Haber Detayı

Halide Edip'in İstanbul'u: "Mor Salkımlı Ev"
Güncel haberler.com
09/01/2026 11:05 (16 saat önce)

Halide Edip'in İstanbul'u: "Mor Salkımlı Ev"

KORAY TAŞDEMİR/BAŞAK AKBULUT YAZAR - Türk edebiyatının önemli kalemlerinden ve Anadolu Ajansının isim annesi Halide Edip Adıvar, "Mor Salkımlı Ev" adıyla hatıralarının bir bölümünü yayınladığı kitabında, Osmanlı'nın son yıllarında imparatorluk başkenti İstanbul'un durumunu gözler önüne seriyor.

KORAY TAŞDEMİR/BAŞAK AKBULUT YAZAR - Türk edebiyatının önemli kalemlerinden ve Anadolu Ajansının isim annesi Halide Edip Adıvar, "Mor Salkımlı Ev" adıyla hatıralarının bir bölümünü yayınladığı kitabında, Osmanlı'nın son yıllarında imparatorluk başkenti İstanbul'un durumunu gözler önüne seriyor.İstanbul'da 1884'te Sultan 2.

Abdülhamid'in padişahlığı döneminde dünyaya gelen Halide Edip, 9 Ocak 1964'te 80 yaşında hayatını kaybetti.Cenazesi İstanbul Merkezefendi Mezarlığı'na defnedilen yazarın geride bıraktığı çalışmaları ve eserleri, yaşadığı döneme ışık tutuyor.Halide Edip Adıvar'ın "Mor Salkımlı Ev" ve "Türkün Ateşle İmtihanı" isimleriyle yayımladığı eserleri hatıralarını içeriyor.Birinci kitap yazarın çocukluk yıllarından başlayarak Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerini, ikincisi ise Milli Mücadele dönemindeki anılarını yansıtıyor.Yazar, ilk kitaba adını verdiği Mor Salkımlı Ev'in, Beşiktaş'ta doğduğu ve Yıldız Sarayı'nı da gören ev olduğunu belirtiyor.

Çocukluk ve gençlik yıllarının İstanbul'unda aile hayatı, eğitimi, evliliğiyle birlikte dönemin sosyal yapısı, siyasi ve ekonomik durumuna ilişkin tespitlerini de bu kitapta yansıtıyor.İmparatorluğun en acı yıllarıİkinci Meşrutiyet, Balkan Savaşları ile İttihat ve Terakki dönemindeki bazı gelişmelere de değinen yazar, bu zamanlar yazın ve eğitim alanındaki çalışmalarını, Türk Ocağı'ndaki mücadelesini, Birinci Dünya Savaşı sırasında Cemal Paşa'nın daveti üzerine okul açmak için gittiği Lübnan ve Suriye'deki faaliyetlerini de bu kitabında ele alıyor.Halide Edip, Balkan Savaşları döneminde İstanbul'un durumunu şöyle aktarıyor: "Bu harp kadar fena idare edilmişi tarihimizde görülmemiştir.

Makedonya muhacirleri panik içinde İstanbul'a iltica ettiler, camilere doldular.

Aynı zamanda ordu da dahil ortada bir kolera salgını başladı.

O kışın İstanbul'daki sefalet inanılmayacak kadar korkunçtur."Balkan Savaşları sırasında ilk kadın derneği Teali-yi Nisvan Cemiyeti'ne üye olan ve cemiyet yararına düzenlenen etkinliklerde etkili konuşmalar yapan, hastanelerde yaralı askerlere hasta bakıcılık yapan Halide Edip, İstanbul'a düşman ordularının girmesi düşüncesi karşısında yaşadığı endişeyi dile getiriyor.Önce İngilizce, sonra Türkçe yayımladıHalide Edip Adıvar'ın anılarını AA muhabirine değerlendiren yazar Muhsin Kızılkaya, "Mor Salkımlı Ev, Halide Hanım'ın hatıralarını, annesini, babasını, çocukluk yıllarının İstanbul'unu anlattığı bir hatıra kitabıdır.

Beşiktaş Serencebey'de bir yerde olduğunu yazar.

Vaktiyle bu kitaba dair yazdığım bir denemede, iki yıl aynı muhitte oturduğumu yazmıştım, Halide Hanım'ın Mor Salkımlı Evi'ni hayal etmiştim o denemede." dedi.Kızılkaya, Adıvar'ın Edebiyat Fakültesinde hocalığa başladıktan sonra uzun yıllar gönüllü katipliğini yapan Vedat Günyol ile tanıştığını ve Günyol'un "Böyle otoriter, böyle sert bir kadın ömrümde görmedim." dediğini aktardı.Eşi Adnan Adıvar'ın Halide Edip Adıvar'dan daha yumuşak huylu bir kişi olduğunu da Günyol'un söylediğini anlatan Kızılkaya, "Adnan Bey, Vedat Bey'i pek severmiş, ölürken dolmakalemini ona bırakmış.

Vedat Bey de ölümüne üzüldüğü kadar, kendisini düşünüp dolma kalemini miras bırakmasına bir o kadar sevinmiş ve uzanıp hemen kalemi almak istemiş.

İşte o sırada olan olmuş, Halide Hanım sertçe eline vurmuş.

Bu hareketi çok ağırına gitmiş, kalemi almadan evden çıkmış." dedi.Kızılkaya, Adıvar'ın "Mor Salkımlı Ev"de geçen dönemi önce İngilizce, daha sonra Türkçe kaleme aldığını belirterek, şunları kaydetti: "Halide Hanım'ın hatıratını beraber Türkçeye çevirmişler.

O dikte etmiş, Vedat Bey yazmış.

Yorulunca da ona sen çevir getir demiş, o da öyle yapmış, Halide Hanım çeviriyi sonra düzeltmiş.

Kitabın İngilizce baskısında Atatürk aleyhine yazdığı yerleri Türkçeye çevirirken almamış kitabına.

O bölümleri kendisi sansürlemiş.

Kitabın ilk baskısını Vedat Günyol çıkarmış Yeni Ufuklar'da.""Toplumsal hayatta kadının gür sesi"Kızılkaya, Kurtuluş Savaşı'na kadın olarak katılarak onbaşı rütbesiyle cepheden cepheye koşan ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yanı başında yer alan Adıvar için, "Kadının evlere hapsedildiği, kamusal alanda hiçbir varlık göstermediği, ev dışında fikrinin sorulmadığı, 'aklı kısa, saçı uzun' diye aşağılandığı bir dönemde, İstanbul'un işgali üzerine Sultanahmet Meydanı'nda yapılan mitingde kürsüye çıkmış, bu milletin gür sesini yurdun dört bir yanına ulaştırmış öncü bir kadındır." ifadelerini kullandı.Adıvar'ın Cumhuriyet kurulduktan sonra Atatürk'le bazı konularda fikir ayrılığına düştüğünde bunları yüksek sesle dillendirmekten çekinmediğini de vurgulayan Kızılkaya, "İtaat eden değil, sorgulayan aydın duruşundan milim sapmamış, bunun için sürgünü göze almış, İngiltere'ye gitmek zorunda kalmış, yıllarca sürgünde yaşamış bir kadındır." diye konuştu.Kızılkaya, Adıvar'ın yazarlığı hiç elden bırakmadığına dikkati çekerek, "Halide Hanım en önemli kadın romancılardan birisi olarak Türk edebiyatına adını yazdırmış, peş peşe yazdığı romanlar zamana karşı direnmiştir.

Başta Sinekli Bakkal olmak üzere romanları bugün bile dün yazılmış gibi okunabilen, çok mühim romanlardır.

Edebiyatta toplumsal vicdanın sesi, siyasette Milli Mücadelenin sivil sesi, toplumsal hayatta kadının gür sesidir Halide Hanım." değerlendirmesini yaptı.Adıvar'ın edebi eserlerindeki ulusal bilince ve kadın figürüne işaret eden Kızılkaya, "Misal, 'Ateşten Gömlek'te Kurtuluş Savaşı'nı bir kahramanlık destanı olarak ele almaz, savaşan bireylerin iç dünyalarına eğilir.

Ona göre savaş soyut bir kahramanlık destanı değildir, en önemlisi insani bir fedakarlıktır.

Bu romanla insana geçen hissiyat, milli bilincin ahlaki düzeyde güçlenmesidir.

Romanlarındaki kadın kahramanlar pasif, işe yaramaz, evde oturup çocuk bakan, yaygın deyimle 'ev kadınları' değildir.

Onun kadın kahramanları bir başına kararlar alabiliyor, düşünüyor ve en önemlisi bedel ödemeyi göze alabiliyorlar." şeklinde konuştu."Anadolu Ajansının haber dilini o oluşturdu"Kızılkaya, Adıvar'ın modernleşmeye yaşanmış çatışmalar üzerinden baktığını, romanlarının da Türkiye'nin kendisiyle yüzleşme romanları olduğunu söyledi.Adıvar'ın bu faaliyetlerinin Milli Mücadele'ye sunduğu en önemli katkı olduğuna vurgu yapan Kızılkaya, Anadolu Ajansı için yaptığı çalışmalarını ise şu sözlerle anlattı: "Kuruluşuna katıldığı AA'yla mücadelenin fikir ve iletişim ayağını tamamlamıştır.

İstanbul işgal altında, iletişimin merkezi de İstanbul.

Halide Hanım, 'Kendi haber kaynağına sahip olmayan bir mücadelenin başarısı az olur' diye düşünüyordu. 'Mücadele sadece silahla olmaz, bilgi ve duyarlı kamuoyu bütün silahlardan üstündür' ilkesine inanıyordu.

Fikri Mustafa Kemal'e götüren odur.

Mustafa Kemal de hemen destek verir, 6 Nisan 1920'de Anadolu Ajansı kurulur.

Ajansın haber dilini o oluşturdu, fikri temellerini o sağlamlaştırdı, ajansın geçtiği ilk haberde fiilen görev aldı.

O ajansı sadece bir propaganda aracı olarak görmüyordu, mücadelenin hukuksal ve ahlaki meşruiyetini dünyaya anlatacak bir araçtı ajans ona göre.

Bir haber ajansının kuruluşunda görev almış ilk Türk kadınıdır Halide Edip."

İlgili Sitenin Haberleri