Haber Detayı
Kendi sesimizi duyduğumuzda neden irkiliriz? Rahatsız eden gerçek ne?
Bir ses kaydı açıldığında yaşanan o kısa sessizlik tanıdıktır: şaşkınlık, hafif bir utanç ve kaçma isteği. Peki kendi sesimizi duymak neden bu kadar rahatsız edici geliyor? İşte merak edilenler...
Aynaya bakmak cesaret ister, ama kendi sesimizi duymak bazen daha zor gelir. Çünkü sesimiz, sandığımızdan daha fazla şey anlatır.
İşte bu yüzden kendi sesimizle karşılaşmak çoğu zaman huzursuz eder.
KENDİ SESİMİZİ DUYMAK NEDEN BİZİ RAHATSIZ EDER?
Bilimin, beynin ve benlik algısının kesiştiği ilginç bir yolculuk Bir ses kaydı açılır.
İlk saniyede tanıdık bir yüz ifadesi belirir: şaşkınlık, ardından hafif bir utanç ve çoğu zaman “Bu ben miyim?” tepkisi… Kendi sesimizi dışarıdan duymak, birçok insan için beklenmedik derecede rahatsız edicidir.
Peki neden?
Bu tuhaf hissin arkasında, kulağımızın çalışma biçiminden beynimizin benlik algısına kadar uzanan çok katmanlı bir hikâye var.
SESİMİZİ ASLINDA NASIL DUYUYORUZ?
Günlük hayatta konuşurken sesimizi iki farklı yoldan algılarız: Hava yoluyla iletim: Ses tellerinden çıkan titreşimler havada ilerler ve kulak zarına ulaşır.
Kemik yoluyla iletim: Aynı titreşimler kafatası kemikleri üzerinden doğrudan iç kulağa taşınır.
Kemik yoluyla iletim, düşük frekansları güçlendirdiği için kendi sesimiz bize daha tok, daha derin ve daha yumuşak gelir.
Oysa ses kayıtlarında bu kemik iletimi yoktur.
Duyduğumuz şey, sesimizin “ham” ve filtresiz hâlidir.
Beyin için bu fark, beklenmedik ve rahatsız edicidir.
BEYNİN “BEN” ALGISI SARSILDIĞINDA Beyin, kendimize dair bir iç kimlik haritası oluşturur.
Bu haritanın içinde yüzümüz, bedenimiz ve sesimiz de vardır.
Kendi sesimizi konuşurken duyduğumuz hâliyle “ben” kategorisine yerleştiririz.
Ancak kayıt dinlediğimizde bu model bozulur.
Beyin kısa bir an için şunu düşünür:“Bu ses, benim sandığım kişiyle örtüşmüyor.” Bu durum, bilişsel uyumsuzluğun küçük ama etkili bir versiyonudur ve huzursuzluk hissini tetikler.
RAHATSIZ EDEN ŞEY SES DEĞİL, YÜZLEŞME Kendi sesimizi dışarıdan duymak yalnızca teknik bir fark değildir; aynı zamanda duygusal bir karşılaşmadır.
Sesimiz; özgüvenimizi, kararsızlıklarımızı, konuşma hızımızı ve hatta bastırdığımız duyguları açığa çıkarır.
Bu yüzden rahatsızlık çoğu zaman sesin kendisinden değil, kendimizle beklenmedik bir anda karşılaşmaktan kaynaklanır.
Aynaya bakmak gibidir, fakat bu kez ayna bizim kontrolümüzde değildir.
NEDEN BAZI İNSANLAR DAHA FAZLA RAHATSIZ OLUR?
Herkes kendi sesini duyduğunda aynı ölçüde rahatsız olmaz.
Bunun birkaç nedeni vardır: Özgüven düzeyi: Kendini ifade etme konusunda kaygısı olan kişilerde rahatsızlık daha yoğun olabilir.
Mükemmeliyetçilik: Sesini zihninde “ideal” bir hâle getiren kişiler, kayıtla karşılaşınca daha sert bir hayal kırıklığı yaşar.
Alışkanlık: Ses kayıtlarıyla sık karşılaşan kişiler bu duruma daha hızlı adapte olur.
MİKROFON ETKİSİ: SESİMİZ GERÇEKTEN DEĞİŞİYOR MU?
Evet, kısmen.
Mikrofonlar sesi olduğu gibi değil, teknik özelliklerine göre kaydeder.
Bazıları tizleri öne çıkarır, bazıları derinliği azaltır.
Bu da “Bu ses bana ait olamaz” hissini güçlendirir.
Yani duyduğunuz ses, yalnızca sizin değil; aynı zamanda mikrofonun, ortamın ve kayıt teknolojisinin ortak ürünüdür.
ALIŞMAK MÜMKÜN MÜ?
KISA CEVAP: EVET Spikerler, oyuncular, podcast yayıncıları ve şarkıcılar bu hissi zamanla kaybeder.
Beyin, tekrar yoluyla yeni sesi de “ben” olarak tanımayı öğrenir.
Rahatsızlık geçiyorsa, sorun sesinizde değil; beynin henüz alışma sürecinde olmasındadır.
KÜÇÜK BİR KEŞİF NOTU Bir dahaki sefere kendi sesinizi duyup irkildiğinizde şunu hatırlayın: O ses, herkesin sizi duyduğu ses.
Size yabancı gelmesi, yanlış olduğu anlamına gelmez.
Sadece siz, kendinizi yıllardır farklı bir iç pencereden dinliyordunuz.
Belki de bu rahatsızlık, insanın kendini tanıma yolculuğundaki en dürüst duraklardan biridir.
Görsel Kaynak: shutterstock