Haber Detayı
‘Asbeste bağlı hastalıklar artık gizlenemez’
İş Sağlığı ve Güvenliği Federasyonu (İSAF) ve Asbest Söküm Uzmanları Derneği (ASUD) Başkanı Mehmet Şeyhmus Ensari; kentsel dönüşüm, bina yıkımı, gemi sökümü, bakım-onarım, altyapı ve sanayi faaliyetlerinde çalışanların asbeste bağlı hastalıklarla ölümlerinin devam ettiğini belirtti.
Ensari, “Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan 2025 tarihli Meslek Hastalıkları Tavsiye Kararı, asbeste bağlı hastalıkların kapsamının genişlediğini ve bilimsel kanıtların önemli ölçüde güçlendiğini açıkça ortaya koymuştur.
Söz konusu raporda; daha önce sınırlı biçimde tanınan bazı hastalıkların meslek hastalığı olarak kabulü genişletilmiş, ayrıca kolon (kalın bağırsak), rektum ve mide kanserleri asbestle ilişkili ‘ileride tanınması önerilen’ hastalıklar listesine eklenmiştir.” ifadelerini kullandı.
GIRTLAK VE YUMURTALIK KANSERLERİ DE MESLEK HASTALIĞI Rapora göre mezotelyoma ve akciğer kanserine ek olarak artık gırtlak ve yumurtalık kanserleri de asbeste bağlı meslek hastalığı statüsüne alınırken, sindirim sistemi (kolon, mide, rektum) kanserleri üzerindeki asbest etkisi de “kuvvetli şüphe” ile izleniyor.
Bu durumun, asbest maruziyetinin yalnızca solunum sistemiyle sınırlı olmadığını ortaya koyduğunu dile getiren Ensari, şöyle devam etti: “Sindirim sistemi ve farklı organları etkileyen çok sayıda ciddi hastalığa yol açtığının bilimsel olarak kabul edildiğini göstermektedir.
Meslek hastalıklarının tanınması bakımından bu gelişme, hem iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları hem de tazminat ve sosyal güvenlik sistemleri açısından önemli sonuçlar doğuracaktır. “Türkiye açısından bakıldığında; asbest maruziyetinin halen kentsel dönüşüm, bina yıkımı, gemi sökümü, bakım-onarım, altyapı ve sanayi faaliyetleri başta olmak üzere pek çok alanda devam ettiği bilinmektedir.
Buna karşın, asbeste bağlı meslek hastalıklarının tanı, bildirim ve kayıt süreçlerinde ciddi yapısal eksiklikler bulunmaktadır.
Uzun latent dönemler nedeniyle ortaya çıkan kanser vakalarının büyük bölümü, mesleki nedenleri araştırılmadan değerlendirilmekte ve meslek hastalığı olarak tanınmamaktadır.” ‘RANT TERCİHLERİNDEN KAYNAKLI’ Asbeste bağlı hastalıklar önlenebilir niteliktedir olduğunu ve bu alandaki kayıpların teknik değil, yönetimsel ve rantı önceleyen tercihlerden kaynaklandığını kaydeden Ensari, şu talepleri sıraldı: “Türkiye’de asbestin yasaklandığı 2010 yılından önceki yapılar hala büyük risk taşıyor.
Özellikle aşağıdaki alanlar denetim boşluğunun en yoğun olduğu noktalardır: - Kentsel Dönüşüm: Bina yıkımlarında asbest envanter raporlarının çoğu zaman sadece kağıt üzerinde kalması veya sahte raporlar düzenlenmesi - Deprem Sonrası Enkaz Yönetimi: Özellikle 2023 depremi sonrası ortaya çıkan devasa enkazın ayrıştırılma ve depolanma süreçlerindeki asbest maruziyeti. - Gizli Ölüm İstatistikleri: Asbest hastalıklarının 20 ila 40 yıl arasında değişen “latent” (uyku) süresi nedeniyle, bugün ölen pek çok kişi kayıtlara “kalp yetmezliği” veya “yaşlılığa bağlı kanser” olarak geçmektedir. “Bu çerçevede çağrımız şudur: - Asbeste bağlı tüm hastalıklar, güncel bilimsel veriler doğrultusunda meslek hastalığı listelerine dahil edilmelidir, - Riskli iş kollarında çalışanlar için düzenli sağlık gözetimi ve erken tanı programları uygulanmalıdır, - Asbest içeren yapı ve tesisler için ulusal düzeyde şeffaf bir envanter oluşturulmalıdır, - Bina Yıkım ve dönüşüm süreçleri bağımsız denetim ve etkin yaptırımlarla yürütülmelidir.”