Haber Detayı

Uyuşturucuya Bulaşan Ekran Ünlülerine Yayın Yasağı Çağrısı
Manşetler dogruhaber.com.tr
11/01/2026 02:00 (10 saat önce)

Uyuşturucuya Bulaşan Ekran Ünlülerine Yayın Yasağı Çağrısı

İstanbul’da art arda düzenlenen gece kulübü operasyonları ve Adli Tıp Kurumu raporlarıyla ortaya çıkan test sonuçları; uyuşturucunun “ünlü kültürü” üzerinden gençleri tehdit ettiğine dair endişeleri güçlendirdi. Uzmanlar, bu tablonun özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi bir normalleşme etkisi oluşturduğunu vurgularken, kamuoyunda cezasızlık algısının kırılması ve daha caydırıcı yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi çağrıları yükseliyor.

Türkiye’de uyuşturucuyla mücadele uzun süredir yalnızca sokak aralarına, kenar mahallelere ve “suç çevreleri”ne indirgenmiş bir mesele olarak ele alınıyor.

Ancak İstanbul’da art arda düzenlenen gece kulübü operasyonları ve soruşturmalara yansıyan veriler, uyuşturucunun artık bambaşka bir vitrinle, “elit eğlence” ve “ünlü kültürü” ambalajıyla dolaşıma sokulduğunu ortaya koyuyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü uyuşturucu soruşturması kapsamında, gece saatlerinde İstanbul’daki 9 ayrı gece kulübüne eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Savcılık talimatıyla gerçekleştirilen baskınlarda, aralarında ekran ünlülerinin de bulunduğu 7 kişi gözaltına alındı.

Operasyonlarda, bazı mekanlarda uyuşturucu madde ele geçirildiği bildirildi.

Gözaltına alınanlar arasında Can Yaman, Selen Görgüzel, Ayşe Sağlam ve Ceren Alper’in yanı sıra mekan sahipleri, yöneticiler ve sosyal medya içerik üreticilerinin de bulunduğu öğrenildi.

Emniyet kaynakları, operasyonların uyuşturucu temini ve kullanımına yönelik şüpheler çerçevesinde yapıldığını, elde edilen delillerin savcılıkça titizlikle incelendiğini kaydetti.

Gözaltındaki şüphelilerin işlemlerinin devam ettiği, soruşturmanın genişletilebileceği ifade edildi.

Uyuşturucu Testleri Pozitif Çıktı Perşembe günü de İstanbul’daki uyuşturucu soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu'nda (ATK) saç ve kan örneği alınan 10 şüphelinin uyuşturucu testi pozitif çıkmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında kan ve saç örnekleri alınan 15 şüpheliyle ilgili ATK tarafından rapor hazırlandı.

Rapora göre, göz altına alınan bir çok sözde “ünlü”nün uyuşturucu test sonuçlarının pozitif olduğu belirlendi.

Ahlaki Yozlaşma Derinleşiyor İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında gerçekleştirilen son operasyonlar, uzun süredir görmezden gelinen bir gerçeği bir kez daha açığa çıkardı.

Gece kulüpleri, uyuşturucunun “elit yaşam” ambalajıyla sunulduğu merkezlere dönüşmüş durumda.

Soruşturma kapsamında, aralarında ekran yüzü olarak bilinen isimlerin de bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alınması, meselenin münferit olaylardan ibaret olmadığını; aksine sistematik ve süreklilik arz eden bir yapı bulunduğunu ortaya koyuyor.

Bir gece kulübüne düzenlenen operasyonda bir çok uyuşturucu türünün ele geçirilmesi, bu mekanların uyuşturucu dolaşımının güvenli alanları haline geldiğini gözler önüne serdi.

Geçtiğimiz haftalarda operasyon düzenlenen ve kamuoyunda “gizli kulüp” olarak bilinen Kütüphane isimli mekan da tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Yıllardır “gizlilik” ve “mahremiyet” vaadiyle faaliyet gösteren bu yapıda fotoğraf çekiminin yasak olması, gizli geçitlerle ulaşılan katlar ve herkesin kabul edilmemesi, hukuk dışı faaliyetlerin görünmez kılındığı alanlar mı oluşturuluyor? sorusunu gündeme taşıdı.

Bu düzeyde bir gizliliğin kişisel alanı korumaktan çok, dokunulmazlık algısı oluşturmaya hizmet ettiği yönündeki eleştiriler giderek güçleniyor.

Bunlar mı Rol Model Olacak?

Toplumun önünde “rol model” olarak sunulan, reklamlarda boy gösteren, sosyal sorumluluk projelerinde vitrine çıkarılan bazı isimlerin; uyuşturucu iddialarıyla anılan bu mekanlarda ortaya çıkması ve uyuşturucu kullandıkları iddiasıyla gözaltına alınması, ahlaki bir çöküşün işaretleri olarak değerlendiriliyor.

Bir yanda milyonlarca gence “temiz yaşam”, “başarı” mesajları veren ekran yüzleri; diğer yanda uyuşturucunun normalleştirildiği, hatta cazip hale getirildiği bir eğlence kültürünün parçası olarak karşımıza çıkıyor.

Bu durum, uzmanlara göre sistematik bir ikiyüzlülüğe işaret ediyor.

Asıl Tehlike Normalleşme Uyuşturucu, dünya genelinde milyonlarca insanın hayatını karartan, aileleri dağıtan ve toplumları çürüten en büyük felaketlerden biri.

Ancak “elit mekan”, “ünlü isim” gibi kavramlarla yan yana getirildiğinde, özellikle gençler için son derece tehlikeli bir normalleşme süreci oluşuyor.

Uzmanlara göre sorun yalnızca uyuşturucu satışı değil; bu ortamların, uyuşturucuyu olağan, sıradan ve hatta statü sembolü gibi sunması.

Bu algı, gençler üzerinde doğrudan ve yıkıcı bir etki oluşturuyor.

Cezasızlık Döngüsü Kamuoyunda en fazla tepki çeken başlıklardan biri ise şu; uyuşturucu testleri pozitif çıkan, operasyonlar ve adli soruşturmalarla gündeme gelen bazı isimlerin, kısa bir sessizliğin ardından hiçbir şey olmamış gibi yeniden ekranlara dönmesi.

Skandalların ardından aynı yüzlerin dizilerde, yarışmalarda, reklamlarda ve sosyal medya kampanyalarında yeniden para kazanmaya devam etmesi, toplumda adalet ve sorumluluk duygusunu aşındıran bir tablo olarak görülüyor.

Eleştiriler, bu döngünün açıkça “cezasızlık” algısını güçlendirdiği ve yanlış rol modelleri kalıcı hale getirdiği yönünde yoğunlaşıyor.

Yasal Düzenleme Çağrısı Uzmanlar, mevcut sistemde caydırıcı ve bağlayıcı bir mekanizma bulunmadığına dikkat çekiyor.

Soruşturma geçiren ya da uyuşturucu gibi toplumu doğrudan tehdit eden suçlarla anılan kişilerin; ekranlarda, reklamlarda ve kamuya açık kampanyalarda yer almasını belirli sürelerle sınırlandıran net yasal düzenlemeler bulunmuyor.

Bu boşluğun, reyting ve ticari kazanç uğruna bilinçli şekilde görmezden gelindiği ifade ediliyor.

Çocuklar ve gençler üzerinde doğrudan etkisi olan bu figürler söz konusu olduğunda, mesele artık toplumsal sorumluluk ve kamu güvenliği meselesi haline geliyor.

Kamuoyu uyuşturucu gibi ahlaki yozlaşmayı derinleştiren suçlarda, özellikle kamuoyuna mal olmuş kişiler için daha ağır ve görünür yasal tedbirler hayata geçirilmesini talep ediyor.

Kamuya Açık Görünürlük Yasağı (Ekran Kısıtı) Uyuşturucu kullanımı, temini veya bu suçlarla bağlantılı soruşturmalarda adı geçen kamuoyuna mal olmuş kişiler için soruşturma süresince reklam, dizi, yarışma, program ve sponsorlu içeriklerde yer alma yasaklanması talep ediliyor.

Reklam ve Sponsorluk Engeli Uyuşturucu gibi toplumu doğrudan tehdit eden suçlarda; Reklam yüzü olma, marka temsilciliği, sosyal sorumluluk projelerinde vitrin figürü olmanın yasaklanması öneriliyor.

Çünkü uzmanlara göre “suç şüphesi altındaki bir ismin, aynı anda ‘örnek birey’ olarak pazarlanması” kamu vicdanını yaralıyor. “Rol Model Sorumluluğu” Kavramının Hukuka Girmesi Çocuklar ve gençler üzerinde etkisi olan kişiler için özel bir tanım öneriliyor; “Toplumsal etki gücü yüksek kişiler” Bu kapsama giren isimlerin; işledikleri suçlar, suç şüpheleri, kamuya açık davranışları daha ağır idari ve sosyal yaptırımlarla değerlendirilmesi gerektiği savunuluyor.

Medya ve Yapımcıya Yaptırım Sadece ünlüler değil, onları yeniden parlatan sistem de eleştiriliyor.

Bu nedenle soruşturma altındaki isimleri ekrana taşıyan yapımcılara, bilinçli şekilde “normalleştirme” yapan yayınlara idari para cezaları ve yayın kısıtları uygulanması öneriliyor.

Uyuşturucuda Tehlikeli Dönüşüm Adalet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü verileri, Türkiye’de uyuşturucuyla mücadelenin seyrine dair çarpıcı bir tabloyu ortaya koyuyor.

İstatistikler, yargının uyuşturucu kaynaklı iş yükünün büyük ölçüde “kullanma ve kullanmak için bulundurma” suçlarından kaynaklandığını gösterirken; kullanım biçimlerinin çeşitlendiğine, sentetik maddelerin hızla yaygınlaştığına ve kullanıcı profilinin giderek gençleştiğine işaret ediyor.

Kullanma suçları önde Adalet Bakanlığı’nın 2015–2024 Adalet İstatistikleri’ne göre, uyuşturucu suçları içinde en hızlı artış, Türk Ceza Kanunu’nun 191’inci maddesinde düzenlenen “kullanmak için satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma” suçlarında yaşandı.

Savcılıklara gelen yeni dosyalar üzerinden yapılan endeks çalışması, 2015 yılı baz alındığında kullanma suçlarına ilişkin dosyalarda yüzde 307’lik artış olduğunu ortaya koydu.

Aynı dönemde uyuşturucu imal ve ticareti dosyalarındaki artış ise yüzde 119 ile daha sınırlı kaldı.

Mutlak sayılar da bu eğilimi doğruluyor.

Uyuşturucu kullanımına ilişkin savcılık dosyaları 2023’te yaklaşık 674 bin iken, 2024’te 784 binin üzerine çıktı.

Uyuşturucu imal ve ticareti dosyaları ise aynı dönemde 118 binden 130 bine yükseldi.

Ceza mahkemesi verileri de benzer bir tabloyu yansıtıyor. 2015’te TCK 191 kapsamında mahkemelere yansıyan suç sayısı 80 bin 103 iken, bu sayı 2024’te 438 bin 921’e ulaştı.

Uyuşturucu imal ve ticareti suçları ise aynı dönemde 39 bin 954’ten 143 bin 858’e çıktı.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, Türkiye’de 2024 yılında kayda geçen 309 bin 28 uyuşturucu olayının yüzde 83,5’i (258 bin 141 olay) kullanma amaçlı satın alma, kabul etme ya da bulundurma kapsamında gerçekleşti.

Uyuşturucu imal ve ticareti olayları ise 44 bin 471 ile toplamın yüzde 14,4’ünü oluşturdu.

Sentetik maddeler öne çıkıyor Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Türkiye Uyuşturucu Raporu 2025, uyuşturucu piyasasında yalnızca niceliksel değil, niteliksel bir değişim yaşandığını ortaya koyuyor.

Rapora göre bitki temelli uyuşturucuların yanında sentetik maddelerin ağırlığı hızla artıyor.

Özellikle metamfetamin, ecstasy, sentetik kannabinoidler ve sentetik ilaçlar öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Yakalama verileri, amfetamin tipi uyarıcıların ele geçirilen uyuşturucular içindeki payının giderek büyüdüğünü gösteriyor.

Metamfetamin yakalamaları ton seviyelerine, ecstasy ve benzeri sentetik haplar ise milyonlarla ifade edilen miktarlara ulaşmış durumda.

Bu durum, sentetik maddelerin hem arz hem de dolaşım açısından daha erişilebilir hale geldiğine işaret ediyor.

Raporda, sentetik maddelerin yaygınlaşmasının nedenleri de sıralanıyor.

Buna göre bu maddeler, kenevir ya da afyon türevlerine kıyasla daha düşük maliyetle, daha kısa sürede ve daha esnek örgütlenmelerle üretilebiliyor.

Kimyasal öncüllere erişimin görece kolay olması da kaçakçılar açısından sentetik maddeleri cazip kılıyor.

Kullanım Profili Gençleşiyor Rapora göre uyuşturucu kullananların büyük çoğunluğunu erkekler oluştururken, en dikkat çekici eğilim ilk kullanım yaşının düşmesi.

Özellikle sentetik uyarıcılar ve esrar kullanımında, ilk denemenin daha genç yaş gruplarına kaydığı vurgulanıyor.

Bir diğer önemli bulgu ise çoklu madde kullanımı.

Tedavi merkezlerine başvuran kullanıcıların önemli bir bölümünün yalnızca tek bir maddeyle sınırlı kalmadığı, farklı uyuşturucu türlerini birlikte kullandığı belirtiliyor.

Bu durum, bağımlılıkla mücadeleyi daha karmaşık ve zor hale getiren bir tabloya işaret ediyor.

Atık Su Analizi de Verileri Doğruluyor Türkiye Uyuşturucu Raporu’nda yer alan atık su analizleri de dikkat çekiyor.

Bazı büyükşehirlerde yapılan analizlerde, metamfetamin, amfetamin ve esrar kullanımına işaret eden metabolitlere rastlandı.

Bu veriler, uyuşturucu kullanımının yalnızca yakalama istatistikleri ve adli dosyalarla sınırlı olmadığını; gündelik yaşama da yansıdığını ortaya koyuyor.

Rapora göre atık su analizleri, yakalanamayan ya da adli sürece yansımayan kullanım biçimlerini dolaylı olarak görünür kılan tamamlayıcı bir izleme aracı olarak değerlendiriliyor.

İlgili Sitenin Haberleri