Haber Detayı

Kansere çözüm mü bulundu? Aziz Sancar'ın beyin kanseri çalışması nedir?
Gündem haberler.com
09/01/2026 15:56 (13 saat önce)

Kansere çözüm mü bulundu? Aziz Sancar'ın beyin kanseri çalışması nedir?

Beyin kanseri araştırmalarında çığır açabilecek bir gelişme, Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar ve ekibinin çalışmalarıyla gündeme geldi. Özellikle tedavisi en zor kanser türlerinden biri olan glioblastoma üzerinde yapılan deneylerde, iki farklı ilacın birlikte kullanımıyla tümörlerin tamamen ortadan kalktığı gözlemlendi. Peki, Kansere çözüm mü bulundu? Aziz Sancar'ın beyin kanseri çalışması nedir? Detaylar haberimizde.

Beyin kanseri araştırmalarında son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden biri, Nobel ödüllü Türk bilim insanı Aziz Sancar ve ekibinin yürüttüğü glioblastoma çalışmasıyla gündeme geldi.

Fareler üzerinde gerçekleştirilen deneylerde, iki farklı maddenin birlikte kullanılmasıyla tümörlerin tamamen ortadan kaldırıldığı gözlemlendi.

Bu sonuçlar, tıp dünyasında büyük bir yankı uyandırırken, "kansere çözüm mü bulundu?" sorusunu da beraberinde getirdi.

ANSERE ÇÖZÜM MÜ BULUNDU?

Glioblastoma, tıbbın halen en zor mücadele ettiği kanser türlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Son derece agresif seyreden bu hastalıkta, mevcut tedavi yöntemlerine rağmen hastaların yalnızca yaklaşık yüzde 7'si tanıdan sonra beş yıl veya daha uzun süre hayatta kalabiliyor.

Üstelik son 20 yılda bu alanda kayda değer bir tedavi devrimi yaşanmamış olması, her yeni bilimsel çalışmayı hayati öneme sahip hale getiriyor.Bu bağlamda Aziz Sancar ve ekibinin elde ettiği bulgular, yalnızca bilimsel değil, toplumsal düzeyde de büyük bir heyecan yarattı.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Orhan Bursalı'nın aktardığına göre, çalışmanın duyulmasının ardından hem kendisine hem de Aziz Sancar'a çok sayıda hasta ve hasta yakını "denek olmak" için başvuruda bulundu.

Bu durum, çalışmanın yarattığı umudun boyutunu açıkça ortaya koyuyor.İKİ İLACIN SİNERJİK ETKİSİAraştırmanın temelinde, laboratuvar çalışmalarında sıkça kullanılan EdU adlı kimyasal madde ile, glioblastoma tedavisinde standart kemoterapi ilacı olarak kullanılan Temozolomid (TMZ) yer alıyor.

Aziz Sancar'ın liderliğindeki ekip, bu iki maddenin birlikte kullanımının kanser hücreleri üzerindeki etkisini farklı fare modellerinde test etti.Sancar'ın ifadesiyle, konsept oldukça netti: TMZ ile EdU'nun birlikte kullanılması, kanser hücrelerinin DNA onarım mekanizmalarını hedef alarak tümörleri etkisiz hale getiriyordu.

Tek başına EdU veya tek başına TMZ kullanılan deney gruplarıyla karşılaştırıldığında, kombinasyon tedavisi uygulanan farelerde çok daha çarpıcı sonuçlar elde edildi.FARELERDE YÜZDE 100 TÜMÖR GERİLEMESİÇalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, kombinasyon tedavisi uygulanan farelerde 23. gün itibarıyla tümörlerin tamamen ortadan kalkması oldu.

Tedavi edilen hayvanlar, 250 günü aşan takip süresi boyunca yaşamlarını sürdürdü.

Bu süre, glioblastoma gibi ölümcül bir hastalık için preklinik düzeyde son derece olağanüstü bir başarı olarak değerlendiriliyor.Araştırmacılar, bu sonuçların tesadüfi olmadığını; farklı glioblastoma modellerinde tutarlı biçimde tekrarlandığını vurguluyor.

Bu da çalışmanın bilimsel güvenirliğini ve yöntemsel sağlamlığını artıran önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.SAĞLIKLI BEYİN DOKUSU KORUNDUGlioblastoma tedavisinde en büyük sorunlardan biri, tümör hücreleri yok edilirken sağlıklı beyin dokusunun da zarar görmesi.

Aziz Sancar ve ekibinin çalışmasında ise bu noktada dikkat çekici bir avantaj gözlemlendi.Glioblastoma hastalarından alınan gerçek tümör hücreleri üzerinde yapılan deneylerde, EdU'nun beyin dokusuna etkili biçimde ulaştığı, kanserli hücreleri hedef alırken normal hücreleri büyük ölçüde koruduğu tespit edildi.

Yan etkilere bakıldığında, standart kemoterapilerde görülen hafif ve geri dönüşümlü etkiler dışında ciddi bir toksisiteye rastlanmadı.Bu bulgu, olası bir insan tedavisi sürecinde yaşam kalitesinin korunması açısından son derece kritik bir avantaj olarak değerlendiriliyor.BİLİM DÜNYASINDA GENİŞ YANKIÇalışma, Aziz Sancar'ın da üyesi olduğu Amerikan Bilimler Akademisi'nin saygın bilimsel dergisi PNAS'ta yayımlandı.

Bu yayın, araştırmanın uluslararası bilim camiası tarafından ciddiyetle ele alındığının önemli bir göstergesi olarak kabul ediliyor.Uzmanlar, elde edilen bulguların glioblastoma tedavisinde "yeni bir yaklaşımın kapısını aralayabilecek" nitelikte olduğunu ifade ederken, bunun henüz bir tedavi değil, güçlü bir bilimsel umut olduğunun da altını çiziyor."İNSANLAR İÇİN HENÜZ ERKEN" UYARISIAziz Sancar, kamuoyunda oluşan büyük heyecana rağmen temkinli bir dil kullanıyor.

İnsanlar üzerinde klinik deneylere geçilebilmesi için Amerikan Sağlık Enstitüsü'nden (NIH) onay alınması gerektiğini belirten Sancar, bu sürecin zaman alacağını vurguluyor.Orhan Bursalı'ya yaptığı açıklamada, "Farelerde başardık ama bu yöntemin insanlarda da aynı sonucu verip vermeyeceğini henüz bilmiyoruz.

İnsan deneylerinin başlaması için en az iki yıla ihtiyaç var" ifadelerini kullandı.

AZİZ SANCAR'IN BEYİN KANSERİ ÇALIŞMASI NEDİR?

Aziz Sancar'ın beyin kanseri çalışması, temel olarak DNA hasarı ve onarım mekanizmalarını hedef alan bir stratejiye dayanıyor.

EdU maddesi, kanser hücrelerinin DNA yapısına entegre olurken, Temozolomid ise bu yapıyı parçalayarak hücrelerin kendini onarmasını engelliyor.

İki maddenin birlikte kullanılması, kanser hücreleri için adeta "çıkmaz bir biyolojik yol" oluşturuyor.Bu yaklaşım, klasik kemoterapilerin aksine yalnızca hücreleri öldürmeyi değil, onların hayatta kalma mekanizmalarını da devre dışı bırakmayı amaçlıyor.

Bu nedenle çalışma, yalnızca glioblastoma değil, gelecekte farklı kanser türleri için de ilham verici bir model olarak görülüyor.UMUT VAR, AMA YOL UZUNFareler üzerinde elde edilen bu çarpıcı sonuçlar, glioblastoma gibi ölümcül bir hastalıkla mücadelede önemli bir bilimsel eşik olarak değerlendiriliyor.

Ancak uzmanlar, hayvan deneylerinde elde edilen başarıların insanlara birebir uygulanamayabileceğini hatırlatıyor.Yine de Aziz Sancar ve ekibinin çalışması, yıllardır sınırlı seçeneklerle mücadele edilen beyin kanserine karşı yeni, güçlü ve bilimsel temeli sağlam bir yaklaşımın mümkün olabileceğini gösteriyor.

Bu yönüyle çalışma, kesin bir "çözüm" olmasa da, tıp dünyasında güçlü bir umut ışığı yakmış durumda.

İlgili Sitenin Haberleri