Haber Detayı
Osmanlı’nın Yatağan Kılıcı: Silah mı, Sanat mı?
Kılıç ustası Murat Polat, Osmanlı’dan kalan yatağan kılıcının ters kavisi, kulaklı kabzası ve işlemeleriyle yalnızca bir silah değil, kimlik taşıdığını anlattı.
Osmanlı’nın Yatağan Kılıcı: Silah mı, Sanat mı?
Murat Polat, Osmanlı mirası yatağan kılıcının kulaklı kabzası, gövdesindeki derin kavis ve üzerindeki nakışlarla sadece bir silah olmadığını, aynı zamanda bir kimlik taşıdığını vurguladı.
İzmir’in tarihi Kemeraltı Çarşısında antika dükkanı işleten Polat, duvarlarında sergilediği yatağanları anlatarak bu eşsiz eserlerin tasarım dehasını gözler önüne serdi.
Ters kavisin sırrı: "Kurt dişi" etkisi Yatağanı diğer kılıçlardan ayıran en belirgin özellik, alışılmışın aksine içe doğru yönelen ters kavisidir.
Polat, bu tasarımın tesadüf olmadığını söyleyerek şunları aktardı: "Geleneksel kılıçlar savurma odaklıyken, yatağanın ağırlık merkezi uç kısmına yakındır.
Bu, darbeye balta benzeri bir yıkıcılık katar.
Ters eğim, düşman silahını kenetleyip etkisiz hale getirmede benzersiz bir avantaj sağlar.
Yeniçerilerin günlük kıyafetleriyle dahi taşıyabildiği bu kılıç, hem bir savaş alanı silahı hem de bir öz savunma aracıdır." Kulaklı kabza: Elin kılıçla bütünleşmesi Yatağanın en ikonik parçası olan kulaklı kabza, genellikle kemik, fildişi veya boynuzdan yapılır.
Polat, bu kulakların estetikten öte bir işlev taşıdığını belirtti: sert bir vuruşta kılıcın elden kaymasını önleyen bu geniş başlıklar, savaşçının kılıcıyla adeta tek vücut olmasını sağlar.
Polat, yatağanı "sahibinin inancını ve karakterini yansıtan bir tuval" olarak tanımlıyor.
Kılıçların üzerindeki işlemelerde 'Fetih' ve 'Nadi Ali' duaları gibi manevi ifadeler, ayrıca Amel-i (Ustanın adı) ibaresiyle ustanın mührü, eserlere ayrı bir anlam kazandırır.
Gümüş kakmalar, mercan süslemeler ve bitkisel motifler yatağanı bir takı kadar zarif kılar.
Yatağan’dan kasabasından dünyaya Adını Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Yatağan kasabasından alan bu kılıç, Osmanlı ordusunun "kul" sistemindeki en sadık dostuydu.
Polat, yatağanın tarihsel yolculuğunu özetleyerek onu "Türk kılıç sanatının ulaştığı en rafine nokta" şeklinde nitelendiriyor: "O, hem bir fırtına kadar sert hem de bir şiir kadar zariftir." Bugün yatağan kılıçları müze raflarında yalnızca bir antika değil; bir imparatorluğun disiplinini, estetiğini ve gücünü temsil etmeye devam ediyor. (TK-ÖA-) Osmanlı'nın keskin mirası: Bir infaz değil sanat eseri 'yatağan'