Haber Detayı
İstanbul Barosu davasında beraat kararı
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Suriye'nin kuzeyindeki bir operasyonla ilgili açıklamaları gerekçe gösterilerek yargılanan İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin “suçun unsurlarının oluşmadığı” gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlarına karar verdi. Karar, oy birliğiyle alındı.
İstanbul Baro Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve Yönetim Kurulu'nun Suriye'nin kuzeyindeki bir operasyonla ilgili açıklamaları gerekçe gösterilerek “basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak” ve “basın ve yayın yolu ile yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması, İstanbul 26.
Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi'ndeki 1 no’lu duruşma salonunda görülmeye devam etti.Duruşma savcısı, üçüncü duruşmanın ilk gününde, celse arasında verdiği esas hakkında mütalaasını tekrar ederek, Kaboğlu ve Yönetim Kurulu için sadece “basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak” suçundan hapis cezası istemişti.Duruşma, İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin mütalaaya karşı savunmalarıyla devam etti.
Bugün ise mahkeme heyeti, sanıklar ve avukatlarından son sözlerini dinledi.DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu, DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Vedat Çınar Altan, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepne baroya destek için Silivri’deydi.
Duruşmayı; TBB Başkanı Av.
R.
Erin Sağkan, TBB Başkan Yardımcısı Av.
Ercan Demir, TBB Başkan Yardımcısı Av.
Bahar Gültekin Candemir, TBB Yönetim Kurulu üyesi Av.
Kemal Aytaç, TBB Yönetim Kurulu üyesi Av.
Makbule Tanış, TBB Yönetim Kurulu Üyesi Av.
Nizam Dilek, TBB Yönetim Kurulu üyesi Av.
Ali Bayram, TBB Başkan Danışmanı Av.
Veli Küçük, Antalya Barosu Av.
Ali Çağdaş Bozaner, Artvin Barosu Başkanı Av.Handan Demiral Almalı, Aydın Barosu Başkanı Av.
Utku Devrim Barış Arslan, Batman Barosu Başkanı Av.
Rüstem siyahtaş, Bitlis Barosu Başkanı Av.
Gülhan Bayram Sekmen, Başkan Yardımcısı Av.
M.
Emin Acar, Mersin Barosu Başkanı Av.
Gazi Özdemir, Zonguldak Barosu Başkanı Avukat Türker Kapkaç takip etti.Ayrıca, 83 farklı ülkenin hukukçularını temsil eden 30 baro ile 17 uluslararası hukuk birliğinin, aralarında çok sayıda baro başkanı ve üst düzey yöneticinin de bulunduğu temsilcileri bizzat gözlemci olarak Silivri’deydi.BASINI SELAMLADILARSanık sandalyesindeki Av.
Prof.
Dr.
İbrahim Ö.
Kaboğlu, Başkan Yardımcısı Av.
Rukiye Leyla Süren, Genel Sekreteri Av.
Hürrem Sönmez, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av.
Ahmet Ergin, Yönetim Kurulu Üyeleri Av.
Metin İriz, Av.
Mehmedali Barış Beşli, Av.
Yelde Kocak Urfa, Av.
Fırat Epözdemir, Av.
Ezgi Şahin Yalvarıcı, Av.
Ekim Bilen Selimoğlu ve Av.
Bengisu Kadı Çavdar ise duruşma henüz başlamadan basının yer aldığı bölüme gelerek basın mensuplarını selamladı.Duruşma saat 10:52’de başladı.
Sanıklardan son sözleri alınmaya başlandı.'AVUKATSANIZ SÖZÜNÜZ BİTER Mİ?'İlk olarak Bengisu Kadı Çavdar konuştu.
Çavdar, şunları söyledi:"Son söz' ifadesinden hoşlanmıyorum.
Avukatsanız sözünüz hiç biter mi?
Biz burada savunma yaparken, Yalova’da 31 yaşındaki genç bir meslektaşımız katledildi.
Böyle bir tabloda 'son söz' nedir, gerçekten bilmiyorum.
Mesleği başında hayatını kaybeden tüm meslektaşlarımı saygıyla selamlıyorum.
Sürecin başından itibaren avukatlığın bağımsızlığını savunduk.
İstanbul Barosu üyesi olmak müstesna bir güvencedir.
İstanbul Barosu Başkanı’na, Yönetim Kurulu’na ve tüm üyelerine teşekkür ediyorum; sağ olun, var olun.Bize yöneltilen iddiaların karşısında haklılığımızı, birçok emsal kararla defalarca ortaya koyduk.
Bu emsalleri yaratan hâkimleri ve avukatları tarihin onurlu sayfasına bir kez daha kaydettik.
Savcının, avukatlık yapmamı engellemeye çalıştığı bu davada, mesleğime ne kadar bağlı olduğumu bir kez daha gördüm.
Sayın heyetin kararlarıyla konuşmasını ve bu davanın Anayasa’ya ve Avukatlık Kanunu’na uygun şekilde sonuçlanmasını bekliyoruz"'BU KARAR SİZİN HAKKINIZDA KANAAT OLUŞTURACAK'Ekim Bilen Selimoğlu ise “Burada vereceğiniz karar Baro hakkında bir sonuç doğurmaz.
Baromuz susmayacak, savunmanın sesi asla kısılmayacak.
Beraat kararına sevinmeyecek, ceza kararlarına da üzülmeyeceğiz.
Bu karar, sizin hakkınızda bir kanaat oluşturacaktır.
Türkiye’nin bir 'yargı devleti' mi yoksa bir 'hukuk devleti' mi olduğu sorusuna bugün cevap vereceksiniz” dedi.'BİZ ADALETİ UĞRUNA ÖLECEK KADAR ÇOK SEVİYORUZ'Fırat Epözdemir şöyle konuştu:“'Son söz' dediğimiz şey, yasa gereği bugün bu duruşma için şimdilik söylemek zorunda olduğumuz sözlerdir.
İstanbul Barosu’nun asla son sözü olmaz.
Dün uğradığı bir saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Avukat Zekeriya Polat’ı anarak başlamak istiyorum.
Bizlere açılan bu davalar, her bir avukatı hedef haline getiren davalardır.
Meslektaşlarımızın yalnızlaşmasına neden olmaktadır.
Bu davalardan biri de budur.
Genç bir meslektaşımız maalesef intihar etti.
Sebebinin ekonomik olduğu söylendi.
Ancak içinde bulunduğu koşulların, bu tür davaların yarattığı baskıyla bağlantılı olduğu açıktır.Bu çok ağır bir sorumluluktur.
Son derece ağırdır ve bu bilinçle hareket edilmesi gerekir. 21 Aralık 2024’te bu soruşturma başlatıldığından bu yana yanımızda olan tüm meslektaşlarımıza ve sivil toplum kuruluşlarına içtenlikle teşekkür ediyorum.
Silivri Cezaevi’nde bulunan bu duruşma salonları kapatılmalıdır.
Bu hafta aynı zamanda açık görüş haftasıydı; oluşan kalabalık son derece yoğundu.
Silivri Cezaevi’nde tutuklu ve hükümlü bulunan kişilerin temel hakları açıkça ihlal edilmektedir.
Biz adaleti uğruna ölecek kadar seviyoruz.”Yelda Koçak Urfa da “Yaşam hakkının söz konusu olduğu bir alanda susmak, konuşmamak değil; açıkça bir ihmal olurdu.
Biz görevimizi yerine getirdik” şeklinde konuştu.Mehmedali Barış Beşli de şöyle ifade etti:“2024 yılının ikinci yarısında İstanbul Barosu yönetimine aday olduğumuzda bir karalama kampanyası başlatıldı.
Bu kampanyada, avukatlık yaptığımız ve temel hakları savunduğumuz için hakkımızda olumsuz yakıştırmalar yapıldı.
Esasen bu dava, o karalama kampanyasının bir devamıdır.
Biz yönetime geldikten sonra da hak savunuculuğuna devam ettik.
Yönetimde olmadan önce de hayvanın, insanın ve doğanın haklarını savunuyorduk.
Biz hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına inandığımız için burada yargılanıyoruz.
Avukatlık saygın bir meslektir ve bu saygınlığın gereğini yerine getirmek zorundayız.”Hürrem Sönmez ise şu şekilde konuştu:“Üç gün boyunca söylenebilecek her şey söylendi.
Belki eksiği yoktur, belki fazlası vardır; ama bu fazlalık bile fazla değildir.
Çünkü adalet ve insan haklarından söz etmek, bizi iyileştiren tek şeydir.
Dün gazeteci Metin Göktepe’nin ölüm yıl dönümüydü.
Onu döverek öldürenlere ceza veren yargıcın, geçtiğimiz haftalarda avukatlık yeminini etmesi bizim adımıza son derece gurur vericiydi.”Diğer sanıkların savunması ise şu şekilde:Ahmet Ergin: “Bu yargılama avukatların soruşturulmasına ilişkin usullerin, baroların bağımsızlığını sağlamada yeterli olmadığını göstermiştir.
Her şey eksiksiz olsa dahi, bu ülkede adaletten söz etmek mümkün olmayacaktır.
Biz görevimizi yaptık ve yapmaya devam edeceğiz.
Kadın cinayetlerinde cezasızlık politikasının son bulmasını istedik, istemeye de devam edeceğiz."Ezgi Şahin Yalvarıcı: “Bu yargılamanın sonunda insanlığımızın ve mesleki görevlerimizin yerli yerinde durduğunu biliyoruz.
Burada verilecek karar, ileride hukukun ve adalet talebinin hangi noktada savunulduğunu gösterecektir.
Bu salondan yükselecek olan şey, adalet arayışımızdır.”Rukiye Leyla Süren: “Ben adliyeye giremedim.
Personelim de giremedi.
Gelecekte siz de giremeyebilirsiniz Sayın Başkan; çünkü hepimizin iş yeri orası.
Çocuklar için, kadınlar için, ağaçlar için, ormanlar için, her yerde yaşam hakkını savunduk.
Yaptığımız açıklama, mesleğimizin ve görevimizin gereğiydi.
Kimse bizden iktidardan esen rüzgâra göre yön değiştirmemizi beklemesin.
Avukatlık Kanunu’nun gereğini yaptık.
Bugün avukatsız, savunmasız bir yargı isteniyor. 'Makbul' avukatlar ve 'makbul' barolar yaratılmaya çalışılıyor.
Hiç kimse hukukun üstünde değildir; ama biz de makbul avukatlar, makbul barolar olmayacağız.
Haklarımızı biliyoruz.
Bu davayı hiçbir zaman şahsileştirmedim.
Sayın Savcılık, benim mesleğimi yapmamamı istedi. 17 yaşımdan beri çalışıyorum.
Okulumu dahi kendi kazandığım parayla okudum.
Kimse benim üzerimden cübbemi alamaz”'SON SÖZ OLMAZ'Son olarak ise İbrahim Kaboğlu, şöyle konuştu:“Son söz olmaz, ben son nefesimi verene kadar hukuku savunmaya ve sözümü söylemeye devam edeceğim.
Yalova'da meslektaşımız katledildi.Biz avukatlar, bir meslektaşımızı kaybettiğimizde dolayısıya ağlayamayız.
Biliriz ki onun için mücadeleye devam etmeliyiz.
Zekeriya Polat yalnız değildir.
İstanbul Barosu yalnız değildir.
Biz bu davada, Anayasa’nın 15/2. maddesinin açıkça ihlal edilerek yargılama yapıldığına tanık olmaktayız.
Bu nedenle bu dava haksız bir davadır.
Hatta savaş koşullarında dahi tanık olunamayacak ölçüde haksız bir davadır.
İddia–savunma–hüküm diyalektiğinde, taraflardan birinin diğerinin haysiyetiyle oynaması; yalnızca kendisine değil, bütün yargının saygınlığına gölge düşürmektedir.
Ne yazık ki bu dava sürecinde, bu diyalektiğin halkalarından birinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığına tanıklık ediyoruz.
En güçlü dayanağım ise Anayasa’nın 138. maddesidir.
Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.
Bu maddenin devamını burada okumayacağım.
Ancak özellikle vurgulamak isterim ki, bu hüküm yalnızca kanuna ya da uluslararası sözleşmelere değil; aynı zamanda hukuka, yani hukukun genel ilkelerine uygun karar verilmesini de zorunlu kılmaktadır.
Bu kayıt, çok az anayasada bulunan son derece önemli bir güvencedir.Dolayısıyla bu haksız davada son söz sizindir.
Karar verme yetkiniz, Anayasa’nın 138. maddesiyle güvence altına alınmıştır.
İstanbul Barosu’nun; gerek Anayasa’nın 9. maddesi gerek 138. maddesi çerçevesinde hâkimlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı için gösterdiği çabanın, aslında yargı mensupları tarafından da talep edildiğini bu vesileyle ilk kez burada dile getiriyorum.Sözlerimin başında vurguladığım üç kavramla bitirmek istiyorum: Hukuk, ahlak ve haysiyet.
Bunlar, avukat adaylarına antları gereği hatırlattığımız değerlerdir.
Sizlerin de son derece anlam yüklü bir yargı andı vardır.
Ve bütün bu ilkelerin merkezinde, her şeyden önce vicdani kanaat yer alır.
Bu nedenle bugün, bu doğrultuda bir karar vereceğinize olan inancım tamdır.”KİMSE ALKIŞLAMADIĞI HALDE 'ALKIŞLAMAYIN' UYARISIMahkeme başkanı, Kaboğlu’nun savunmasının ardından salondan herhangi bir alkış sesi yükselmediği halde “Lütfen alkışlamayın” dedi.
Bunun üzerine avukatlar alkışlamaya başladı.
Ardından yarım saatlik karar arası veren, mahkeme başkanı salondan ayrılmadan önce “Çöplerinizi alın avukatlar, çöplerinizi burada bırakmayın” diyerek uyardı.BERAAT ETTİLERAranın ardından salona gelen İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri oldukça yüksek sesli bir alkışla karşılandı.
Kararını kuran mahkeme heyeti, tüm sanıkların “suçun unsurlarının oluşmadığı” gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlarına hükmetti.
Karar, oybirliği alındı.