Haber Detayı

Türk Seramik Sanatçısı, Çin'in Porselen Başkenti Jingdezhen'de Yeni İpek Yolu Hikayeleri Resmediyor
Güncel haberler.com
12/01/2026 17:53 (2 saat önce)

Türk Seramik Sanatçısı, Çin'in Porselen Başkenti Jingdezhen'de Yeni İpek Yolu Hikayeleri Resmediyor

Dilan Atasayar, Çin'in Jingdezhen kentinde Türk ve Çin sanatını harmanlayan seramik eserler üretiyor. Geleneksel Türk motifleriyle Çin'in antik Dunhuang estetiğini bir araya getirerek kültürel diyaloglar yaratıyor.

NANCHANG, 12 Ocak (Xinhua) -- Seramik sanatçısı Dilan Atasayar, Çin'de antik porselen mirasıyla ünlü Jingdezhen kentindeki sakin stüdyosunda kobalt mavisine batırılmış fırçasını beyaz kilden eserin kıvrımları üzerinde gezdirirken usta elleriyle iki eski medeniyeti buluşturuyor.Sanatçının eserlerinde geleneksel Türk sanatının ince asma motifleriyle Çin'in antik Dunhuang duvar resimlerinde kullanılan ve göksel varlıklar olan "Uçan Apsaralar'ın" uçuşan kurdeleleri bir arada tasvir ediliyor.Atasayar, "Bu, zaman ve mekan ötesi bir diyalog sanki" diyor.Atasayar, Çin'in doğusundaki Jiangxi eyaletine bağlı Jingdezhen'de yer alan Jingdezhen Seramik Üniversitesi'nde doktora öğrencisi.

Jingdezhen'i "ikinci vatanı" olarak gören Atasayar'ın sanat yolculuğu, binlerce kilometre uzakta, Bursa'nın seramik üretimiyle ünlü tarihi İznik ilçesinde başlamış.Yüzyıllar önce Jingdezhen'de üretilip antik İpek Yolu üzerinden Orta Asya, Batı Asya, Avrupa ve Afrika'ya ihraç edilen zarif mavi-beyaz porselenler gibi seramik ürünleri, İznik gibi yerlerde porselen yapımının gelişimi üzerinde derin izler bıraktı.İznik'te geçen çocukluğunda yerel müzelerde gördüğü Doğu'dan gelen bu seramik hazinelerini izlemek için uzun zaman harcayan Atasayar, başka bir ülkeden gelen ancak kendi kültürüne tanıdık bu mavi motiflerden çok etkilendiğini söylüyor.Atasayar, Türkiye'de 8 yıl süren geleneksel seramik sanatları eğitiminin ardından hissettiği bu ilhamın köklerini araştırmaya karar vermiş. 2023 yılında Jingdezhen Seramik Üniversitesi'nde doktora programına kaydolan Atasayar, mavi-beyaz gölgeleme ve sır altı boyama gibi Çin seramik teknikleri üzerinde çalışmaya başlamış.Araştırmaları geleneksel seramik tekniklerinin ötesine geçen Atasayar, Jingdezhen'e yerleştikten sonra yeni gelişen bir sanat akımına ilgi duymaya başlamış.

Jingdezhen porselenini, Çin'in kuzeybatısındaki antik İpek Yolu üzerinde tarihi bir merkez olan Dunhuang'ın estetiği ile birleştiren bu akım, tekniklerin yaratıcı bir şekilde kaynaşması şeklinde tanımlanıyor.Atasayar, "Dunhuang duvar resimlerinin akıcı çizgileri ve zengin hikaye anlatımıyla geleneksel Türk dekoratif sanatları arasında içsel bir benzerlik bulunuyor.

Jingdezhen'in porselen teknikleri ve mavi-beyaz porselen teknikleri de bu bağın ifade edilebilmesi için mükemmel bir ortam sağlıyor" diyor.Her iki geleneğin motiflerini bir arada kullanan sanatçının eserlerinde kültürel sınırlar birbirinden ayırt edilemez hale geliyor.

Söz gelimi uçan bir Apsara'nın, klasik Türk tasarımını anımsatacak şekilde bir enstrüman tutarken tasvir edildiği bu kaynaşma, basit bir kolajın ötesine geçiyor.Dunhuang sanatının tarihi, felsefesi ve estetiğini derinlemesine incelerken, seramik tekniklerindeki ustalığını da geliştiren Atasayar, "Bir eseri fırından her çıkardığımda tarihten gelen bir hediyeyi açıyormuş gibi hissediyorum.

Ne çıkacağını bilmiyorsunuz, sonuç sürprizlerle dolu" diyor.Atasayar'ın adanmışlığı ve çabaları meyvesini vermiş durumda.

Sanatçının "Dostluk Vazosu" adlı eseri an itibarıyla Jiangxi Sanat Müzesi'nde yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çeken "Sırlı Dunhuang" adlı sergide ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.Çin'in uğur getiren bulutlarının kıvrımlı Türk desenleriyle iç içe geçtiği vazoda, Doğu'nun kutsal nilüferi de zarif Osmanlı lale motifleriyle uyum içinde resmedilmiş.Atasayar, yaratıcı sanat arayışında yalnız değil.

Atasayar, Jingdezhen'in porselen yapım mirası ve açık atmosferinden etkilenen ve giderek büyüyen yabancı sanatçılar topluluğunun da bir parçası olmuş.

Porselenin antik başkenti bugün Atasayar gibi eski geleneklerde yeni ilhamlar bulan binlerce uluslararası sanatçıya ev sahipliği yapıyor.Atasayar, "Tarihsel açıdan baktığımızda Çin'den Türkiye'ye gelen mavi-beyaz porselen sanatımızı şekillendirdi.

Bugün de biz buraya kendi kültürel geçmişimizi geri getirerek Çin geleneği ile bağ kuruyor ve yeni bir şey yaratıyoruz" diyor.2021 yılında İznik ile Jingdezhen'in kardeş kent ilan edildiğine dikkat çeken Atasayar, bu bağ sayesinde çalışmalarını sanatın da ötesinde antik ticaret yollarının çağdaş bir uzantısı olarak görüyor.Atasayar, "Sanat eserlerimin hem bu iki seramik kenti hem de ülkelerimiz arasında sır ve yaratıcılıkla döşeli yeni bir İpek Yolu oluşturmasını umuyorum" diyor.

İlgili Sitenin Haberleri