlu'nun köşe yazısı: Konunun, 'milli güvenlik' ve 'ekonomik güvenlik' boyutları var. 'Kırmızı Kitap' olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ne yansıyan tehdit tanımlaması var.
Milli Güvenlik Kurulu'nun farklı tarihlerdeki açıklamalarında altı çizilen risk unsurları var.
Var da var yani!
Sadece, milli güvenlik perspektifinden ele alırsanız, sosyal medya platformlarının bir iletişim aracı olarak, 'anlık örgütlenme, mekân ve zaman koordinasyonu, kitle psikolojisini eş zamanlı yönlendirme' fonksiyonları da söz konusu...
Türkiye tecrübesinde, özellikle seçim dönemlerine yakın MGK toplantılarında şu uyarılara sıkça yer verilmesi de tesadüf değil: 'Demokratik süreçleri hedef alan bilgi kirliliği ve yönlendirme girişimlerine karşı kurumlar arası koordinasyonun artırılması gerektiği değerlendirilmiştir! 'Sosyal medya operasyonları, asimetrik tehditler, hibrit savaş ve psikolojik harekât' yöntemlerine maruz kalan bizim gibi ülkelerin, güvenlik politikaları yanında milli medyanın varlığı için 'mali ve finansal önlemler' alması zaruret arz ediyor.
Başlı başına bu nedenle dahi yerli medyanın sürdürülebilirliği, milli beka ile birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor. *** Değinmek istediğim mesele, 'Dijital Telif Yasası ve âciliyeti 'ile ilgili.
Ama ondan önce 'Ankara'daki siyasi ve bürokratik refleks kaybını vurgulamak istiyorum!' Kırmızı Kitap, MGK, Kültür ve Turizm Bakanlığı, BTK işin ciddiyetinin farkında.
Meclis'te dijital mecralar bağlamında özel bir komisyon da kuruldu.
Ele alınmayan detay, önerilmedik formül kalmadı!
Yani neyin, nasıl yapılacağı belli.
Lâkin aylardır sonuç odaklı bir hareket yok. 'Olmalı, yapılmalı, lüzumlu...' Eyvallah!
Tespit var, taslak var, bakan da var maalesef gören yok!
Bir an önce yapılması gereken kanuni düzenlemenin maddeleri çok net... 'Dijital platformların bu ülkedeki içerikten elde ettiği ekonomik değeri içerik üreticisiyle adil biçimde paylaşması, haberi ve gazeteciliği gözeten sistem kurulması, algoritmik güç kullanımının denetlenmesi, yaptırım kapsamının belirlenmesi!' Bu manada Türkiye'nin temel hedefi; haber, video, müzik ve görsel içeriklerden ekonomik değer üreten dijital platformların (Google, Meta, YouTube, X vb.) telif sorumluluğunun açık ve bağlayıcı hale getirilmesi.
Bir başka ifade ile...
İçerikten istifade eden platformların sorumluluğu somutlaşmalı. 'Biz yalnızca aracıyız' bahanesine kapılar kapatılmalı.
Lisanslama ve bedelini ödeme mekanizması oluşturulmalı!
Burada 'gazetecilik faaliyetleri' dijital telif düzenlemesinin merkezinde yer almak durumunda...
İstenenler de gayet makul... 'Haber içeriklerinin platformlarda izinsiz ve karşılıksız kullanılmasının önlenmesi, milli ve yerli basın kuruluşlarına malûm platformlardan telif geliri aktarılması, gazeteciliğin korunması!' Kaldı ki bu yaklaşım, AB Dijital Tek Pazar Telif Direktifindeki modelle de örtüşüyor.
Bu vesileyle bir şantaj taktiğine de dikkati çekmekte fayda var!
Ne zaman 'dijital telif ödemesi' gündeme gelse, yabancı menşeli sosyal medya şirketleri, 'haber ve içerikleri algoritmalar yoluyla görünmez kılma kartını açabiliyor!' Tam da bu nedenle, dijital platformların cari gücünü bir baskı aracı gibi uygulamasına geçit verilmemesi, algoritmik ayrımcılığa karşı şeffaflık sağlanması gerekiyor!
A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN