Haber Detayı

Donroe dünyasına hoş geldiniz
Yazarlar hurriyet.com.tr
09/01/2026 06:28 (16 saat önce)

Donroe dünyasına hoş geldiniz

2026’nın gelişi 2025’ten belliydi. Ancak uluslararası ilişkiler yeni yıla tahmin edilenin çok ötesinde hızlı bir giriş yaptı.

Doğrusu ABD’nin gidip de Venezuela lideri Nicolas Maduro’yu ve eşini yatağından alıp yargılanmak üzere ABD’ye götüreceği pek kimsenin aklına gelmiyordu.TARTIŞMA ÇIKARDIMADURO operasyonu gerisinde büyük bir tartışma bıraktı. ‘ABD ordusunun egemen bir ülkenin toprağına girip ülke liderini kaçırması uluslararası hukukun ayaklar altına alınması değil de nedir’ sesleri yükseldi bir yandan.

Diğerleri ise ‘Maduro da az değildi, Sosyalist devrimci adı altında kendisine lüks bir hayat kurup vatandaşını fakirliğe mahkûm etmedi mi’ diye karşı argüman geliştirmeye çalıştı.Trump ise netti; ne demokrasi, ne insan haklarıydı önceliği, ‘Venezuela petrolümüzü çaldı, şimdi onu geri alacağız’ dedi.

Eski Venezuela lideri Hugo Chavez ve Maduro döneminde petrolün kamulaştırılıp yabancı şirketlerin ülkeden uzaklaştırılmasını kastediyordu.İŞBİRLİĞİ Mİ YAPTIVENEZUELA operasyonuyla ilgili bir diğer tartışmayı da not etmek lazım.

Milislerini seferber eden, silah dağıtan Maduro rejimi nasıl olup da ABD operasyonunu engelleyemedi?

İçeriden yardım eden birileri mi vardı?

Trump yönetiminin Venezuela muhalefeti yerine Maduro yönetiminin ağır toplarıyla ilerleme kararı alması kafaları daha da karıştırdı.Yoksa Maduro’nun yerine yemin edip göreve başlayan Delcy Rodriguez miydi selefini satan?

Trump da yeni yönetimin işbirliği yaptığını, ABD’ye petrol vereceğini, sadece ABD ürünleri satın alacaklarını anlatıyordu.

Dün New York Times Gazetesi’nde yayınlanan röportajında ise Venezuela’da ne kadar kalınacağına dair soruya ‘Zaman gösterecek’ diye yanıt verirken yıllar süreceğini ima ediyordu.NAPOLYON’DAN SATIN ALMIŞTIMADURO operasyonu ile Trump’a atfedilen Donroe doktrini de giderek daha fazla konuşulur oldu.

Donroe doktrininin isim babası aslında New York Post Gazetesi’ydi.

Geçen yıl 8 Ocak’ta yayınladığı baş sayfasında Trump elinde bir sopayla bir tahta önünde gösterilmişti.

Tahtada yer alan haritada Kanada, Panama, Grönland, Meksika Körfezi hep Amerika’ya dahil edilmişti. ‘Trump’ın Donroe doktrini’ deniyordu özetle.Aslında Donroe politikasının ilham kaynağı 19’uncu yüzyılda yaşamış olan ABD’nin kurucu başkanlarından James Monroe’ydu.

Monroe, Amerika kıtasını ABD’nin arka bahçesi sayıyor ve Avrupalı sömürgecilerin buradan el çekmesi gerektiğini savunuyordu.

Monroe, 1800’lerin başında New Orleans dahil, Louisiana topraklarının Fransız İmparatoru Napolyon’dan satın alınması için pazarlık yürüten diplomatlardan biriydi aynı zamanda.

ABD topraklarını iki katına çıkaran anlaşma için Fransa’ya 15 milyon dolar ödenmişti.

Yani bugünkü parayla 300 ile 350 milyar dolar.RESMİ BELGEYE GİRDİABD’nin Kasım 2025 tarihli Ulusal Strateji Belgesi’nde de ABD’nin Batı Yarımküre’de Amerikan üstünlüğünü yeniden tesis edip kilit coğrafyalara erişimi korumak için Monroe Doktrini’nin uygulayacağı vurgulanıyordu.

İşte belki de Venezuela’da ipleri ele almak için düzenlenen Maduro baskını bu yeni dönemin ilk operasyonu olarak tarihe geçecektir.Trump yönetimi, Latin Amerika’da Washington’a yakın isimlerin iktidarını desteklerken, Rusya, Çin ve İran gibi diğer uluslararası aktörlerle işbirliğinin de sonlandırılmasını hedefliyor.

ABD, Latin Amerika’yı kendi nüfuz alanı olarak görürken öte yandan Rusya ve Çin’e de emsal teşkil edebilecek bir kapı aralıyor.AMA ÖNCE AMERİKAABD’nin süper güç olduğu tek kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya geçerken diğer süper güçler ve bölgesel aktörler için de belli ölçüde bir nüfuz alanı bulabilecekleri öngörülebilir.Aidiyeti tartışmalı, yani gri bölgelerin akibeti ise yeni krizlerin tetiklendiği coğrafyalar olma potansiyeline sahip.Ayrıca Trump Yönetimi’nin Danimarka’ya bağlı özerk Grönland adasıyla ilgili hak iddiaları da Donroe doktrinin, Monroe’nun kıta Amerika haritasıyla sınırlı kalmayacağına da işaret ediyor.Çok kutuplu dünyada da ABD, ‘ana oyun kurucu ben olurum ona göre’ diyor.

Grönland’ın petrol rezervi, uranyum, demir ve nadir element potansiyeli iştah kabartırken ABD ile müttefiki Avrupa’yı ciddi bir meydan okumayla karşı karşıya bırakıyor.

Umalım ki, dünya yine de sakin kalmayı başarabilsin.

İlgili Sitenin Haberleri