Haber Detayı

Çocuklara ve gençlere hüsnükabul
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
11/01/2026 12:35 (7 saat önce)

Çocuklara ve gençlere hüsnükabul

Çocuklara ve gençlere hüsnükabul

İletişim sırf konuşmak değildir.

Bazen bir bebeğin altını değiştirme biçiminiz, bazen bir gencin itirazına gösterdiğiniz tahammüldür.

Unutulmaya yüz tutmuş bir kavram olan “hüsnükabul”, çocukların ve gençlerin dünyasında “değerlisin” demenin en samimi yolu.

Peki, biz çocuklarımıza dünyayı gerçekten sevecen bir yer olarak tanıtabiliyor muyuz?

İletişimin pek çok türü vardır.

Karşımıza en çok sözlü ve sözsüz iletişim ayırımı ortaya çıkar.

Kıyafetiniz, mimikleriniz, davranışlarınız sözsüz iletişimin bir parçasıdır.

Sözlü iletişim kadar sözsüz iletişimle karşımızdaki kişileri, özellikle çocukları ve gençleri, genelde farkında olmadan etkileriz.

Hüsnükabul artık pek kullanılmayan, eskimiş sayılan bir ifade.

Ancak çocuklarla ve gençlerle ilgili konumuzu irdelerken dilimizi zenginleştirecek ve işlevsel olacaktır kanımca.

Hüsnükabul birisini iyi karşılama, ona güler yüz gösterme anlamına geliyor.

Bebeklere, çocuklara ve gençlere ne tür mesajlar verilebileceği, onlara nasıl hüsnükabul gösterilebileceği konusunda psikoloji kapsamında elimizde zengin bilgiler var. 0-6 AYDA MESAJLAR Bebek dünyaya geldiğinde henüz aynı dili konuşmuyor olsak da dilimizle, düşüncelerimizle, davranışlarımızla onlara birtakım mesajlar verebiliriz.

Örneğin onlara “Aramıza hoş geldin, bizim için değerlisin.

Senin ihtiyaçların bizim de ihtiyaçlarımızdır, ihtiyaçlarını keyifle karşılayacağız, altını keyifle değiştireceğiz” türünden masajlar verebiliriz.

Anne baba ve birinci derecede yakınları bebeği sevebilir, öpebilir. (Ancak sokakta bebeği her görenin öpmesi doğru değildir.) ERKEK ÇOCUĞUN YÜKÜ Kafalardaki cinsiyet ayırımı bazı bebeklere, özellikle kız bebeklere olumsuz mesajlar verilmesine yol açıyor kanımca. “Erkek çocuğun yükü hafiftir” şeklinde temelsiz inanış bunlardan birisi.

Gençliğimde üniversite mezunu bir hanımın, inanarak bu görüşü dile getirdiğini duymuştum.

Bu ayrımcılıktan ötürü olsa gerek herhalde erkek çocuğu kız çocuğundan üstün tutan anneler oğlan bebek kaka yapınca sevecen bir ses tonuyla, “Canım sen kaka mı yaptın?” diyorlar.

Kız bebek kaka yaptığında ise büyük bir ihtimalle bıkkın bir şekilde, “Ay bu yine altını doldurmuş” diyorlar.

Bu bakış tarzında erkek bebeğe hüsnükabul, kız bebeğe ise ötekileştirici bir tavır sergilenmiş olur. 6 AY-3 YAŞ ARASINDA MESAJLAR Bu yaş dönemindeki çocuklara sözle veya tavırla şu mesajları verirsek hüsnükabul sayılır: “Merak etmek hakkındır, araştırabilirsin, deneyebilirsin, üst üste sorular sorabilirsin, ‘Hayır’ deme hakkın vardır, sınırlarını koruyabilirsin.

Hareketli olman yanlış bir şey değildir, hareketli olsan da sakin olsan da seni seviyoruz, düşüncelerinden ötürü hesap vermek zorunda değilsin.

Duygularını, düşüncelerini ifade edebilirsin.

Kendine özgü bir kişiliğin var, sürekli benim istediklerimi yapmak zorunda değilsin.” 0-3 yaş arasındaki çocuklara ne tür mesajlar vermek gerektiği konusunda Süleyman Hecebil’in “İlk Yıllar”* isimli kitabından yararlanılabilir.

Atalay Yörükoğlu’nun çocuk ve ergen gelişimini anlatan klasikleşmiş kitapları, Haluk Yavuzer’in çocuklarla ilgili değerli kitapları var.

Süleyman Hecebil ise çocuk psikolojisi alanında bir genç kuşak yazarı olarak ortaya çıkmış bulunuyor.

GENÇLERE VERİLEBİLECEK MESAJLAR Yukarıda bebeklere ve çocuklara verilebilecek kabul edici, geliştirici, hüsnükabul içerikli mesajların neler olabileceğine ilişkin örnekler verdik.

Bunlar çocuk psikolojisi alanında ifade edilen görüşlerdir.

Söz konusu literatürün dışına çıkarak çocuklara verilmesi gereken mesajların tümünün gençlere de verilebileceğini, verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Örneğin soru sormak, sorgulamak, itiraz etmek, kendilerine dayatılmak istenen görüşlere “Hayır” demek gençlerin hakkıdır.

Hareketli olmaları, “delikanlı” olmaları bir suç değildir.

Yanlış olan şey onları dinlememek, susturmaya çalışmaktır.

Çocukların düşüncelerinden ötürü hesap vermek zorunda olmadıklarını, duygularını ve düşüncelerini özgürce ifade edebileceklerini söyledik.

Onların kişiliklerine saygı duyulması gerekiyordu.

Aynı şey gençler için de geçerlidir.

Yıllardır üniversitelerin açılış törenleri bir salonda yapılır, sadece öğretim üyeleri ve birkaç yabancı konuk davet edilir.

Üniversite öğrenciler içindir ama salona öğrenci alınmaz.

Niçin?

Protesto etmesinler diye.

Bunun yerine üniversitelerin kurullarına birkaç öğrenci temsilcisi katılsa, gençlerin görüşleri ve istekleri alınsa kötü mü olur?

Bunu yapmak cesaret ister.

Mezuniyet törenlerinde kürsüye konuşma yapmak için çıkan bazı rektörlerin hemen arkalarında korumaları duruyor.

Bu da bir cesaretsizlik örneğidir.

Donanımlı gençlerimiz niçin ülkelerini bırakıp akın akın yabancı ülkelere gidiyorlar?

Hüsnükabul görmedikleri, bir mezuniyet balosu, mezuniyet konseri yapamadıkları için gidiyorlar.

Özgür olabilmek, iş bulabilmek için gidiyorlar.

KAYNAKÇA * Hecebil, S. (2025).

İlk Yıllar.

İstanbul: Epsilon Yayınevi.

İlgili Sitenin Haberleri