Haber Detayı

DEİK Başkanı Nail Olpak, AA Finans Masası'na konuk oldu Açıklaması
Ekonomi haberler.com
12/01/2026 12:05 (2 saat önce)

DEİK Başkanı Nail Olpak, AA Finans Masası'na konuk oldu Açıklaması

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, 2026'da iş dünyası açısından ekonomik ortama ilişkin öngörüsüne değinerek, "2025'e göre daha iyileşmiş, nispi anlamda belli rahatlamaların olacağı bir yıl görüyoruz ama bu bütün sıkıntıların ortadan kalkacağı bir yıl anlamına gelmez.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, 2026'da iş dünyası açısından ekonomik ortama ilişkin öngörüsüne değinerek, "2025'e göre daha iyileşmiş, nispi anlamda belli rahatlamaların olacağı bir yıl görüyoruz ama bu bütün sıkıntıların ortadan kalkacağı bir yıl anlamına gelmez.

Bunu negatifleşmek anlamında söylemiyorum, iş dünyası hesabını buna göre yapmalı." dedi.Olpak, İstanbul Finans Merkezinin katkısıyla hazırlanan Anadolu Ajansı (AA) Finans Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.2025'e dair değerlendirmelerine ve 2026 öngörülerine değinen Olpak, ekonominin direksiyonunda ekonomi yönetiminin olduğunu ve onların da ne yapacaklarını Orta Vadeli Program (OVP) ile anlattıklarını söyledi.Olpak, 2025'in o çerçevede değerlendirildiğinde plana uygun bir sürecin gittiğini ifade ederek, şunları kaydetti: "Bu, iş dünyası olarak ya da farklı kesimler olarak her uygulamada mutlu olduğumuz, sıkıntıların olmadığı bir yıl anlamını ortaya çıkartmıyor ama ekonomi yönetimi demişti ki kendi parametrelerini ortaya koyarak, 'Ben şöylesi bir plan uygulayacağım.

Şöyle bir dezenflasyonist programım olacak, mali disiplinde şu adımları atacağım, kredi büyümesinde şu tür kriterlerim olacak' diye açıklamalar yapmıştı.

Biz bunların bir kısmından mutlu olmadık.

Yani bakıldığında finansmana ulaşım noktasında, finansmanın hem maliyeti anlamında hem de yeterli ulaşım noktasında, enflasyonun bulunduğu seviye itibarıyla mutlu olmadık.

Bunu ifade etmem gerekir ama yaklaşık olarak bakıldığında o öngörü çerçevesinde bir yılı geride bıraktık.""Faizlerde 10 puan, enflasyonda da yaklaşık 14 puanlık bir gerileme ile yılı kapattık"DEİK Başkanı Olpak, 2025'in başında yüzde 45'ler seviyesinde bir enflasyon olduğunu, yılın ise yüzde 31'e yakın bir rakamla kapandığını aktardı.Olpak, Merkez Bankası'nın gösterge faizinin ise yüzde 47,5 seviyesinde yıla başladığını, o oranın da yüzde 38 ile yılı kapattığını bildirdi.Faizlerde yaklaşık 10 puan, enflasyonda da yaklaşık 14 puanlık bir gerileme ile yılın kapandığını belirten Olpak, şöyle devam etti: "Yılın toplamında başka neler yaşanıldı?

Bakıldığı zaman ihracatçının ağırlıklı olarak şikayetçi olduğu bir alan vardı, döviz kuruna bağlı olarak konuşuldu ama sadece döviz kuruna bağlı olarak konuşmak da doğru olmayabilir, rekabetçiliğin kaybedilmesi noktasında, iş gücü maliyetlerinin artması noktasında bir yılı geride bıraktık. 2026'ya böylesi bir başlangıçtan, öylesi bir referans noktasından hareketle giriyoruz.

Yine 2026'ya ilişkin ekonomi yönetiminin eylül ayındaki OVP'yi ve Meclis'teki yapılan görüşmeler neticesinde kabul edilen bütçe çerçevesinde de biz revizeleriyle bu yılın nasıl olabileceğini gördük.2025'e göre daha iyileşmiş, nispi anlamda belli rahatlamaların olacağı bir yıl görüyoruz ama bu bütün sıkıntıların ortadan kalkacağı bir yıl anlamına gelmez.

Bunu negatifleşmek anlamında söylemiyorum, iş dünyası hesabını buna göre yapmalı.

Artık faizler hemen bizim çok istediğimiz seviyelere gelecek, enflasyon çok aşağılara inecek beklentisi içerisinde olursak gerçekçi beklenti olmaz.

Görece bir rahatlamanın olacağını biliyoruz.

Bunun içerisinde hem düşen enflasyondan hem de belirli maliyetlerin, bunların içerisinde hepimizin yakından takip ettiği inşallah bir daha da yaşanmayacağını ümit ettiğimiz deprem felaketinin bize yansımaları, işte EYT'nin yansımaları gibi birtakım faktörler vardı.

Onların nispeten ortadan kalktığı bir yıl olacağı için bir miktar daha rahat olunacak bir yıl olarak görebiliriz.""(Uluslararası doğrudan yatırım) Daha fazlasını elde etmemiz lazım"Nail Olpak, Türkiye'nin 2025'teki uluslararası doğrudan yatırım performansına değinerek, mevcut yatırım miktarının yeterli olmadığını dile getirdi.Olpak, Türkiye'nin önceki yıllarda 20 milyar dolar ve üzerinde doğrudan yatırım çekebildiği yıllara işaret ederek, şunları kaydetti: "Bir de o dönemdeki Türkiye'nin büyüklüğüyle, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla büyüklüğüyle bugüne baktığımız zaman bunun yeterli olduğunu söylemememiz gerekir.

Daha fazlasına ihtiyaç duyarız.

Yani baktığımızda yuvarlatarak söylüyorum, 1,5 trilyon dolarlık bir ekonomiden bahsediyoruz.

Dış ticaretimize baktığımız zaman hizmetlerle birlikte 800 milyar doların üzerine çıkan, muhtemelen 2026'da 820-840 milyar dolar civarında bir dış ticaret hacmi olan, yani ithalat-ihracat-hizmetler dahil olmak üzere dış ticaret hacmi olan bir ülkeden bahsettiğimiz zaman elbette o 20 milyar dolarları daha önce alabildiğimiz yıllardakine göre neredeyse katlamaya doğru gitmiş bir milli gelire sahip ülkedeyiz.

Bu rakamlar bizi tatmin etmiyor.

Tatmin etmiyor derken olana, mevcuda elbette müteşekkiriz ama daha fazlasını elde etmemiz lazım."Daha fazlasını elde etmenin yöntemlerine işaret eden Olpak, CDS'in bunlardan birisi olduğunu ancak yatırımcının baktığı birçok unsur olduğunu belirtti.Olpak, birçok parametrenin içerisinde en önemli unsurun öngörülebilirlik olduğunu anlatarak, "Faizler bunlarda elbette önemlidir, enflasyon, bunların içerisinde önemlidir, işte iş gücü maliyetleri önemlidir.

Topladığınız zaman öngörülebilir bir tablo varsa bunları yönetilebilir olarak görürler.

Zaten Türkiye'de yatırımı olan uluslararası doğrudan yatırımcı firmalar varsa, onların yatırımlarını artırması biraz daha kolaydır.

Çünkü Türkiye'nin şartlarını biliyorlardır, bizler yaşayarak biliyoruz ama uluslararası sermaye bir ülkeye ilk defa girecekse biraz daha tedirgin bakabilir." diye konuştu.Uluslararası doğrudan yatırım için risklerin azaltılmasına dikkati çeken Olpak, deprem, EYT ve KKM gibi maliyeti yüksek faktörlerin etkili olduğunu aktardı.Olpak, bu faktörlerin azalmasıyla risklerin de azaldığını belirterek, "O zaman 2026'da belirli risklerin daha azaltıldığı ve bunun yansıdığı bir tablo görüyoruz.

Genel itibarıyla bakıldığında da para kendisini nerede fırsat varsa orada yer bulmaya çalışır.

Bu fırsatı sunmak da bir eksiklik değildir, fırsatı sunmaya da biz gayret etmeliyiz diye düşünüyorum.

Bir miktar daha (uluslararası doğrudan yatırımların) artışını bekliyoruz, olması da gerekir." dedi."Piyasa beklentisi 2026 için yüzde 20'nin bir miktar üzerinde bir enflasyonla yılın kapatılacağı yönünde"Olpak, faiz, kur ve finansmana erişim konusunda 2025'teki gelişmelere dikkati çekerek, bütün sektörler genelinde aylık kredi büyümesinin yüzde 2 ile sınırlandırıldığını anımsattı.Daha sonra farklı zamanlarda taleplerinin dikkate alınarak, KOBİ'ler noktasında daha esnek davranılması gerektiği için bu oranın yüzde 2,5'e, büyük şirketlerde ise 1,5 seviyesine getirilerek yine ortalama yüzde 2'de tutulduğunu aktaran Olpak, "Toplamında bakıldığı zaman enflasyonun yani yıl kapanışının yüzde 31 olduğu, yıl ortalamasının da daha yüksek olduğu bir ortamın içerisinde kredi büyümesinin yüzde 24'te olması zaten krediye, maliyetinden bağımsız olarak ulaşmayı zorlaştıran bir unsurdu ama bu zorlaştıran unsur zaten ekonomi yönetiminin bir tercihiydi." değerlendirmesinde bulundu.Olpak, yılın başında yüzde 47,5 olan Merkez Bankası'nın gösterge faizinin piyasaya yansımasının ticari kredilerde yüzde 60'lı rakamlar olduğunu ve bugüne gelindiğinde yine yüzde 45-50'li rakamlar çerçevesinde bir sürecin devam ettiğini kaydetti.İş dünyasının krediye ulaşabilmek için ikili bir makasın içerisinde kaldığını anlatan Olpak, şöyle devam etti: "Hem maliyeti yüksekti, ikincisi o yüksek maliyete razı olsa bile kriterler vardı.

Bir başka unsur, TL kredisi-döviz kredisi kullanmakla ilgili de birtakım kriterler vardı.

Bankalara genel olarak banka yöneticileri ile yaptığımız görüşmelerde yine BDDK ve Hazine tarafından getirilmiş kriterler çerçevesinde onların da mevduatlarını yüzde 60'lar seviyesinde TL'de tutulması gibi bir unsur vardı.

Bu da aynı zamanda, dönem dönem çok konuşulur, 'Kredi kullanırken TL mi döviz mi kullanacaksın?

Mevduat yaparken TL mi döviz mi yapacaksın?'Biraz zor bir denklemdir.

Genel itibarıyla ben basit bir cevap vermeyi tercih ediyorum.

Diyorum ki sizin geliriniz hangi para birimindeyse, borçlandığınız para birimi de ondan olsun.

Yani TL'den siz gelir elde ediyorsanız TL'den borçlanmak kısa vadede hoş gelmeyebilir ama orta ve uzun vadede sizi koruyucudur.

Dolar ya da avro ya da hangi para biriminden geliriniz ağırlıklı varsa ya da bir sepet çerçevesinde böyle gidebilirseniz doğru olur diyoruz. 2025'in ana tablosu buydu."Olpak, enflasyonun kamudan iş dünyasına herkesin ortak mücadele ettiği ve etmesi gereken bir payda olduğuna vurgu yaptı.Gelinen noktada enflasyonun bir gerçekçi tablosunun, bir de "fiyat ahlakının bozulması"ndan kaynaklanan unsuru olduğunu ifade eden Olpak, "Yani bir ürünü satın almasını gerçekleştiriyorsunuz 15 gün ya da 20 gün önce, hani bu yıl başlarında asgari ücret artışından bağımsız olarak söylüyorum, 20 gün sonra bir daha gittiğinizde o ürün fiyatında size göre normal olmayan bir değişim var.

Bu normal olmayan değişimi ekonomik olarak açıklamanız çok kolay değil.

O fiyat ahlakının bozulması biraz bunu getiriyor.

Maalesef bir süre daha zannederim biz bunun bedelini ödeyeceğiz yani onun oturması lazım kendi içerimizde." değerlendirmesinde bulundu.Olpak, 2026'da enflasyonda düşüşün devam etmesini beklediklerini ve 2026 için hedeflenen enflasyonun yüzde 16 olduğunu ancak aşağıya doğru indikçe düşme aralığının kısalmaya başladığını aktardı.Piyasa beklentisinin, 2026 için yüzde 20'nin bir miktar üzerinde bir enflasyonla yılın kapatılacağı yönünde olduğunu belirten Olpak, "Bunu da doğru yönetmemiz gerekiyor.

Bu çerçeveler içerisindeki bir enflasyonun da daha düşük olmasını arzu ediyoruz, kendimizi hazırlamalıyız, hesabımızı kitabımızı buna göre yapmalıyız harcama yaparken, fiyatımızı artırırken değil ama." diye konuştu.(Sürecek)

İlgili Sitenin Haberleri