Haber Detayı

Türkiye’nin kaybı 158 milyar lira! Uzman isim açıkladı: Tüm veriler o şirket tarafından depolanıyor
Gündem gazetevatan.com
13/01/2026 09:16 (2 saat önce)

Türkiye’nin kaybı 158 milyar lira! Uzman isim açıkladı: Tüm veriler o şirket tarafından depolanıyor

Yabancı dijital medya platformlarının Türkiye’deki etkisi her geçen yıl artıyor. 2024’te yalnızca reklam harcamalarıyla yaklaşık 158 milyar TL’nin yurt dışına aktarıldığı belirtilirken, bu platformların denetimsiz yapısı ve topladığı kullanıcı verileri tartışma konusu oldu. Peki, nasıl adımlar atılmalı, hangi çözümler masaya yatırılmalı?

Yabancı merkezli dijital medya platformları, günümüzde yalnızca iletişim ve paylaşım alanları olmanın ötesine geçerek ülkelerin iç güvenliği, toplumsal düzeni ve siyasi süreçleri üzerinde etkili olan yapılar haline gelmeye başladı.Türkiye’de ve dünyada hızla artan dijital bağımlılık, bu platformların ekonomik ve stratejik gücünü her geçen gün daha da artırıyor.2024 YILINDA REKLAM HARCAMALARI YAKLAŞIK 158 MİLYAR TL!Milyarlarca kullanıcının kişisel verisini elinde bulunduran küresel teknoloji şirketleri, bu verileri işleyerek başta reklam sektörü olmak üzere farklı alanlarda ticari ve politik amaçlarla kullanıyor.Konu hakkında görüş veren pek çok uzmana göre bu platformalar, Türkiye’ye yatırım yapmıyor, istihdam sağlamıyor ancak ülkeden elde ettikleri yüksek gelirleri yurt dışına aktarıyor.

Örneğin 2024 yılı verilerine göre X, Meta, Google ve TikTok gibi yabancı platformlara Türkiye’den reklam yoluyla yaklaşık 158 milyar lira aktarıldığı belirtiliyor.Bu tablo, yerli ve ulusal medyanın gelir kaybına uğramasına neden olurken, söz konusu platformların ülke güvenliği açısından da ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiliyor.DEZENFORMASYONUN YAYILMASINI KOLAYLAŞTIRIYORÖte yandan, dijital medya alanındaki denetim eksikliği de tartışmaları beraberinde getiriyor.

Örneğin Türkiye’de faaliyet gösteren televizyon ve radyo kanalları RTÜK tarafından düzenli olarak denetlenirken, dijital platformların büyük ölçüde kontrolsüz bir alan olarak faaliyet göstermesi, dezenformasyonun yayılmasını kolaylaştırdığına dair yorumlara da neden oluyor.En önemlisi de “Big data” kapsamında toplanan milyonlarca kişiye ait detaylı kullanıcı verilerinin, yabancı şirketler ve bağlantılı yapılar tarafından siyasi ve istihbari amaçlarla kullanıldığı iddia ediliyor.Peki tüm bu durumu nasıl yorumlamak gerekiyor?

Nasıl adımlar atılmalı, hangi çözümler masaya yatırılmalı?

Hürriyet'ten İsmail Sarı konuyu 5 soruda İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.

Dr.

Berk Çaycı ile mercek altına aldı.‘AVUSTRALYA VE KANADA ÖRNEĞİNDE OLDUĞU GİBİ ANLAŞMALAR GEREKİYOR’1- 2024 verilerine göre yabancı dijital platformlara Türkiye’den reklam yoluyla yaklaşık 158 milyar TL aktarıldı.

Bu durum yerel ekonomi ve medya sektörü açısından ne gibi sonuçlar doğuruyor?Doç.

Dr.

Berk Çaycı: Ekonomik sonuçlar açısından değerlendirdiğimizde, bu kadar önemli bir rakamda döviz çıkışı olması Türkiye açısından ciddi bir kaynak kaybı olarak karşımıza çıkıyor.

Yabancı kaynaklı şirketlerin Türkiye’de vergilendirilmesi hâlâ bir sorun olmaya devam ediyor.

Bu nedenle yabancı şirketler, yerel şirketlere nazaran avantajlı bir konumda.Bir diğer yandan, bu kadar büyük bir rakamın yurt dışına gitmesi yerli girişimlerin zayıflamasına ve yatırım almasının önünde engel teşkil ediyor.

Bahse konu şirketlerin ülkemizde herhangi bir yatırım yapmadan, ülke ekonomisine ve gelişimine katkı sağlayacak yatırımları başlatmadan bu büyük meblağları bu topraklardan, bu topraklardaki insanlar üzerinden kazanması yalnızca ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda kültürel egemenlik, içerik bağımsızlığı ve ulusal değerlerin korunması açısından da kritik bir mesele.Ülkemizde reklam gelirlerinin büyük kısmının dijitale kayması, geleneksel medya gelirlerinin önemli ölçüde azalması gibi bir sorunu beraberinde getiriyor.

Bu durum yalnızca ekonomik bir sorun teşkil etmemekte; istihdam açısından ve içerik kalitesinde düşüşe de yol açmakta.

Bu sorunla baş etme noktasında, Avustralya ve Kanada gibi ülkelerde olduğu üzere vergi düzenlemeleri ya da birtakım anlaşmaların gerçekleştirilmesi fayda sağlayabilir.

Medya yatırımlarının Türkiye ekonomisine katkısı, sektöre destek ve teşvik sağlanması hâlinde yüksek bir büyüme potansiyeline sahip.

Ancak sürdürülebilir bir büyüme için ekosistem bütünlüğünü gözeten, uzun vadeli ve öngörülebilir politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor.'GENÇLERİN DAVRANIŞLARI ÜZERİNDE ÖNEMLİ DEĞİŞİMLER MEYDANA GELİYOR'2- Dijital platformların özellikle gençleri hedefleyen algoritmalar aracılığıyla içerik yönlendirmesi toplumsal değerler ve bireylerin davranışları üzerinde ne gibi etkiler yaratıyor?Doç.

Dr.

Berk Çaycı: Konuyu “dikkat ekonomisi” kapsamında değerlendirdiğimizde, bilhassa gençlerin davranışları üzerinde önemli değişimler meydana geldiği görülüyor.

Algoritmaların yabancı dijital platformlara egemen olan şirketler tarafından yönetildiği için, gençlerin hedefli içeriğe yönlendirilmesi gibi bir sorunla karşı karşıya kalınıyor.

Bu da tüketim alışkanlıkları, gündelik yaşam pratikleri ve kimlik inşası üzerinde belirleyici etkiler yaratıyor.Ekran süresi, odaklanma becerisi, öz-değer algısı ve benlik sunumu gibi alanlarda dönüşüme neden oluyor.

Onay ve görünürlük üzerine kurulu olan dijital statü sistemi, davranışsal taklit, performans baskısı ve toplumsal kıyaslama mekanizmalarını güçlendiriyor.

Bilgi edinme süreçlerinin platform temelli akışlara kayması, haber, ideoloji ve gündem duygusu doğruluğun bertaraf edilerek etkileşim temelli bir yöne evriliyor.‘TÜM VERİLER META ADLI ŞİRKET TARAFINDAN DEPOLANIYOR’3- En önemlisi de “Big data” kapsamında toplanan milyonlarca kişiye ait detaylı kullanıcı verilerinin, yabancı şirketler ve bağlantılı yapılar tarafından siyasi ve istihbari amaçlarla kullanıldığı iddia ediliyor.

Bu veriler kimlerin elinde?

Bu konuda bir data havuzu mu var?Doç.

Dr.

Berk Çaycı: Öncelikle Facebook, Instagram, X ve TikTok gibi sosyal medya platformlarının ülkemizdeki kullanım oranı ve sıklığı dikkate alındığında, özellikle gençlerin bu mecraları sosyal ağ ilişkileri, mesajlaşma, içerik paylaşımı ve konum bilgileri gibi alanlarda yoğun biçimde kullandığı görülüyor.

Gönüllü bir biçimde paylaşılan bu veriler Meta adlı şirket tarafından depolanıyor.Yine hemen herkes tarafından yaygın bir biçimde kullanılan Google, kullanıcıların arama geçmişlerini alıyor; YouTube izleme alışkanlıklarını alıyor.

X adlı platform, siyasi görüş belirteçlerini, influencer ağlarını ve dezenformasyonun yayılım paternlerini kayıt altına alıyor; TikTok ise özellikle genç nüfusun davranışsal verilerini topluyor.Veri aracısı konumunda olan şirketler, bu verileri satın alıp paketleyerek istihbarat şirketlerine, siyasi danışmanlara satıyor.

Kullanıcı iç görüsünün çok önemli olduğu bir alan olan reklam sektörü açısından da bu veriler önemli olduğu için reklam teknolojisi şirketleri tarafından da bu veriler metaya dönüşüyor.

Ulusal güvenlik açısından da tehdit oluşturabilecek olan bu durum, bir komplo teorisi değil, somut örneklerle belgelenmiş bir durum.

Türkiye’nin bu konuda ciddi bir stratejiye ihtiyacı var.‘YAYINCIYA PAY VERİLMESİ BU KONUDA ATILACAK EN ADIMLARDAN BİRİ’4- Türkiye, yabancı platformların etkisini azaltmak ve yerel medyanın gelirlerini korumak için ne gibi çözümler geliştirebilir?

Nasıl adımlar atılmalı?Doç.

Dr.

Berk Çaycı: Bu durumun çözümü çok katmanlı olarak üretilmeli.

Hem ekonomik hem kültürel hem de siyasi boyutu var.

Günümüzde reklam gelirlerinin çok büyük bir bölümünün Google, Meta, TikTok gibi platformlar tarafından domine edildiği göz önünde bulundurulursa yerel medya ve yerel içerik üreticilerinin bu pastadan pay alamadıkları âşikar.

Fransa, Avustralya, Kanada gibi ülkelerde olduğu gibi, platformların haber içeriklerinden elde ettikleri gelirden yayıncıya pay vermeye mecbur bırakılması bu konuda atılabilecek bir adım olabilir.RTÜK, BTK ve Rekabet Kurumu ortak bir model geliştirebilir.

Algoritmalar bu noktada belirleyici olması nedeniyle, veri şeffaflığın zorunluluğunun getirilmesi çözüm olarak sunulabilir.

Bu düzenlemeler tek başına, çözüm için yeterli olmayacaktır.

Aynı zamanda alternatif platform ve uygulamalara ihtiyaç var.

Bunun için de yerli kanallara yatırım şart.

Buradan kastım kapalı internet oluşturmak değil, alternatif oluşturacak, yumuşak bir model geliştirmek.

Dijital medya sahasının yakıtı reklam değil; veridir.

Bu sebeple, verilerin yurt dışına satılması ve yurt dışında işlenmesi sınırlandırılabilir.En sıkı kontrol edilmesi gereken alan siyasi ve davranışsal hedeflemedir.

Google, Meta gibi şirketlere Türkiye’de fiziksel veri merkezi açma zorunluluğu getirebilir.

Dijital platformlarda veri güvenliliği ile alakalı konularda genelde hafife alınan; fakat uzun vadede en etkili olan konu medya okuryazarlığının güçlendirilmesi.Artık Medya Okuryazarlığı dersi Türkiye’de kalıcı olarak ilkokul ve ortaokul müfredatına girmeli.

Sonuç olarak Türkiye’nin bu sorunlarla baş etmede yol haritası yasaklama ya da radikal değişiklikler değil.

Düzenleme, alternatif üretme ve veri egemenliğini geri alma üçlüsü.‘YURT DIŞINA AKTARILAN VERİLERE UÇTAN UCA ŞİFRELEME ZORUNLULUĞU GETİRİLMELİ’5- Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, kullanıcı verilerinin korunması ve toplumsal güvenliğin sağlanması açısından hangi stratejiler öncelikli olmalı?Doç.

Dr.

Berk Çaycı: Bağımsız ve etkili bir denetim kurulunun oluşturulması; şeffaf bir yapı kurulması, algoritma denetimi, veri akışının incelenmesi, siber güvenlik gibi konuların düzenlenmesi açısından önem arz ediyor.

Aynı şekilde bahsi geçen şirketlerin sadece gerekli verileri toplayabilmelerine izin verilebilir.Kullanıcılar 18 yaşına geldiğinde bir defaya mahsus olmak üzere verilerinin silinmesini talep edebilme hakkına yani “unutulma hakkına’ sahip olabilmeli.

Aynı şekilde kullanıcılar verilerini bir platformdan başka bir platforma taşıyabilmeli.

Yurt dışına aktarılan verilere uçtan uca şifreleme zorunluluğu getirilmeli.

Hangi içeriklerin paylaşılmasının ülkemiz sınırları içinde yasak olduğu net ve tutarlı bir biçimde ortaya konmalı.

İlgili Sitenin Haberleri