Haber Detayı

Bakanlar Memişoğlu ve Ersoy, Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu'nda konuştu Açıklaması
Güncel haberler.com
13/01/2026 17:07 (3 saat önce)

Bakanlar Memişoğlu ve Ersoy, Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu'nda konuştu Açıklaması

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını bilimsel, etik ve mevzuat temelli bir çerçevede sağlık sistemimizin bir parçası haline getirmiş bulunuyoruz.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını bilimsel, etik ve mevzuat temelli bir çerçevede sağlık sistemimizin bir parçası haline getirmiş bulunuyoruz." dedi.Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu ile Sağlık Bakanlığınca düzenlenen "Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu", Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirildi.Sağlık Bakanı Memişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi Konferans Salonu'nda düzenlenen sempozyumda yaptığı konuşmada, Anadolu'nun binlerce yıl şifanın, ilmin, sanatın ve merhametin merkezlerinden biri olduğunu ifade etti.Bu topraklarda tıbbın insanı bedeniyle, ruhuyla ve yaşadığı çevreyle birlikte ele alan bütüncül bir anlayış olarak geliştiğini belirten Memişoğlu, "İslam ve Türk medeniyetlerinin sağlığı merkeze alan bu yaklaşımı, Orta Asya'dan Anadolu'ya, Selçuklu'dan Osmanlı'ya uzanan güçlü bir gelenek haline getirmiştir." dedi.Memişoğlu, Kayseri'de 1206'da hizmete açılan Gevher Nesibe Sultan Darüşşifası'nda tıp eğitimi ile hasta bakımının aynı çatı altında yürütüldüğünü, bugünkü anlamda buranın bir tıp fakültesi niteliği taşıdığını belirtti.Selçuklu'dan Osmanlı'ya uzanan bu şifahane geleneğinin Edirne Darüşşifası ile daha da kurumsallaştığını dile getiren Memişoğlu, Sultan II.

Bayezid Külliyesi içerisinde yer alan bu merkezin tıbbın, mimarinin, müziğin ve sosyal hayatın bir bütün olarak ele alındığı ileri bir sağlık anlayışını temsil ettiğini söyledi.Memişoğlu, aynı dönemde Avrupa'da ruhsal hastalıkların dışlanma ve cezalandırmayla karşılandığını, Anadolu'da müzikle, mimari ve çevresel unsurlarla şekillenen bir tedavi anlayışı benimsendiğini anlattı.Sevgi ve merhametin insanın en kadim şifa kaynaklarından olduğunu ifade eden Memişoğlu, "Bu coğrafyada tıp yalnızca uygulamayla değil, bilgiyle, kayıtla ve bilimsel yöntemle de gelişmiştir.

Sabuncuoğlu Şerefeddin'in cerrahi atlası, kullanılan cerrahi aletleri ve yöntemleri ayrıntılı biçimde tanımlayan öncü bir eser olarak bu geleneğin en önemli örneklerinden biridir." dedi.Memişoğlu, İbn-i Sina'nın tıbbı Horasan'dan Endülüs'e uzanan ilim yolculuğunda Tıbbın Kanunu adlı 5 ciltlik külliyatıyla sistematik bütünlük içerisinde ele aldığını, sadece kendi çağını değil, yüzyıllar boyunca dünya bilimini derinden etkilediğini, bu eserin çeşitli dillere çevrilerek asırlar boyunca Batı tıbbının temel başvuru kaynağı olduğunu söyledi.Bakan Memişoğlu, İbn-i Sina'nın hekimliğin temel amacını hastalığı tedavi etmekten önce sağlığın korunması olarak tanımladığını dile getirerek, bu anlayışı esas alarak koruyucu sağlık hizmetlerini merkeze alan bir sağlık politikası yürüttüklerini belirtti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonuyla hayata geçirdikleri "Koruyan, Geliştiren ve Üreten" sağlık modeliyle geçmişte devraldıkları birikimi çağın imkanlarıyla buluşturduklarını bildiren Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün bizler, geçmişin birikimini geleceğin bilimiyle buluşturarak yeni İbn-i Sina'ların, Safiye Ali'lerin, Gazi Yaşargil'lerin yetiştiği bilimsel çalışmaların ortaya konulduğu güçlü bir sağlık ekosistemi inşa etmek için kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz.

Bu köklü birikimin bugün nasıl bir hafızaya ve estetik dile dönüştüğünü ise sempozyum kapsamında ziyaretçilerle buluşan 'Taşa Kazınan Şifa' sergisi son derece çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır.

Sergi, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dünyasında şifayı kurumsallaştıran kadınların izini, mimariyle iç içe geçmiş sembolik bir dille bugüne fısıldamaktadır.""83 GETAT uygulama merkezinde 13 bin 485 sertifikalı hekimimizle hizmet vermekteyiz"Bakan Memişoğlu, Emine Erdoğan'ın himayesinde gelişen geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını aile hekimliğinde de yapılabilir hale getirdiklerini ve gelecek dönemde daha da yaygınlaştırmayı hedeflediklerini, böylece birinci basamakta koruyucu sağlık anlayışını güçlendiren bütüncül bir hizmet sunmayı amaçladıklarını vurguladı.Memişoğlu, şunları kaydetti: "Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını bilimsel, etik ve mevzuat temelli çerçevede sağlık sistemimizin bir parçası haline getirmiş bulunuyoruz.

Ülkemizde 83 GETAT uygulama merkezi, 2 bin 160 ünite ve 13 bin 485 sertifikalı hekimimizle insanımıza hizmet vermekteyiz.

Bugüne kadar 1,5 milyon vatandaşımız toplamda 3 milyon kez bu hizmetlerden faydalanmıştır.

Bugün burada düzenlenen bu sempozyum, geçmişten bugüne taşınan insan merkezli sağlık anlayışını görünür kılarken, geleceğe yönelik güçlü bir düşünsel zemini oluşturmaktadır.

Hekimlerimizden akademisyenlerimize, sanatçılarımızdan araştırmacılarımıza uzanan bu kıymetli buluşmanın sağlık alanında düşünsel derinliği artıracağına, kültür ve sanatın iyileştirici gücüne dair güçlü bir farkındalık oluşturacağına inanıyorum.""Sanatın iyileştirici gücü, modern tıbbın insana dokunan yönünü güçlendirmektedir"Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da tıbbın insanın hem bedenini hem de ruhunu anlamaya yönelik bir ilim, kültür ve sanatın ise insanın ruhunu besleyen, ona derinlik kazandıran en güçlü ifade alanları olduğunu kaydetti.Bu iki alanın insanlığın ortak hafızasını, estetik anlayışını ve şifa arayışını birlikte şekillendirdiğini belirten Ersoy, Anadolu'nun kadim topraklarının bu bütüncül yaklaşımın en zengin örneklerine ev sahipliği yaptığını, bu yaklaşımın düşünsel temellerini, büyük hekim ve filozofların eserlerinde de açıkça gördüklerini anlattı.Ersoy, Farabi'nin ilim ile sanatı birbirinden ayırmadan müziği yalnızca estetik alan olarak değil, insan ruhunu dengeleyen ve iyileştiren bir unsur olarak ele aldığını belirtti.İbn-i Sina'nın da tıbbı yalnızca hastalığı tedavi eden disiplin değil, insanın bedeni, ruhu ve çevresiyle bir bütün olarak ele alınması gereken hikmet alanı olarak tanımladığını, onun eserlerinde müzik, ritim, çevresel estetik ve psikolojik durumun tedavi sürecindeki rolünün açıkça vurgulandığını aktaran Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu anlayış Osmanlı medeniyetinde kurumsal boyut kazanmıştır.

Özellikle Edirne'deki II.

Bayezid Darüşşifası, tıp ile sanatın bir arada uygulandığı en seçkin merkezlerden biri olmuştur.

Burada musiki, su sesi ve mimarinin estetik dili, hastaların ruhsal dengesini destekleyen bir tedavi unsuru olarak kullanılmıştır.

Darüşşifada hastaların durumuna göre belirli musiki makamları kullanılmış, su sesiyle desteklenen mimari düzen, hastaların zihinsel dinginliğini artıracak biçimde tasarlanmıştır.

Ney, ud ve rebab gibi enstrümanlarla icra edilen musiki, özellikle ruh sağlığı tedavisinde tamamlayıcı bir yöntem olarak değerlendirilmiştir.

Sultan II.

Bayezid Külliyesinin şifahanesinde hastalara bakılmış, medresesinde öğrenciler yetiştirilmiş, camisinde ibadet edilmiş, tabhanesinde misafirler ağırlanmış, aşhanesinde ise fakir fukara doyurulmuştur.

Ecdadımızın darüşşifa olarak kullandığı külliyeler bugün de bize emanettir."Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı birçok darüşşifa bulunduğunu anlatan Bakan Ersoy, Tokat'taki Gök Medrese adıyla bilinen Muineddin Pervane Darüşşifası, Kastamonu'daki Yılanlı Külliyesi Darüşşifası, İstanbul'daki Çoban Mustafa Paşa Darüşşifası, Üsküdar Atik Valide Darüşşifası, Kayseri'deki Gevher Nesibe Medresesi, Manisa'daki Ayşe Hafsa Sultan Darüşşifasının ilk akla gelenler arasında yer aldığını anımsattı.Ersoy, "Darüşşifalardan medreselere kadar pek çok alanda tedavi ile sanatın akıl ile kalbin birlikte ele alındığını görüyoruz.

Bu sempozyum, işte bu kadim geleneğin çağdaş bir yansımasıdır.

Günümüzde tıp bilimi büyük bir hızla ilerlerken, insanı yalnızca biyolojik bir varlık olarak ele almak yeterli değildir.

Sanatın iyileştirici gücü, modern tıbbın insana dokunan yönünü güçlendirmektedir." dedi.Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak kültürü hayatın her alanına taşıyan bir anlayışla çalıştıklarını vurgulayan Ersoy, sanatın, bilimin ve insan sağlığının kesiştiği bu tür platformları son derece kıymetli bulduklarını dile getirdi."Kültürle güçlenen bir toplum, geleceğe daha sağlam adımlarla yürür.

Bu sempozyumun, disiplinler arası yeni bakış açıları geliştirilmesine, ortak projelerin doğmasına ve kalıcı işbirliklerinin kurulmasına vesile olmasını temenni ediyorum.

Bilginin sanatla, bilimin insan hikayesiyle buluştuğu her adım, medeniyet yolculuğumuza değer katacaktır." ifadelerini kullanan Ersoy, programa katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlara, emeği geçen herkese teşekkür etti.

İlgili Sitenin Haberleri