Haber Detayı

Necati Cumalı’da ‘savaş psikolojisi’... Ters köşe yapan öyküler... Ölüm yıl dönümünde ‘can derdi, vatan derdi’ mesajı…
Güncel odatv.com
10/01/2026 08:33 (16 saat önce)

Necati Cumalı’da ‘savaş psikolojisi’... Ters köşe yapan öyküler... Ölüm yıl dönümünde ‘can derdi, vatan derdi’ mesajı…

Necati Cumalı'yı 25 sene önce kaybettik. Dört bir yanımızda savaşlar temel gündemken, ölüm yıl dönümünde, Necati Cumalı'nın eserlerindeki 'savaş psikolojisine' ve ters köşe yapan öykülere bir göz atalım...

Savaşların, askeri müdahalelerin arttığı, yoksulluğun yakıcı hale geldiği süreçler edebi yaşamı nasıl etkiler?Yazar Hikmet Altınkaynak bir makalesinde şunları kaydediyor;“İkinci Dünya Savaşı yaşanmaktadır.

Dünya politikası, emperyalist ülkelerin günlük oyuncağıdır. (…) Bir yandan kapitalizm, bir yandan toplumcu kültür kurumları kitleleri etkilemekte, şairleri yaşadıkları sosyo-ekonomik yaşam içinde sarsmaktadır.

Doğal olarak da toplumcu kültürün, toplumcu sanatın çıkarına uygun olarak bir şairler grubu oluşmaktadır.

Yaşamdaki bu çelişki hem koşulların gereği hem de bilinçli bir toplumcu şairler grubunun çabası olarak ortaya çıkar.

İşte bu çabayı yürüten faşizme ve emperyalizme karşı savaş açan 1940 Kuşağı’dır!”Altınkaynak’ın işaret ettiği süreçte yetişen usta isimlere bakınız; Hasan İzzettin Dinamo, Rıfat Ilgaz, Cahit Irgat, M.

Niyazi Akıncıoğlu, A.

Kadir, Suat Taşer, Mehmed Kemal, Enver Gökçe, Ömer Faruk Toprak, Ahmet Arif, Attila İlhan, Arif Damar, Şükran Kurdakul…İNSANLIĞIN ORTAK ACILARI BUGÜN EDEBİ ESERLERE NEDEN YANSIMIYOR?‘Tarihin tekerleği’ 2.

Dünya Savaşı dönemindeki kadar hızlanmadı ama dört bir yanımızda silahların patladığı, açlık ve yoksulluğun insanın içini ezdiği günler yaşıyoruz.Acaba edebiyat alanında bugünleri ileriye ‘edebi dille’ taşıyacak, 1940’larda olduğu gibi bir kuşak izi bırakacak, insanlığın ortak acılarını dert edinecek nitelikli eserlerle karşılaşabilecek miyiz?Bunun için ilham verecek isimleri hatırlamalı, hatırlatmalıyız.

Odatv ölüm yıldönümünde işte bu yüzden Necati Cumalı’yı göz önüne getiriyor…Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden Necati Cumalı’yı 25 sene önce 10 Ocak 2001’de kaybetmiştik...Cumalı, “Niçin yazıyorsun?” sorusuna şöyle yanıt veriyor:“Yenilmemek için. (…) Acılarıma, düş kırıklıklarıma karşı zırh bana.

Umutsuzluğa kapılmamı önledi. (...) Yaşadığım acıların ardından şiire dönmüş, şiir yazarken buldum kendimi.

Yazdıkça güçlendim, yaşama bağlandım...”“Ben insancıl bir değer aradım yazdıklarımda… Ya bir garibin savunması ya bir zalimin teşhiri.

Benim için bunlar önemli.”SAVAŞLARIN TOZ DUMANI ARASINDA İNSAN KALABİLMEK...Peki, yazarak yaşama bağlanan Necati Cumalı savaşların içinde var olmaya çalışan insanları eserlerinde nasıl tarif etti ve genç nesil edebiyat severlere hangi mesajları bıraktı?Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Ali Aktaş’ın hazırladığı tezin içinde bu sorunun yanıtını bulabiliriz.Necati Cumalı, 13 Ocak 1921’de, Yunanistan’ın kuzeyindeki Florina’da doğdu.Kurtuluş Savaşı ve sonrasındaki mübadele süreci, ayrıca gençliğinde işittiği acılı hikayeler eserlerinde savaş psikolojisinin yer bulmasını sağladı.

Cumalı, acıklı yaşanmışlıkları aktarmakla yetinmez okuru adeta ters köşe yapar; 'Korku' hikâyesi bunlardan biridir...ELLER TETİKTE, GÖZLER MAVZERDE...Öykü kahramanı Mustafa, Soroviç bölgesinin vergisini toplamakla yükümlü bir görevlidir.

Balkan savaşları sebebiyle huzur gitmiş, güvensizlik gelmiştir.

Dağlarda çeteler vardır.

Mustafa ve kahyası Yasin, elleri tetikte, diken üstünde yolculuklarını yaparlarken silahlı bir Yunan birliği ile karşılaşırlar;“Onlar Hristiyan, biz Müslüman, onlar Yunanlı, biz Türktük.

Heybelerimiz doluydu.

Üstümde epey para vardı.

Onlar yaya biz atlıydık.

Aralarında anlaştıktan, sır kaldıktan sonra sadece bu sıcakta yürümemek için (…) bu dağ başında bizi vursalardı… Gözlerim mavzerlerindeydi… Ha şimdi davrandılar ha davranacaklar…-Davranacak olurlarsa ucuza gitmek yok!-Elbet be beyim!-Bire iki, bire üç, pahalı ödeteceğiz canımızı!-Ya ne sandın be Mustafam?

Köpek miyiz vuruşmadan geberelim.”Gözlerini birbirlerine dikerek yaklaşırlar; Ve… Yunan birliği selâm verir ve sigara ister!Savaş ortamının getirdiği psikoloji Cumalı’nın birçok eserinde şaşırtıcı bir şekilde işlenir.BALKANLARDA KÖYÜ YAKILDI, ANADOLU'DA SİLAHA SARILDICumalı, “Arif Kaptan ve Oğlu” hikayesinde de bir Türk köyünün basılmasını, köyün yakılıp yıkılmasını anlatır.Arif Kaptan ve oğlu Yunan saldırısından zar zor kurtulur.

Köyden kaçarlarken Yunan birliği ile burun buruna gelirler.

İki Yunan askerini öldürürler. 5 yıla yakın bir süre kaçak yaşadıktan sonra yakalanırlar ve idama mahkum edilirler.Cumalı, savaş psikolojisini ve can derdinin insana neler yaptırabileceğini Arif’in davranışları ve savunmalarına yansıtır.

Arif idama götürülürken, gece karanlığından yararlanarak, uyuyan Yunan jandarmaların silahlarını bir anda alır ve onlara yönelterek şunları söyler;“-Sizi neden vurayım be oğlum?

Sizinle alıp veremediğimiz ne?

Bizimkisi, hep can derdi.

O zaman karımı kızımı taylarımı öldürmüşlerdi.

Komşumu vurmuşlardı.

Bizi de vuracaklardı.

Bizimkisi o zaman da can derdiydi, şimdi de can derdi.

Hakkınızı helâl edin.

Birbirimizin burnunu kanatmadan ayrılalım.”Arif ve oğlu hızla bölgeden kaçar.

O gün ‘can derdi’ diyerek Yunan jandarmaları vurmayan Arif, Anadolu’ya geçer ve ‘vatan derdi’ için Kurtuluş Savaşı’na katılır, köyünü yakanlara karşı savaşır…Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri