Haber Detayı
Barış Akademisyenleri’ne Destek 10. Yılda da Sürecek
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi'nden yapılan açıklamada, "Barış Akademisyenleri" olarak bilinen imzacı akademisyenlerin hak ihlallerinin 10'uncu yılında da devam ettiği belirtilerek, "Onurlu tutumları nedeniyle ağır bedeller ödemekte olan arkadaşlarımızla ve meslektaşlarımızla dayanışmayı sürdüreceğimizi, bitmek bilmeyen yargı süreçlerini titizlikle takip edeceğimizi, darbe dönemlerini aratmayan bu antidemokratik ve keyfi uygulamalara boyun eğmeyeceğimizi kamuoyu ile paylaşırız" ifadesi kullanıldı.
(ANKARA) - Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi'nden yapılan açıklamada, "Barış Akademisyenleri" olarak bilinen imzacı akademisyenlerin hak ihlallerinin 10'uncu yılında da devam ettiği belirtilerek, "Onurlu tutumları nedeniyle ağır bedeller ödemekte olan arkadaşlarımızla ve meslektaşlarımızla dayanışmayı sürdüreceğimizi, bitmek bilmeyen yargı süreçlerini titizlikle takip edeceğimizi, darbe dönemlerini aratmayan bu antidemokratik ve keyfi uygulamalara boyun eğmeyeceğimizi kamuoyu ile paylaşırız" ifadesi kullanıldı.Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi'nden yapılan açıklamada, "Türkiye'de 89 üniversiteden, meslektaşlarımızın da içinde yer aldığı bin 128 akademisyen ve araştırmacı tarafından imzalanan 'Bu Suça Ortak Olmayacağız' başlıklı bildiri, 11 Ocak 2016 tarihinde kamuoyuna duyurulmuştu. 'Barış Akademisyenleri' olarak tanımlanan imzacı akademisyenlerin hak ihlalleri açıklamanın 10'uncu yılında hala devam etmektedir" denildi.Açıklamada, Haziran 2015 seçimlerinden sonra başta Suruç ve 10 Ekim katliamlarının ardından ağır insan hakkı ihlalleri yaşandığı belirtilerek, "Korku ikliminin egemen kılındığı bu ortamda her tür demokratik hak talebinin suçlulaştırıldığı, baskı ve yıldırma politikalarının tırmandırıldığı, biyo-psiko-sosyal bütünlük olarak kişi ve toplum sağlığının derinden örselendiği günlerde içinde yaşadığı toplumun sorunlarına sessiz kalmamayı bilim insanı sorumluluğunun bir gereği olarak gören akademisyenlerce imzalanan bu bildiride, siyasal iktidarın politikalarına yönelik eleştirel görüşler dile getirilmiş, temel olarak savaş politikalarından vazgeçilmesi ve barış içinde yaşama hakkının sağlanması çağrısı vurgulanmıştır.
Metnin paylaşılmasının ardından kimi üniversite rektörlükleri tarafından imzacı akademisyenler hakkında disiplin soruşturması açma, soruşturma süresince görevinden uzaklaştırma ya da sözleşmesine son verme gibi işlemler başlatılmış; barış isteyen akademisyenler hedef gösterilmiştir.
Uygulanan bu baskılar karşısında, başlangıçta bin 128 olan imzacı akademisyen sayısı, destek imzalarıyla birlikte 50'si hekim olmak üzere 2 bin 200'ün üzerine çıkmıştır" denildi."Darbe fırsatçılığı yapılarak akademik özgürlükler sınırlandırıldı"Açıklamada, şunlar kaydedildi: "Olağanüstü hal (OHAL) ilanı sonrası çıkarılan kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile uğraş alanlarında çok değerli çalışmalar yürütmüş olan, aralarında geçmiş dönem TTB Merkez Konseyi, TTB Yüksek Onur Kurulu ve TTB Etik Kurulu üyelerinin, TTB Büyük Kongre delegelerinin, TTB Toplum Hekim ile TTB Mesleki Sağlık ve Güvenlik dergileri yayın kurulu üyelerinin, çeşitli kol yürütme kurulu üyelerinin de yer aldığı 29'u hekim 406 Barış Akademisyeni kamu görevinden ihraç edilmiştir.KHK'lerle ihraçlar yanı sıra sözleşme yenilememe, çeşitli yöntemlerle yıldırma ve emekliliğe zorlama gibi uygulamalar sonucunda 549 Barış Akademisyeni üniversitelerden uzaklaştırılmış; bir tür 'darbe fırsatçılığı' yapılarak hem barış isteyen sesler üniversitelerden dışlanmış, hem de akademik özgürlüklerin sınırlandırılması hedefi yaşama geçirilmiştir.
İhraç edilen akademisyenlerin kendilerinin, eşlerinin ve çocuklarının pasaportları iptal edilmiş, gönüllü çalıştıkları derneklerin, kurumların organlarından, çalışma gruplarından çekilmek zorunda bırakılmış, doçentlik başvuruları iptal edilerek yeni başvuru yapmaları engellenmiş, imza öncesinde haklarında açılmış hiçbir dava olmamasına karşın örgüt üyesi sayılarak damgalanmış ve ceza davaları açılmış, özel sektörde çalışmaları çeşitli şekillerde engellenmiş, eşleri ve çocukları kamu görevlerine atanamamış, bilimsel ve entelektüel birikimleri yok sayılmış, kendilerini ifade etme, gerçekleştirme olanakları ellerinden alınmış, adeta yokluğa ve hiçliğe mahkum edilmişlerdir."İhraç edilen akademisyenlerden sadece 170'i görevlerine dönebildi"Demokratik bir ülkede düşünce ve ifade özgürlüğü ile akademik özgürlükler kapsamında değerlendirilebilecek olan, barışı ve yaşamı savunan bir bildirinin kamuoyuna açıklanması, ülkemizde akademisyenlere yönelik sonu gelmeyen bir baskı ve yok etme ortamını, akademik özgürlük ve kamuda çalışma hakkının gasp edildiği bir cadı avını gündeme getirmiş ve uzun yıllar gündemde kalmasına yol açmıştır.
Bildirinin kamuoyuna açıklandığı 11 Ocak 2016'dan günümüze aradan geçen 10 yıllık sürede OHAL kaldırılmış, meslektaşlarımızın da içinde bulunduğu 611 Barış Akademisyeni hakkında açılan ceza davaları Anayasa Mahkemesi tarafından ifade özgürlüğü olarak değerlendirilmiş ve beraatla sonuçlanmıştır.
Ancak üniversiteye dönüşlerle ilgili olarak OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yapılan başvuruların reddedilmesi üzerine idari yargıda açılan davalar üzerinden yıllar geçmesine karşın henüz sonuçlanmamış, ihraç edilen akademisyenlerden sadece 170'i üniversitelerdeki görevlerine dönebilmiştir.
Kesinleşen yargı kararı sayısının sadece 4 olması ise, yaşanan tablonun vahametini gözler önüne sermektedir.
Elde edilen son verilere göre, 184 akademisyen hakkındaki dosyalara ilişkin ret kararları bölge idare mahkemeleri ve Danıştay'da beklemektedir.
KHK ile ihraç edilen Barış Akademisyeni 29 meslektaşımızdan 2'si OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararıyla, 14'ü idari yargı kararıyla görevlerine iade edilmiştir; 12 meslektaşımız hakkındaki idari yargı süreci ret kararları nedeniyle devam etmektedir. 1 meslektaşımız ise hukuksal sürece başvuru yapmamıştır.Gelinen aşamada; akademiye, akademik özgürlüklere ve barış mücadelesine katkı sağlayan, bilim insanı sorumluluğu ve hekimlik meslek etik değerleri doğrultusunda yaşamı savunmaktan asla vazgeçmeyen, bu onurlu tutumları nedeniyle ağır bedeller ödemekte olan arkadaşlarımızla ve meslektaşlarımızla dayanışmayı sürdüreceğimizi, bitmek bilmeyen yargı süreçlerini titizlikle takip edeceğimizi, darbe dönemlerini aratmayan bu antidemokratik ve keyfi uygulamalara boyun eğmeyeceğimizi kamuoyu ile paylaşırız."