Haber Detayı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Tahran'daki Yabancı Misyon Şefleriyle Bir Araya Geldi
Tahran'daki yabancı misyon şefleri ve Büyükelçiler ile bir araya gelen İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran'daki protestolara ilişkin, "8 Ocak'tan 10 Ocak'a kadar olan süreçte, terörist unsurların, silahlı grupların ve silahların protesto alanına girdiğine, bu silahların göstericiler arasında dağıtıldığına tanık olduk. Bu durum, protestoları asli çizgisinden saptırarak şiddet, kan dökme ve kaosa sürüklemeyi amaçlayan yeni bir planın devreye sokulduğunu açıkça ortaya koydu" dedi. Arakçi, "Biz savaş istemiyoruz. Ancak savaşa hazırız ve hatta önceki 12 günlük savaşa kıyasla daha hazırlıklıyız" ifadelerini kullandı.
(ANKARA) - Tahran'daki yabancı misyon şefleri ve Büyükelçiler ile bir araya gelen İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran'daki protestolara ilişkin, "8 Ocak'tan 10 Ocak'a kadar olan süreçte, terörist unsurların, silahlı grupların ve silahların protesto alanına girdiğine, bu silahların göstericiler arasında dağıtıldığına tanık olduk.
Bu durum, protestoları asli çizgisinden saptırarak şiddet, kan dökme ve kaosa sürüklemeyi amaçlayan yeni bir planın devreye sokulduğunu açıkça ortaya koydu" dedi.
Arakçi, "Biz savaş istemiyoruz.
Ancak savaşa hazırız ve hatta önceki 12 günlük savaşa kıyasla daha hazırlıklıyız" ifadelerini kullandı.İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Dışişleri Bakanlığı'nda, Tahran'da görev yapan yabancı misyon şefleri ve büyükelçileri kabul etti.
İran'ın Ankara Büyükelçiliği'nin resmi X hesabından yapılan paylaşımda Arakçi'nin açıklamalarına yer verildi.
Toplantıyı düzenleme amacının İran'da yaşananlar hakkında konuşmak ve elde ettikleri bulguları paylaşmak olduğunu dile getiren Arakçi, şunları kaydetti: "Birkaç hafta sonra Devrimin 47. zafer yıl dönümünü kutlayacağız.
Bu durum, İran halkının yıllar boyunca bağımsızlığını ve onurunu korumak için ne kadar zorlu ve inişli çıkışlı bir yoldan geçtiğini ve aynı zamanda yabancı güçlerin İran üzerinde nüfuz kurma girişimleriyle nasıl mücadele ettiğini göstermektedir.28 Aralık'tan itibaren, ağırlıklı olarak çarşılar, esnaf ve iş insanları düzeyinde bazı protestolara tanık olduk.
İran Anayasası'na göre her İran vatandaşının barışçıl şekilde itirazını dile getirme hakkı bulunmakta olup, tamamen barışçıl gösteriler bu amaçla gerçekleştirildi. 28-30 Aralık tarihleri arasında, ilk aşamada, çoğunlukla çarşılar ve esnaf düzeyinde barışçıl protestolar yaşandı ve hükümet derhal bu kesimlerin temsilcileriyle diyaloğa başladı.Cumhurbaşkanı, Esnaf ve Ticaret Odası Başkanı ile bir grup iş insanı ile bir araya geldi.
Ekonomiden sorumlu bakanlar da toplantılar yaparak esnafın taleplerini dinledi ve bazı ekonomik tedbirler ile reformları tasarlayıp uygulamaya koydu.
Gösteriler, barışçıl amaçlarla ve bir itiraz biçimi olarak gerçekleştirildiğinden, esnaf ve iş insanları sorunlarını dile getirdi; hükümet onları dinledi ve ilk aşamada protestolar azalmaya başladı, yerini diyaloğa bıraktı.""İkinci aşamada protestolara yeni kişiler katıldı"Protestoların ilk aşamasının "barışçıl bir şekilde sona erdiğini" belirten Arakçi, "Ancak ikinci aşamada protestolara yeni kişiler katıldı.
Bu aşamada protestolar şiddete dönüştü.
Batılı ülkeler ve bizzat ABD dahil olmak üzere birçok ülke bu tür gösterileri tecrübe etmiştir.
Güvenlik güçlerimiz tam bir hoşgörüyle hareket etti ve şiddeti önlemeye çalıştı. 1–7 Ocak tarihleri arasında, bazı şiddet olaylarının da eşlik ettiği bu tür protestolarla karşı karşıya kaldık; ancak bunlar bizim açımızdan tolere edilebilir düzeydeydi" dedi.
Arakçi, sözlerini şöyle sürdürdü: "8 Ocak'tan 10 Ocak'a kadar olan süreçte, terörist unsurların, silahlı grupların ve silahların protesto alanına girdiğine, bu silahların göstericiler arasında dağıtıldığına tanık olduk.
Bu durum, protestoları asli çizgisinden saptırarak şiddet, kan dökme ve kaosa sürüklemeyi amaçlayan yeni bir planın devreye sokulduğunu açıkça ortaya koydu."Kaos amaçlayan unsurlar, ABD'nin müdahale etmesi için ölü sayısını artırma yönünde hareket ettiler"Bu silahlı unsurlar polise ve güvenlik güçlerine ateş ediyordu, ancak sadece polise değil, sivil insanlara da ateş ettiklerini fark ettik.
Tek amaçları ölü sayısını artırmaktı; çünkü ABD Başkanı, halkla bir çatışma olursa İran'a saldıracağını açıklamıştı ve bu, diğer ülkelerin iç işlerine açık bir müdahaleydi.
Bu nedenle, kaos çıkarmayı amaçlayan unsurlar, ABD'nin müdahale etmesi için ölü sayısını artırma yönünde hareket ettiler. 'Göstericilerin arasında ateş edin, eğer yapabiliyorsanız polise, yapamıyorsanız sivillere, önünüzdeki kız, oğlan fark etmez ateş edin, önemli olan yalnızca ölü sayısının artması ve daha fazla kan dökülmesidir' diyen sesler kaydettik."Arkasında ABD ve İsrail'in müdahalesi olduğuna işaret eden çok sayıda kanıda sahibiz"Bu terörist hareketin arkasında ABD ve İsrail'in müdahalesi olduğuna işaret eden çok sayıda belge ve kanıta sahibiz.
İsrail medyası, İran'da operasyon planladıklarına dair iddialarla doludur.
Eski CIA Başkanı Mike Pompeo'nun, 'Yeni yılı sokaklardaki halkla ve onların yanında bulunan Mossad ajanlarıyla kutluyorum' şeklindeki twit paylaşımı ise açık bir itiraftır; bu, Farsça konuşan Mossad ajanlarının İran sokaklarında bulunduğunu göstermektedir.
Bu konuları yakından takip ediyoruz.
Açıklamalarıyla can kayıplarının artmasına yol açanları sorumlu tutuyoruz; herkes kendi sorumluluğunu kabul etmek zorundadır.""İran'da protesto hakkını herkes için tanıyoruz"Arakçi, "bazı Batılı ülkelerin tutumlarının ilginç olduğuna" değinerek, şöyle konuştu: "Terörizmi kınamak yerine polislerimizi suçluyorlar.
Aynı ülkeler, Gazze'de 70 bin kişinin hayatını kaybetmesini görmezden geldiler.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını kınamadılar ama şimdi teröristlere timsah gözyaşı döküyorlar.
Biz, İran'da protesto hakkını herkes için tanıyoruz; ancak ayaklanma, kamu malına zarar verme, terör eylemleri ve silahlı saldırılar hiçbir ülke tarafından tolere edilmez.
Yanlış tutum sergileyen ülkelerin, sahadaki gerçekliği dikkate almasını umuyorum.Son istatistiklere göre, halkımız bu isyanların durdurulmasını ve bunlarla ilgilenilmesini istiyor.
Halkın sadece yüzde 30'u bu isyanların ekonomik sorunlardan kaynaklandığına inanırken, yüzde 70'ten fazlası kökeninin yabancı olduğuna inanıyor.""Diğer ülkelerin yanlış hesaplamalara girişmemesini umuyoruz""Biz kendi halkımızın intikamını alacağız ve bunu hem uluslararası mercilerde hem de ülke içinde takip edeceğiz" ifadelerini kullanan Arakçi, "Güvenlik güçleri şu anda durumu kontrol altında tutuyor.
Diğer ülkelerin yanlış hesaplamalara girişmemesini umuyoruz.
Bu üç günde yaşananları, İran'da kaos yaratmak için dışarıdan planlanan 12 günlük savaşın devamı olarak görüyoruz, ancak halk, dayanışmasıyla onlara karşı koydu.
Bu sefer, belki de yabancı müdahale için bir zemin oluşturmak amacıyla içeriden terör eylemleri başlatmaya çalıştılar ve bu da onlar için başka bir yanlış hesaplama oldu.
Şu anda güvenlik güçleri tüm şehirleri kontrol altında tutuyor" dedi."Savaş istemiyoruz""Önleyici bir operasyonun gündemlerinde olmadığını" belirten Arakçi, "Biz savaş istemiyoruz.
Ancak savaşa hazırız ve hatta önceki 12 günlük savaşa kıyasla daha hazırlıklıyız.
Savaşı önlemenin en iyi yolu, savaşa hazır olmaktır ki düşmanlar yanlış hesaplara kapılmasın.
Biz müzakereye de hazırız; ancak bu müzakere adil, onurlu, eşit konumda, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde olmalıdır.
Gerçek ve ciddi bir müzakere istiyoruz; bazı ülkelerin alışkanlığı olan dayatma ve dikte etmeye dayalı bir süreç değil" diye konuştu.