Haber Detayı

Yeni dünya düzenine hoşgeldiniz
Kelebek hurriyet.com.tr
11/01/2026 07:00 (15 saat önce)

Yeni dünya düzenine hoşgeldiniz

ABD’nin geçen hafta yürüttüğü Venezuela operasyonu dış ilişkiler uzmanları tarafından hukuksuzluğun ilanı olarak yorumlanıyor. Üstelik Başkan Trump’ın Grönland ısrarı NATO ittifakı için de yolun sonu anlamına gelebilir.

Donald Trump henüz başkan seçilmeden önce de Grönland ve Kanada konusunu gündeme getirmişti.

Ancak ABD’nin Venezuela operasyonundan sonra Grönland konusunda ‘askeri müdahale de dahil tüm seçeneklerin masada olduğu’ itiraf edildi.

Grönland’ın bağlı olduğu Danimarka da bir NATO üyesi.

Bu organizasyonun en güçlü üyesinin başka bir üyeyi harekâtla tehdit etmesi birçok uzman için NATO’nun güvenlik mimarisinin ömrünün sonuna geldiği anlamını taşıyor.

Son günlerdeki açıklamalar yeni bir dünya düzenine adım attığımızın göstergesi.

Zaten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da hafta başındaki grup toplantısında “Masada olmayanın menüde olduğu bir dönemdeyiz” tespitinde bulundu.

Tüm bu gelişmeleri dış ilişkiler alanında uzman isimlere sorduk.‘Ben artık anlamıyorum; NATO’da kim, kimi, neye karşı koruyor?’Deniz Tansi, Uluslararası Politika Akademisi Genel Koordinatörü◊ Sürreel günler yaşıyoruz.

Son günleri “Bu kadar da olur mu”sorusuyla özetleyebiliriz.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un birçok isabetsiz yorumu olsa da isabetli bir yorumu vardı: “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti.” Buradaki problem bana göre şu: NATO kolektif bir savunma örgütü.

Kurulduğu tarih olan 1949’dan bugüne baktığımızda aslında temel amaç şuydu: Kuzey Amerika ve Batı Avrupa arasında, Avrupa’nın ortasına, Berlin’e kadar gelen Sovyetler’e karşı bir savunma oluşturmak.

Soğuk Savaş’tan sonraysa NATO’nun büyük bir genişleme atağı yaptığına şahit olduk.

Doğu Avrupa ve Balkanlar’a doğru genişledi.

Bu kadar bir genişleme iyi midir, kötü müdür, bu ayrı bir soru.

Ama özellikle Donald Trump’ın ulusal güvenlik doktrini üzerinde çok durulmadı.

Venezuela operasyonu daha çok Monroe Doktrini gündeme getirdi.

Monroe Doktrini’ni çok yanlış bir yerden okuyanlar var.

Mesela kimileri buna izolasyonizm diyor, ABD’nin Ortadoğu’dan vazgeçtiğini öne sürüyor.

Ben buna inanmıyorum.

Ama Grönland konusunu başkanlığından önce de sürekli gündeme getiriyordu.◊ Sadece NATO bağlamında değil, Birleşmiş Milletler (BM) bağlamında da konuşulacak çok şey var.

Nerede kaldı BM düzeni? “İşgal yoluyla toprak kazanılmayacak” gibi bir ilke varken bir NATO üyesi ülke, başka bir NATO üyesi ülkeyi toprak bütünlüğüyle ilgili tehdit ediyor.

O zaman NATO ne içindi?

Böyle bir şey gerçekleşirse ki “Askeri müdahale dahil her şey masada” dendi, NATO’nun sonu geldi demektir. ◊ Ayrıca diyelim ki ABD bu işi baskı yoluyla yaptı.

Yine NATO açıklanmaya muhtaç oluyor.

İlla bir harekât yapılması gerekmiyor.

Ben artık anlamıyorum, NATO’da kim, kimi, neye karşı koruyor?◊ Trump’ın en temel problemi kestirilemez olması.

Normalde ABD Anayasası’na göre üçüncü bir dönemi yok. “Yok” diyoruz ama bir soru işareti var.

Çeşitli formüller ileri sürülüyor.

Hani başkan yardımcısı olarak seçilir de sonra başkan olabilir mi gibi spekülasyonlar...

Ben yine de Amerikan siyasal gelenekleri çerçevesinde bunun spekülasyonlardan öteye geçmeyeceğini tahmin ediyorum.

Ama “Bu kadar da olmaz” diyemiyorum.

Gördüğümüz kadarıyla Trump’ın bir acelesi var.

Bir an önce işleri kendi istediği gibi bitirmek istiyor.

Bunlar ne, Grönland değil sadece; Meksika, Kolombiya, Kanada...◊ Bu yaşananların yansımasını şurada görmek lazım: Acaba Çin, Tayvan’a karşı nasıl bir tavır takınacak?

Burada bir soru işareti var.

Yoksa ABD onlara bir emsal mi olacak?

Onlara yol mu açıldı?

Ya da Rusya’nın Ukrayna’da işgal ettiği topraklar bir süreklilik mi kazanacak?

Tüm bunlar BM düzeninin tasfiye edilmesi anlamına geliyor bence.

Zaten uzun zamandır bir dekorasyon unsuru gibiydi.

Ama artık kâğıt üzerindeki varlığı bile tartışmalı.

Hemen aklıma 2.

Körfez Savaşı’ndaki neo-con (yeni muhafazakârlık) savunma bakanı Donald Rumsfeld geliyor. “Bizim yeni bir Birleşmiş Milletler’e ihtiyacımız var” diyordu.

Sadece ABD’nin veto hakkının olduğu bir BM düzeninden bahsediyordu.

Biz herhalde neo- con’un yeni bir versiyonuyla karşı karşıyayız.

Dünya düzeni açısından tehlike sinyalleri çalıyor.◊ En zor soru: NATO’nun olmadığı bir dünyada Türkiye’nin durumu... ‘Biz NATO’da olmasak NATO bize saldırır mı’ diye arada düşünmüyor değilim.

NATO’dan çıksak ertesi gün Güney Kıbrıs ve İsrail’i alırlar, bize karşı daha saldırgan hale gelir.

Ama NATO dağılırsa...

Bu yeni bir güvenlik mimarisi anlamına gelir.

Soğuk Savaş’tan sonra Türkiye’nin ilişkilerini geliştirdiği ülkeler var; Rusya, Çin gibi.

Ancak bu ülkelerin Türkiye’ye sunabilecekleri bir güvenlik mimarisi var mı, emin değilim.

Avrupalı dostlarımıza şu soruyu sormak istiyorum: Biz Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası’ndan neden ayrıldık?

Komuta kademesinde olmadığımız için, haklı olarak.

Bu, yeniden tanımlanabilir.

Gerçekleşmezse Avrupa üzerindeki ABD vesayetinin daha da arttığını görürüz. ‘1800’lü yılların tutumu yeniden hortladı’Uluç Özülker, emekli büyükelçi◊ Yepyeni bir dünya konjonktürüne girmiş bulunuyoruz.

Donald Trump’ın ABD Başkanı olarak ortaya koyduğu tutum çok fütursuz.

Bir kere hukuki değil.

Monroe Doktrini de gündeme gelince adeta 1800’lerde ortaya konan tutumların yeniden hortladığını görüyoruz.◊ Tüm bunlar olurken “O zaman NATO ne iş yapıyor” diye sormak gerekiyor.

Bakın, Grönland hukuken Danimarka’ya ait bir kara parçasıdır.

ABD bu toprak parçası hakkında da “Gereğini yaparım” dediği anda NATO’dan bir müttefikini hedef almış oluyor.◊ Hem ABD hem diğer devletler yeni organizasyonlar peşinde koşmaya başladı.

Bunlardan bir tanesi Paris’te toplanmıştı, bu zirve yeni bitti.

Amaç net.

Avrupa Birliği’nden altı ülke “Bu iş böyle yürümez” dedi, güvenliklerini sağlamak için bir adım attılar.

Buna AB üyesi olmamasına rağmen İngiltere’yi ve ülkemizi davet ettiler.

Bu da Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın Türkiye özelinde AB’nin önünü kesmek için kullandığı sistemin iflasıdır.◊ Trump’ın giderek kendi hegemonyası etrafında toplanan bir tutuma girdiğini düşünüyorum.

Bir de şöyle bir durum var: Kendi ülkesinde Trump zor durumda.

Ekonomik anlamda aldığı kararların kendi ulusuna da zarar verdiği ortaya çıktı.

Bundan geri adım attı ama içerideki durumu tam düzeltemedi.

ABD’de çok ciddi karışıklıklar var.

Biliyorsunuz kasım ayında da ara seçim var.

Trump bu seçimlerin ardından gücünü koruyabilecek mi, bu da bir tartışma konusu.

Bu, içinde bulunduğumuz durumun nedenlerinden biri bana kalırsa.◊ Yeni konjonktürde dünyanın merkezi ABD, Rusya ve Çin üzerine inşa ediliyor.

Rusya’nın Ukrayna Savaşı’ndaki kazanan taraf olduğunu da söylemek gerekir.

Başlangıçta ABD destek verdi Ukrayna’ya ama sonra yolda bıraktı.

Amerikan sisteminin iflasıdır.

Yerine de bir ikame konulamadı.

İlgili Sitenin Haberleri