Haber Detayı

Beyaz saç insanlığın kaderi mi
Gastroda odatv.com
14/01/2026 10:22 (3 saat önce)

Beyaz saç insanlığın kaderi mi

Odun atıklarından mantar fermantasyonuna, böcek proteinlerinden ipek esinli moleküllere… Saç bakımında kullanılan kimya hızla değişiyor. Bilim insanları, hem işe yarayan hem de gezegene daha az zarar veren yeni formüllerin peşinde.

Bir gölde yüzüp çıktıktan sonra saçlarının hiç olmadığı kadar yumuşak olduğunu fark eden bir bilim insanı… Hikaye bir kişisel gözlemle başlıyor ama bizi oduna, mantarlara, bakterilere ve hatta böceklere uzanan yeni bir kozmetik çağın eşiğine getiriyor.Stockholm Üniversitesi’nden malzeme kimyacısı Mika Sipponen, yüzdüğü kahverengimsi göl suyunun bitkisel maddeler açısından zengin olduğunu fark ettiğinde aklına basit ama güçlü bir soru geldi; saçı yumuşatan şey, bu sudaki doğal bileşiklerden biri olabilir miydi?

Yanıt, ağaçların yapısında bulunan lignin adlı polimerde saklıydı.Sipponen ve ekibi, odun atıklarından elde edilen lignini Hindistan cevizi yağıyla birleştirerek bir saç kremi geliştirdi.

Sonuçlar çarpıcıydı.

Lignin bazlı bu karışım, saç telinin yüzeyini düzleştiriyor, tarama sırasında uygulanan kuvveti azaltıyor ve klasik saç kremleriyle benzer bir etki gösteriyordu.

Üstelik fosil yakıt kökenli bileşenlere kıyasla çok daha çevreci bir alternatifti.2025’te Science Advances’ta yayımlanan bu çalışma, saç bakımında giderek güçlenen bir eğilimin yalnızca küçük bir parçası; petrol türevlerinden uzaklaşıp biyolojik kökenli malzemelere yönelmek.SAÇ BAKIMI ASLINDA BİR YÜZEY KİMYASIOrtalama bir insanın başında 120 ila 150 bin saç teli bulunur.

Omuz hizasındaki bir saç uzunluğu, yaklaşık altı metrekarelik bir yüzey alanı demektir.

Yani saç yıkamak, şartlandırmak ve şekillendirmek; sandığımızdan çok daha fazla malzeme bilimi ve kimya içerir.Saç teline mikroskobik ölçekte bakıldığında, üst üste binmiş pullardan oluşan bir yapı görülür.

Sert fırçalama, ısı ve kimyasal işlemler bu pulları kaldırır, saçın matlaşmasına ve kırılganlaşmasına yol açar.

Sağlıklı saçın dış yüzeyi, doğal yağlardan oluşan ince bir lipid tabakasıyla kaplıdır; iç kısmıysa büyük oranda keratin proteininden oluşur.Bu nedenle modern saç ürünlerinin çoğu, saçın yüzeyini kaplayan, sürtünmeyi azaltan ve kırıkları “düzgün göstermeyi” amaçlayan moleküller içerir.

Ancak bu moleküllerin önemli bir kısmı petrokimyasal kökenlidir ve doğada kolayca parçalanmaz.Saçın ana yapı taşı olan keratine bağlanabilen biyo-esinli proteinler, son yıllarda saç bakımında büyük ilgi görüyor.

Portekiz Minho Üniversitesi’nden biyoteknolog Artur Cavaco-Paulo, akciğer dokusunda görev yapan protein parçacıklarının keratinle etkileşime girebildiğini keşfetti.

Bu araştırmalar, bugün K18 olarak bilinen ve saç bağlarını onarmaya yardımcı olan peptidin geliştirilmesine yol açtı.Şimdi bilim insanları daha da ileri gidiyor; ipek proteinleri ile deride bulunan elastin birleştiriliyor, ardından bu hibrit proteinler E. coli bakterilerine ürettiriliyor.2025’te ACS Biomaterials Science & Engineering’de yayımlanan bir çalışmaya göre bu proteinler, saçı daha esnek ve dayanıklı hale getiriyor.

Aynı ekip, böceklerde bulunan resilin adlı elastik proteinden ilham alan moleküllerle, saçın ısıya ve mekanik strese karşı korunmasını hedefliyor.Bu yaklaşım, gıda dünyasında fermantasyonla protein üretimine oldukça tanıdık; aynı biyoteknoloji, bu kez saç için çalışıyor.ŞAMPUANIN KÖPÜĞÜ DE DEĞİŞİYORŞampuanların köpürmesini sağlayan sülfatlar, temizlikte son derece etkili ama bazı ciltlerde tahrişe yol açabiliyor.

Ayrıca çevreye karıştıklarında ekosistemler için sorun yaratabiliyorlar.

Bu yüzden bilim insanları ve markalar, gıdayla yakından ilişkili yeni yüzey aktif maddelere yöneliyor:Sophorolipidler, maya ve mantarların fermantasyonuyla üretiliyor, bebek şampuanlarında bile kullanılıyor.

Alkil poliglikozitler ise mısır, patates glukozu ve bitkisel yağlardan elde ediliyor.Bir başka umut vadeden malzeme ise kitosan.

Kabuklu deniz canlılarının, böceklerin ve mantarların hücre duvarlarında bulunan bu polisakkarit; saçı kaplayarak ısıya karşı koruma sağlayabiliyor.

Hayvansal kaynaklı kitosan yerine mantar kökenli versiyonlar tercih ediliyor, ancak bilim insanları bu moleküllerin saçta daha iyi tutunması için formülasyon üzerinde çalışıyor.Tüm bu gelişmelere rağmen, “doğal” etiketi her zaman çevre dostu anlamına gelmiyor.

Palm yağı için yok edilen ormanlar, biyolojik kökenli ama yüksek karbon ayak izine sahip üretim süreçleri ve şeffaf olmayan içerik beyanları önemli sorunlar.Bugün saç bakımında kullanılan pek çok molekül, mutfakta aşina olduğumuz dünyadan geliyor; selüloz, glukoz, yağ asitleri, proteinler, fermantasyon ürünleri… Tıpkı gıdada olduğu gibi, burada da mesele denge; işe yarayan, güvenli ve çevreyle uyumlu formüller geliştirmek.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri