Haber Detayı
Beyoğlu'nun Kalbinde Rafine Bir Mola
İstanbul’un ruhu, bazen dar bir sokakta bazen de bir binanın en üst katında saklıdır. Beyoğlu, bu ruhun kalbi olarak her dönem kendini yenilerken, Asmalımescit’in o karakteristik dokusu her daim taze kalmayı başarır.
Yeni yılın ilk günlerinde, General Yazgan Sokak’ta yer alan ve restorasyonuyla bölgeye asalet katan Ruz Hotel’in terasındaki Fonte Restaurant Rooftop&Bar’ı ziyaret ettim.Tarihi bir dokunun içinde, modern bir konaklama deneyimi sunan Ruz Hotel’in üst katına çıktığınızda, sizi yalnızca bir manzara değil, aynı zamanda şehrin ritmini hissettiren rafine bir dünya karşılıyor.Fonte, "kaynak" anlamına gelen ismiyle, Asmalımescit’in o hareketli ama bir o kadar da yorgun sokaklarına taze bir nefes getirme iddiasıyla açılmış.
Fonte’nin kurucusu Ali Erdoğan ve Pınar Erdoğan abartıdan uzak bir şıklığa sahip olan mekânın işletmesini sektörün deneyimli ismi Melih Doğan’a emanet etmişler.İçeri girdiğiniz andan itibaren dikkatinizi çeken ilk şey, mekânın mimari tasarımıyla tarihi yarımada manzarasını ne denli zarif bir biçimde bütünleştirdiği oluyor.Şehir yavaş yavaş ışıklarını yakarken, İstanbul’a bu yükseklikten bakmak, insana zamansız bir dinginlik hissi veriyor.Burasının yalnızca yemek yemek için değil; dostlarla buluşmak, yeni insanlarla tanışmak ve şehrin ruhunu hissetmek için kurgulanmış bir buluşma noktası olduğunu söylemem yanlış olmayacak.Gastronomi deneyimi, tabaktaki lezzet kadar o tabağın size nasıl sunulduğuyla da doğrudan ilintilidir.
Günümüzde pek çok lüks mekânda rastladığımız o mesafeli ve mekanik servis anlayışının aksine, Fonte’de beni çok daha samimi bir ekip karşıladı.Servis ekibinin nezaketi, her sorumuza verdikleri özenli yanıtlar ve en önemlisi o içten ama profesyonel duruşları, yemeğin keyfini iki katına çıkardı.Misafirini bir sayı olarak değil, evine gelmiş bir dost gibi ağırlayan bu yaklaşım, modern işletmecilikte aradığımız o "insani dokunuşu" tam anlamıyla hissettiriyor.Bu özenli tavır, mekânın fiziksel konforunu duygusal bir konforla perçinliyor.Samimiyetin dozunu kaçırmadan gösterilen bu ilgi, Fonte’nin sunduğu deneyimin temel taşlarından birini oluşturuyor.Mekânın mutfağı, dünya mutfağından ilham alırken yerel değerleri de ihmal etmeyen modern bir sunum anlayışını benimsiyor.
Menü, karmaşadan uzak ve her bir ürünün kalitesini ön plana çıkaran rafine bir seçki sunuyor.Tadım yolculuğumuzun ilk durağı olan Bonfile Serme ya da daha bilindik adıyla Dana Carpaccio ile başladı.İtalyan mutfağının simge lezzetlerinden olan bu tabak geleneksel bir reçetenin ne denli özgün bir yapıya bürünebileceğinin kanıtı niteliğindeydi.Ardından gelen Bonfile Orzo ise zengin aroması ve dengeli dokusuyla gecenin en güçlü ana yemeği olarak öne çıktı.
Orzonun sakızımsı dokusu ile etin yumuşaklığı arasındaki uyum, mutfağın teknik becerisini ve malzeme seçimindeki titizliğini gösteriyor.Balık sevenler için menüde yer alan Fırında Minekop ise hafifliği ve karakterli yapısıyla, denizin tazeliğini sofraya taşıyor.Her bir tabağın "az ama öz" felsefesini destekler nitelikte, yormayan ama derinliği olan lezzetlerden oluştuğunu görmekten büyük memnuniyet duydum.Gecenin finalini Fonte’nin şimdiden müdavimlerinin vazgeçilmezi haline gelmiş olan meşhur bisküvi pastası ile yaptım.Çocukluğumuzun o en saf lezzetini, bu denli şık ve profesyonel bir dokunuşla yeniden yorumlamak, aslında Fonte’nin ruhunu da özetliyor.Geçmişten gelen güzellikleri modern bir dille bugüne taşımak.Bence bu tabak sadece tatlı bir final değil, aynı zamanda duygusal bir bağ kurma aracı olarak masadaydı.İstanbul’un kalbiyle aynı ritimde atmak, ama bunu yaparken şehrin karmaşasından bir an olsun uzaklaşmak isteyenler için Fonte, sadece bir restoran değil, gidilmesi gereken bir deneyim alanı.
Ruz Hotel’in tarihi atmosferiyle birleşen bu yeni oluşum, Asmalımescit’in o eski, kaliteli günlerine duyulan özlemi gideriyor.Abartılı övgülerden kaçınarak söyleyebilirim ki; Fonte, doğru malzeme, doğru ekip ve doğru lokasyonun bir araya geldiğinde nasıl bir sinerji yaratabileceğinin güzel bir örneği.Beyoğlu’nun o büyülü akşamlarında, Tarihi Yarımada’ya karşı bu samimi atmosferi mutlaka solumalısınız.Gün batımından geceye uzanan bu yolculukta Fonte, misafirlerine sadece lezzet değil, aynı zamanda İstanbul’un kadim hikayesini yukarıdan izleme şansı tanıyor.