Haber Detayı

Nâzım Hikmet 124 yaşında - Vecdi Seviğ
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
15/01/2026 04:00 (2 saat önce)

Nâzım Hikmet 124 yaşında - Vecdi Seviğ

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Röportaj “Af kanunu tasarısının Büyük Millet Meclisi’nde son müzakerelerinin yapılacağı geçen cuma Bursa’da idim” cümlesiyle başlıyordu.

Meclis o yıl 30 Mart’ta, 14 Mayıs 1950 seçimlerinden önceki son toplantısını yaptı.

Adalet Komisyonu af tasarısını geri çekti, böylece cezaevindekilerin umutları seçim sonrasına kaldı.

Gazeteci Ferdi Öner, bu gelişmeler öncesinde cezaevinde görüştüğü Nâzım Hikmet’e, ısrarla yönelttiği “Hürriyete kavuşunca ne yapmak fikrindesiniz” sorusuna aldığı yanıtı okurlarına şöyle aktardı: “Size belki tuhaf gelecek, ama bir hakikattir.

Tavukçuluk yapacağım.

Sonra, belki de dokumacılık yapabilirim. 13 yıldır devam eden hapishane hayatında dokumacılığı öğrenmiş bulunuyorum.

Bir el tezgâhı kurabilirim.” Şairin, dokumacılık macerası, 1941 yılının ikinci yarısında ya da 1942’nin ilk günlerinde başlamış olmalıydı. “İktisat vekâleti” tarafından Nâzım Hikmet’e, 19 Ocak 1942 tarihinde gönderilen 7/327 sayılı yazıda cezaevinde kurduğu üç dokuma tezgâhına iplik verilmesinin “muvafık”(uygun) bulunduğu bildirilmekteydi.

VALİYE YAZILAN DİLEKÇE Bakanlığın bu olumlu yanıtına karşılık uygulamada aksaklıklar ortaya çıktı.

Dokumacılık Kooperatifi üyesi “mahkûm” Nâzım Hikmet Ran, bu kez 8 Mart 1945 tarihli ve o tarihlerdeki kurallara uygun olarak 16 kuruşluk pul yapıştırılmış bir dilekçesini de cezaevi müdürlüğüne iletti.

Bu dilekçede bakanlığın uygun görüşüne karşın yeterli iplik verilmediği ve kooperatifin hak edişlerini ödemediğinden yakınılıyordu.

Dilekçe Teftiş Kurulu’na kadar ulaştı ve durumu incelemek üzere müfettiş Taha Toros’a verildi.

Görevli müfettiş, Bursa’ya gitti.

Şikâyete konu Havlucular Kooperatifi dosyasını Bursa Valisi Haşim İşcan’dan 12 Ağustos 1947 günü yazıyla teslim aldı.

İşcan, 1963-1968 yılları arasında İstanbul Belediye başkanı olarak tüm Türkiye’de tanınacaktı.

Araştırmacılığı belge biriktirme merakıyla ünlenecek olan müfettiş Taha Toros, Bursa’daki gözlemleri sonunda hazırladığı raporu işleme koydu, kısa öyküsünü de Nâzım Hikmet kitabında yayımladı.

Şikâyetçi mahkûm haklıydı.

Günümüzde hükümlü değil, tutukluların sağlık sorunlarına ilişkin başvuruların bile yanıtsız kaldığı ülkemizde o zamanlar bir mahkûmun talebiyle vali bile soruşturmanın muhatabı olabiliyordu. ‘SOL MEMENİN ALTINDAKİ CEVAHİR’ Böylece, Nâzım Hikmet ve arkadaşlarına temettü verilmemesine karşın kooperatif ortağıymış gibi para kesilmesi önlendi.

Üç tezgâh varken iki tezgâhı varmış gibi iplik verilmesi uygulaması durdurularak üç tezgâh için iplik verilmeye başlandı.

Havlu satışlarından elde edilen kârdan kooperatifçe kesinti yapılması uygulamasına son verilmesi sağlandı.

Sonuç olarak mahkûmlar Nâzım Hikmet, Alaaddin Özdamar ve Muhittin Kara’ya birikmiş alacakları olan toplam 330 lira da ödendi.

Şair, taleplerinin karşılanmasını izleyen dönemde, Mayıs 1949’da, dizeleriyle “Hapiste Yatacak Olana Bazı Öğütler” verdi: “İçerde gülü bahçeyi düşünmek fena / dağları deryaları düşünmek iyi / durup dinlenmeden okumayı yazmayı / bir de dokumacılığı tavsiye ederim sana / bir de ayna dökmeyi.” Nâzım Hikmet günümüzde cezaevlerinde mahkûm olmadan, suçu nedir bilmeden tutulanları görseydi, “kararmasın yeter ki / sol memenin altındaki cevahir” dizelerini yinelemeyi unutmazdı.

VECDİ SEVİĞ GAZETECİ

İlgili Sitenin Haberleri