Haber Detayı

Su Konferansı İzmir'de yapıldı
Türkiye cumhuriyet.com.tr
13/01/2026 14:56 (2 saat önce)

Su Konferansı İzmir'de yapıldı

İklim krizi nedeniyle stratejik önemi her geçen gün artan su kaynaklarının geleceği, İzmir’de tüm paydaşların katılımıyla mercek altına alındı. Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) ev sahipliğinde, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve İzmir Ticaret Borsası’nın katkılarıyla düzenlenen “Su Konferansı”, İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’nde yapıldı. Konferansa İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Sağlıklı Kentler Birliği başkanı Dr. Cemil Tugay'da katıldı.

ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, düzenlenen Su Konferansı’nda yaptığı açılış konuşmasında, suyun sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik büyüme açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Zorlu, “Kamu ve özel sektörün, üniversitelerimizin ve sivil toplumun su gibi hayati bir başlık etrafında buluşması son derece anlamlı ve kıymetli” dedi.

ESİAD olarak 34 yıldır sürdürülebilir kalkınma ve rekabet gücü hedefiyle çalıştıklarını ifade eden Zorlu, sürdürülebilirlik ve yeşil-döngüsel ekonomi ekseninde su yönetiminin kritik bir rol oynadığını söyledi.

Zorlu, Türkiye’nin ciddi su stresi altında olduğunu hatırlatarak, “Suyu sadece bir kaynak olarak değil; her damlası ölçülen, planlanan ve yeniden kazanılan stratejik bir unsur olarak görmeliyiz.

Su yoksa üretim yoktur, su yoksa sürdürülebilir kalkınma mümkün değildir, su yoksa kentlerde yaşam son derece zordur” dedi.

GENÇLERE YÖNELİK FARKINDALIK ÇALIŞMALARI Zorlu, ESİAD’ın su konusunu geçtiğimiz yıldan itibaren faaliyetlerin odağına taşıdığını belirterek, “AB Türkiye Delegasyonu iş birliğiyle gençler için düzenlediğimiz Climathon’un 2025 yılı temasını Sürdürülebilir Su olarak belirledik” dedi.

Ayrıca Zorlu, “Kentimiz İzmir Derneği ile iş birliğinde gerçekleştirdiğimiz ‘Suyun İzindeki Mucitler’ projesi kapsamında ortaöğretim öğrencilerinin suyun doğru kullanımına yönelik çözüm ve proje becerilerini geliştirmelerine destek olduk” diye ekledi.

SUYUN YÖNETİMİ VE TEKNOLOJİ ÖNEMİ Zorlu, konuşmasında su yönetiminde bilgi ve veri temelli karar alma, teknoloji ve yenilikçi uygulamalar, uzun vadeli planlama ve şeffaf yönetişimin önemine değindi. “Su, tek bir kurumun görev ve yetki alanına sığmayacak kadar büyük ve çok boyutlu.

Bu nedenle merkezi ve yerel yönetimler, iş dünyası, akademi ve sivil toplumun ortak amaç doğrultusunda eşgüdümlü hareket etmesi kritik önemde” dedi.

Zorlu, İzmir ve çevresi için hazırladıkları kapsamlı rapor çalışmasından da bahsederek, “Raporda iklim değişikliğinin su kaynaklarına etkilerini; tarımda, sanayide ve kentlerde verimli su yönetiminin yollarını ele alacağız. 2026 yılı içinde kamuoyuyla paylaşmayı hedefliyoruz” dedi.

TARİHSEL ÖRNEK VE YASAL ÇERÇEVE Konuşmasında su yönetiminin tarihsel önemine de değinen Zorlu, “2015 yılında Denizli’de Laodikya Antik Kentinde yapılan kazılarda, suyun kullanım koşullarını düzenleyen 1900 yıllık bir yazıt bulundu.

Bu yazıt, geçmişten bugüne su yönetiminin temel bir mesele olduğunu gösteriyor” dedi.

Zorlu, uzun süredir beklenen Su Kanunu’nun bu yıl yasalaşacak olmasını da vurgulayarak, “Bu düzenlemeyle suyun korunması, verimli kullanımı ve sürdürülebilir yönetimi yasal bir çerçeveye kavuşacak” dedi.

Zorlu, su yönetimi tartışmasının yalnızca ulusal değil, küresel gündemin de parçası olduğunu belirterek, “Bu yıl Antalya’da yapılacak COP31 toplantısında suyun iklim kriziyle mücadeledeki rolünün küresel ölçekte ele alınmasını bekliyoruz.

Aynı şekilde İzmir’in 2030 Misyon Kent hedefi doğrultusunda su yönetimi en kritik başlıklardan biridir” dedi.

BÜLENT UÇAK: “SU, ARTIK STRATEJİK BİR MESELE” İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak, konuşmasında, sanayi, tarım ve kentler özelinde su kullanımının ele alınacağını belirtti.

Uçak, “Bugün yalnızca bir doğal kaynağı değil; yaşamın kendisini, üretimin sürekliliğini, gıda güvenliğini ve geleceğimizi konuşmak üzere toplandık.

Su, artık sadece çevresel bir başlık olmaktan çıkarak stratejik, ekonomik ve toplumsal bir mesele haline geldi” dedi.

Küresel su kullanımının son yirmi yılda yüzde 25 oranında arttığını vurgulayan Uçak, “Bu artışın önemli bir kısmı zaten su stresi yaşayan bölgelerde gerçekleşiyor ve bu asla göz ardı edilmemeli” ifadelerini kullandı.

Yeryüzündeki toplam su varlığının yalnızca yüzde 3’ünün tatlı su olduğunu ve erişilebilir kısmın çok sınırlı olduğunu hatırlatan Uçak, suyun korunması gereken en stratejik varlık olduğunu söyledi.

İklim değişikliğinin su döngüsünü kökten değiştirdiğine işaret eden Uçak, aşırı hava olaylarının tarımsal verimliliği, gıda güvenliğini ve ekonomiyi olumsuz etkilediğini kaydetti. “Su kıtlığı, sadece bir çevre sorunu değil.

Tarımsal üretimin azalması, gıda güvenliği ve ekosistem risklerini barındıran çok boyutlu bir etkidir.

Bu nedenle risklere karşı hazır olmalı ve iyi planlama yapmalıyız” dedi.

Tarım sektörünün su kullanımındaki payına değinen Uçak, “Küresel tatlı su tüketiminin yaklaşık yüzde 70’ini, ülkemiz tatlı su tüketiminin ise yüzde 77’sini tarım oluşturuyor.

Bu durum, tarımı su yönetiminde en büyük paydaş ve sorumluluk sahibi sektör haline getiriyor” ifadelerini kullandı.

Uçak, tarımsal sulamada geleneksel yöntemlerin konfor alanından çıkıp, akıllı ve sürdürülebilir sistemlere geçilmesinin zorunluluk haline geldiğini söyledi.

Tarım Bakanlığı’nın yeni destekleme modeline de değinen Uçak, modelin orta ve uzun vadede tarımda su kullanımını daha etkin hale getireceğine inandığını dile getirdi.

İTB olarak suyu tarım-gıda değer zincirinin tamamını ilgilendiren stratejik bir unsur olarak ele aldıklarını açıklayan Uçak, “Üreticilerimizin vahşi sulamadan vazgeçerek modern ve akıllı sulama sistemlerine geçişini hızlandırmak için İzmir Tarım Teknoloji Merkezi bünyesinde pamuk yetiştiriciliğinde değişken oranlı sulama prensibini konu alan Dijital Sulama Yönetimi Projesini yürütüyoruz” dedi.

Projeden elde edilen ön sonuçlara göre önemli miktarda su tasarrufu sağlandığını belirten Uçak, akıllı sulama yöntemlerinin ülke genelinde uygulanması halinde su tasarrufu potansiyelinin yüksek olduğunu vurguladı.

Etkinlik kapsamında işlenecek “Sanayide Su” ve “Kentlerde Su” başlıklarının tarımla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Uçak, “Sanayide suyun geri kazanımı ve kentlerde altyapı kayıplarının önlenmesi, tarım için ihtiyaç duyulan su rezervlerini doğrudan etkiliyor.

Sürdürülebilir su yönetimi; veri paylaşımı, teknolojik inovasyon ve kurumlar arası güçlü iş birliği ile mümkündür” dedi.

Konferansın, suya dair farkındalığı artıran ve geleceğe somut çözüm önerileri sunan verimli bir platform olmasını temenni ettiğini söyleyen Uçak, “İzmir Ticaret Borsası olarak olası iş birliklerinde üzerimize düşen sorumluluğu geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da yerine getirmeye hazırız” ifadelerini kullandı.

HAKAN ÜRÜN: SU GELECEĞİN BİTCOİN'İ ESİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, açılış konuşmasında, Dünya Ekonomik Forumu Küresel Riskler Raporu’na dikkat çekerek, “10 yıl içinde beklenen risklerin yarısı iklim kaynaklı.

Eğer bugün burada biz de Su Konferansı düzenleme ihtiyacı hissettiysek ve çok değerli konuklarımız bu konferans için burada ise adım adım beklenene yaklaşıyoruz demektir” dedi.

Suyun gelecekteki önemine vurgu yapan Ürün, “Su, geleceğin bitcoin’i, geleceğin altını olacak.

Uluslararası arenada su için ‘mavi altın’, ‘mavi petrol’ ifadeleri kullanılıyor.

Azalan su kaynaklarımızın tamamen kuruması, var olanlardaki kirliliğin artması ve ticaret savaşlarının bir benzerinin su savaşları için de olması bekleniyor” diye konuştu.

Ürün, İzmir’de su kaynaklarının verimli kullanımına dair çalışmaların önemine değinerek, “Yaşamın temel unsuru olan suyu verimli kullanmayı, yeni su kaynakları üretmeyi ve denizden arıtma gibi alternatif önerileri konuşuyor olmamız çok kıymetli” dedi.

Birleşmiş Milletler’in 2025 Su Raporu’nu hatırlatan Ürün, “Yaklaşık 4 milyar insan, yani dünya nüfusunun yarısı, yılın en az bir bölümünde ciddi su kıtlığı yaşıyor.

Bu nedenle bugünlerin yarınlarını da düşünmek zorundayız” dedi.

Ürün, tarımın su kullanımında öncelikli sektör olduğunu belirterek, Türkiye’de ve dünya genelinde su kullanım dağılımına dikkat çekti.

Sürdürülebilir su kullanımının bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Ürün, “Gelecek nesillerin su hakkını korumak bir tercih değil, ortak bir sorumluluktur” dedi.

Sanayi ve çevre ilişkisine de değinen Ürün, “Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak üretimde suyu verimli kullanan, yağmur suyu hasadı yapan ve atık sularını geri kazanan üyelerimizi ödüllendiriyoruz.

Suyu tüketen her kesim için yayımlanan Su Verimliliği Yönetmeliği ile sanayicilerimizin kendi bünyelerinde Su Verimliliği Yönetim Sistemi kurmaları artık yasal bir zorunluluk haline geldi” diye konuştu.

Ürün, tarım sektöründe de somut adımların atılması gerektiğini belirterek, “Organize sanayi bölgelerinde arıtılmış atık suların yeniden kullanımıyla yürütülen projeleri çok kıymetli buluyorum.

Yeşil OSB Belgesi almaya hak kazanan Tire, Pancar ve Aliağa OSB’lerimizi tebrik ediyorum” dedi.

Ürün, konuşmasını şöyle tamamladı: “20.

Dünya Su Kongresi’nin seneye İstanbul’da yapılacak olması, yol haritamızı şekillendirme ve toplumsal bilincin artırılması açısından oldukça faydalı olacak.

Bugün suya sahip çıkmak, yarının sürdürülebilir yaşamını güvence altına almak ve olası su savaşlarına karşı stratejik bir adım atmaktır.” CEMİL TUGAY İZMİR’DE SU KONFERANSI’NDA KONUŞTU: “SU, KENTLERİN GELECEĞİNİ BELİRLİYOR” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr.

Cemil Tugay, “Su, yalnızca çevresel bir mesele değil; kentlerin güvenliği, ekonominin sürekliliği, tarımın geleceği ve toplumsal refahın temelini belirleyen stratejik bir kaynaktır” dedi.

Tugay, konuşmasında su ve iklim krizinin artık soyut bir gelecek senaryosu olmaktan çıktığını, yaşanan gerçeklerin bugüne dair bir sorun olduğunu vurguladı.

Dünyada suyun büyük bölümünün denizlerde bulunduğunu, insanın günlük yaşamında kullandığı tatlı suyun ise yalnızca yüzde 2,5 olduğunu hatırlatan Tugay, “Bu tablo, suyu sınırsız değil, dikkatle korunması gereken stratejik bir varlık olarak ele almamız gerektiğini gösteriyor” dedi.

Küresel ölçekte su krizine de değinen Tugay, “Bugün dünya nüfusunun yaklaşık yarısı, yılın en az bir ayında ciddi su kıtlığıyla karşı karşıya.

Sıcaklık artışı 2 dereceye ulaştığında 800 milyon ile 3 milyar insanın, 4 derece senaryosunda ise yaklaşık 4 milyar insanın su kıtlığı yaşayacağı öngörülüyor” bilgisini paylaştı.

Türkiye’de durumun da ciddi olduğunu belirten Tugay, özellikle Gediz ve Küçük Menderes havzalarının İzmir için kritik olduğunu söyledi.

Tarım ve sanayide su kullanımına dikkat çeken Tugay, “Yem bitkileri, tahıllar, endüstri bitkiler ve yağ bitkileri, suyu en fazla tüketen ürünler.

Ancak bu ürünler aynı zamanda kamu destekleriyle en çok teşvik edilenler arasında yer alıyor.

Dolayısıyla mesele, tarımı desteklememek değil; hangi ürünü, hangi havzada, hangi suyla desteklediğimizi yeniden düşünmektir” dedi.

Sanayide suyun akıllıca ve verimli kullanılması gerektiğine dikkat çeken Tugay, evsel kullanımda ise gri su dönüşümünün önemine vurgu yaptı.

Tugay, “Lavabo ve duşlardan gelen gri suların geri kazanımıyla binalarda şebeke suyu tüketimini yüzde 30 ila 50 arasında azaltmak mümkün.

Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak Gri Su Koordinasyon Ekibi’ni kurduk ve bu deneyimi kent geneline yaymak için paydaşlarla işbirliği sürecini başlattık” dedi.

TUGAY: DENİZ SUYU ARITMA SİSTEMİYLE YENİ KAYNAK Konuşmasında yeni su kaynakları yaratma ve altyapı yatırımlarına da değinen Tugay, “Yeni kuyular açıyor, mevcut kuyularımızı yeniliyor, altyapımızı daha verimli hale getiriyoruz.

DSİ tarafından barajların yapımı, su talebinin karşılanması ve maliyetlerin düşürülmesi açısından son derece kritik.

Ayrıca deniz suyu arıtma sistemleriyle kurak dönemlerde alternatif su kaynağı yaratmayı hedefliyoruz” dedi.

Başkan Tugay, kurumsal işbirliğinin önemini de vurguladı. “İzmir’de suya dair kararların ortak akılla ve bilime dayalı alınmasını sağlamak için İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Kurulu’nu kurduk.

Kurulda üniversitelerden uzman bilim insanları da yer alıyor.

Böylece su yönetimi şeffaf ve bilimsel bir zemine oturuyor” dedi.

Su meselesinin herkesin sorumluluğu olduğunu ifade eden Tugay, “Evlerimizde harcadığımız her bir damla su, yarının güvenliğiyle doğrudan bağlantılı.

Sanayide su verimliliği, geri kazanım ve yeniden kullanım ekonomik sürdürülebilirliğin temel şartıdır.

Artık vahşi sulama ile toprağın geleceğini korumak mümkün değil” dedi.

Tugay, “İzmir dünyanın en güzel şehri, insanları dünyanın en güzel insanları.

İnanıyorum ki İzmir, başta su olmak üzere küresel iklim krizinin olumsuz etkilerini çok çalışarak ve dayanışmayla ortadan kaldıracaktır.” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri