Haber Detayı
Hekimlerden, hastanelerin tehlike sınıfının düşürülmesine tepki
Antalya Tabip Odası açıklamasında, ‘’Bir hastanede, aynı anda enfeksiyon, kimyasal maruziyet, radyasyon, yangın riski, şiddet, aşırı iş yükü varken, bu iş yerinin 'çok tehlikeli' yerine 'tehlikeli' sınıfa düşürülmesi bilimsel, vicdani ve insani değildir.’’ denildi.
FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA Hastanelerin İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yasası kapsamında tehlike sınıfının düşürülmesine hekimler tepki gösterdi.
Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nda, işyerlerin ‘Az Tehlikeli’, ‘Tehlikeli’ ve ‘Çok Tehlikeli’ olarak sınıflandırıldığı anımsatıldı.
Bu kapsamda halen hastanelerin ‘Çok tehlikeli’ sınıfta yer aldığı belirtilerek, ‘’Ancak öğrenmiş bulunuyoruz ki bu statünün ‘Tehlikeli’ sınıfa düşürülmesi için çalışmalar yapılmakta hatta STK’lar ile bir görüş alış-verişi toplantısı planlanmış bulunmaktadır’’ denildi. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında hastanelerin ‘Çok Tehlikeli’ sınıfta yer almasının, bir tercih değil, bilimsel verilerin, istatistiklerin ve acı tecrübelerin zorunlu bir sonucu olduğu belirtilen açıklamada, şöyle denildi: ‘’Hastaneler, çalışanlar ve hizmet alanlar açısından en yüksek risklerin bir arada bulunduğu çalışma alanlarıdır.
Hastaneler İş sağlığı ve Güvenliği açısından güvenli alanlar değildir.
Bulaşıcı hastalıkların merkezidir, kimyasal ve sitotoksik maddelerin kullanıldığı alanlardır.
Radyasyona maruziyetin olduğu işyerleridir.
Kesici–delici alet yaralanmalarının en sık görüldüğü sektörlerden biridir.
Şiddetin, tükenmişliğin ve psikososyal travmanın yoğun yaşandığı ortamlardır.
İçerisinde pek çok yangın ve patlama riski taşıyan aksamla donatılmıştır.
Hastaneler, risklerin üst üste bindiği nadir işyerlerindendir.’’ Dünya verileri alarm veriyor Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, sağlık sektörünün, dünya genelinde en yüksek iş kazası oranına sahip sektörlerden olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi: ‘’Sağlık çalışanları, diğer sektörlere göre en fazla biyolojik riske maruz kalan çalışan grubudur.
Kesici–delici alet yaralanmaları her yıl milyonlarca sağlık çalışanını etkilemektedir.
Sağlık çalışanları, hepatit B, hepatit C ve HIV gibi ölümcül enfeksiyonlara işleri gereği maruz kalmaktadır.
Bu veriler, hastanelerin risk seviyesinin düşürülmesini değil, daha da ciddiyetle ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Türkiye’de sağlık sektöründeki iş kazalarının büyük bir kısmı ya bildirilmemekte ya da normalleştirilmektedir.
İğne batmaları çoğu zaman ‘olağan’ kabul edilmekte, şiddet olayları mesleğin bir parçası gibi görülmektedir.
Uzun çalışma saatlerine bağlı kalp krizi ve intiharlar iş kazası olarak kayda geçmemektedir.
Ancak gerçek şudur: Türkiye’de her yıl yüzlerce sağlık çalışanı iş kazası geçiriyor, onlarcası mesleği nedeniyle hayatını kaybediyor.
Pandemi döneminde yüzlerce sağlık çalışanı mesleği nedeniyle enfekte olmuş, çok sayıda hekim, hemşire ve sağlık personeli hayatını kaybetmiştir.
Bu ölümler, hastanelerin ‘tehlikesiz’ değil, aksine ölümcül riskler barındıran ‘Çok Tehlikeli’ işyerleri olduğunu açıkça göstermektedir.’’ Tehlike sınıfını düşürmek ne anlama gelir?
Hastanelerin ‘çok tehlikeli’ sınıftan ‘tehlikeli’ sınıfa düşürülmesinin, daha az iş güvenliği uzmanı süresi, daha az işyeri hekimi hizmeti, daha seyrek eğitimler ve daha az denetim anlamına geldiğine dikkat çekilen açıklamada, şöyle denildi: ‘’Bu daha zayıf risk değerlendirmeleri anlamına gelecektir.
Yani zaten üst düzeyde olmayan iş sağlığı kültürüne çalışanlar daha az maruz kalacaktır.
Çalışan farkındalığı için büyük kazanç olan bu hizmetler çok daha kısa sürelerle verilmek durumunda kalınacaktır.
Bu, doğrudan sağlık çalışanlarının can güvenliğini riske atmak demektir.
Bir hastanede aynı anda enfeksiyon, kimyasal maruziyet, radyasyon, yangın riski, şiddet, aşırı iş yükü varken, bu işyerinin ‘çok tehlikeli’ yerine ‘tehlikeli’ sınıfa düşürülmesi bilimsel, vicdani ve insani değildir.
Tehlike sınıfı düşürülerek, riskler azalmaz, kazalar azalmaz, ölümler azalmaz.
Sadece alınabilecek önlemler azalır, iş sağlığı ve güvenliği kültürü oluşması azalır.’’ Hastanelerin ‘Çok Tehlikeli’ sınıfta iş yerleri olduğu ve bu şekilde kalmasını isteyen Antalya Tabip Odası yönetim kurulu açıklamasında, ‘’Bu durumu görmezden gelmek, istatistikleri küçültmek ya da sınıflandırmayla örtmek mümkündür, ancak kaybedilen her sağlık çalışanı, bu kararların vicdani yükünü artıracaktır.
Sağlık çalışanları kutsal bir görev yapmaktadır ama bu onları tehlikeye atmak anlamına gelmemelidir.
Hastanelerin ‘Çok Tehlikeli’ sınıfta kalması bir ayrıcalık değil, bir zorunluluktur’’ denildi.