Haber Detayı

Diyabetli çocukları için kreş bulamayan çift, işlerini bırakıp merkez açtı
Günün i̇çinden nefes.com.tr
12/01/2026 11:19 (2 saat önce)

Diyabetli çocukları için kreş bulamayan çift, işlerini bırakıp merkez açtı

Gaziantep’te Tip-1 diyabet tanısı konulan çocukları için uygun kreş bulamayan mimar ve inşaat mühendisi çift, mesleklerini bırakarak diyabetli ve sağlık sorunu olan çocuklara yönelik özel bir kreş açtı.

Gaziantep’te bir çift, diyabetli çocukları için çözüm ararken örnek bir eğitim merkezine imza attı.Mimar Süeda ve inşaat mühendisi Mehmet Faruk Çubuktar çifti, ilk çocukları Sarp’ı, ağız kuruluğu ve sık idrara çıkma şikayetleri nedeniyle hastaneye götürdü.Doktorların yaptığı testlerde Sarp’a Tip-1 diyabet tanısı konuldu ve 2 hafta hastanede yatış verildi.Hastane çıkışı günlük hayatlarına geri dönen aile çalıştıkları için gün içerisinde Sarp’ın hastalığına uygun koşullarda eğitim veren kreş arayışına girdi.

Kentte uygun şartlarda kreş bulamayan çift, kendi işlerini bırakarak kreş açtı.‘TÜM PERSONEL DİYABET EĞİTİMİ ALDI’Kreşte hem diyabetli hem de diğer sağlık sorunları olan çocuklara sağlık temelli eğitim verdiklerini belirten Süeda Çubuktar, kurumda çalışan bütün personelin de diyabet eğitimi aldığını belirtti.

Yaşadıkları süreci anlatan Çubuktar, ''8 yıldır Gaziantep'te mimarlık yapıyordum.

Eşimle birlikte çalışıyoruz.

Bu sebeple çocuğumuza bir kreş ihtiyacı vardı.

Bundan bir sene önce çocuğumuz diyabet tanısı aldı.

Bu bir sene içerisinde biz çocuğumuzu bırakabileceğimiz bir yer olmadığını fark ettik.

Sadece bizim değil diyabetli hiçbir çocuğun rahat rahat gidebileceği bir yer olmadığını fark ettik.

Bunun üzerine biraz elimizi taşın altına koymak istedik.

Bir kreş açtık.

Kreşimizde tüm personelimiz, aşçısından tutun öğretmenine kadar hepsi diyabet eğitimi aldı.

Şu anda kurumumuzda hem normal çocuklara hizmet veriyoruz hem de diyabetli çocuklar için özel olarak hazırladığımız menülerden, sağlık temelli sistemden faydalandırarak bir eğitim sunmayı hedefliyoruz.

Tabi biz bu programı yaparken gerek çocuk doktorundan gerek diyetisyenden hepsinden fikir alarak oluşturduk” dedi.‘HER ÇOCUKTA FARKLI İŞLEYEN BİR SÜREÇ’Önceliklerinin sağlık olduğunu söyleyen Süeda Çubuktan, “Şimdi çocuğumuzda cihaz takılı.

Zaten şu anda tüm çocuklarda sensör takılı.

Şeker takibini o şekilde yapıyoruz.

Anne baba olarak bile siz 7-24 yanında olsanız dahi bir çocuğun şekerini normal diğer çocuklar gibi sürekli o referans aralığın içerisinde tutmak çok zor.

Kaldı ki bunu ben bir yere güvenip bıraktığımda bu artık imkansıza kalıyor.

Çünkü her çocukta farklı işleyen bir süreç var.

Sürekli takip var.

Bu hastalıkta asla bir rehavete yer yok” diye konuştu.DOKTORLARI TEŞVİK ETTİDoktorlarından aldıkları fikir ile yola çıktıklarını ifade eden Çubuktan, “Biz kendi işimizi yapıyorduk ve eşimle bir şekilde süreci yönetebilirdik.

Fakat bizim durumumuzda olan çok çocuk olduğunu doktorumuz vurguladı, dedi ki ‘Benim çok fazla hastam var.

Okul kapılarından veliler ağlayarak geri gönderildiler.

Eğer böyle bir şey yapabiliyorsanız çok güzel olur.

Ben de size destek olurum.

Elimden geleni yaparım’.

İtici güçlerden birisi odur.

Onun üzerine böyle bir kurum açmaya karar verdik” ifadelerini kullandı.DIŞARIDAN SİMİT BİLE GİRMİYORKreşe dışarıdan bir simit bile girmediğini belirten Süeda Çubuktan, “3 öğün aşçımız kendisi hazırlıyor.

Biz kendi çocuğumuzla sağlıksız olan her şeyi direkt o sensör üzerindeki verilerden görebiliyoruz.

Normalde herkese sağlıksız olan şey, diyabetliler de yapması zorunlu hale gelen durum.

Sağlıklı yaşama merkezi alan bir sistemden kastımız bunu tüm çocuklara anlatarak değil yaşatarak bir farkındalık kazandırmak.

Burada aile katılımı da çok önemli.

Aile de buna destek oluyor” dedi.HER ŞEY OKULDA ÜRETİLİYORSüeda Çubuktar, aşçısından öğrenimenine kadar kreşte çalışan herkesin diyabet konusunda eğitim aldığını belirterek, şöyle konuştu:“Burada sağlıklı sistemden bahsediyoruz.

Çocuklara bu farkındalığı yaşayarak kazandırmaktan bahsediyoruz.

O biraz topraktan da başlıyor.

Biz kendimiz burada çocuklara bahçede ektirip sonrasında onlara toplatıyoruz.

Onlar topladıkları marulu alıp yemekhaneye aşçımıza götürüyorlar, ‘Ben topladım’ diye.

Her gün böyle sırayla biri soğan getiriyor.

Aşçımızın onu yıkaması, yemeğe koyması çocuklara da çok güzel bir teşvik oluyor.

Tamamen ilaçsız bir şekilde minimal ölçüde buraya yetecek kadar kendi tarımımızı yapmaya çalışıyoruz.

Yahut çocukların simit tarzı yiyeceği şeyleri içeride yapmaya ve buna çocuklara da katarak götürmeye çalıştığımız bir süreç var.

Genel olarak sütü vesaire hepsini dışarıdan alıp kendi içimizde yoğurdumuzu yapalım.

En baştaki amacımız sağlıkla birlikte tabii çocukların görmesi.

Onların da bunu yaşayarak hayatına katması.

Bizim yönetmeliğimizde diyabet eğitimi tüm okullarda zorunlu fakat uygulanmıyor.

Korkuyor öğretmen, müdür vesaire.

O çocukları kabul etmek istemiyorlar.

Bu çocukları ayrıştırmak çözüm değil çünkü bunların tek problem olarak nitelendireceğimiz şey vücutlarında pankreası insülin salgılamıyor.

Yani bu çocukların bir suçu yok.”FİKİR EŞİMDEN ÇIKTI, BEN DE DESTEKLEDİMİnşaat mühendisi Fatih Çubuktar ise eşinin fikir verdiğini kendisinin de desteklediğini belirterek “İnşaat mühendisiyim.

Bir sene önce farklı bir sektördeydik.

Çocuğumuzun sağlık durumundan dolayı değiştirmek zorunda kaldık.

Şu an tamamen buraya bakıyoruz.

Çocuğun sağlık şartlarından dolayı eşimden böyle bir fikir doğdu.

Ben de kendisini destekledim.

Yapım aşamasında beraber bulunduk. 3-4 aylık zorlu bir sürecimiz oldu.

Kreşe geçtikten sonra daha hareketli yaşam olduğu için hem evde hem kreşte seyri daha düzgün olan bir şekerle gidiyoruz.

Bu hastalıkta hareket her şey olduğu için burada onun pozitif yanlarını görüyoruz” diye konuştu.

İlgili Sitenin Haberleri