Haber Detayı
İsrailli analistten Doğu Akdeniz itirafı
İsrailli analist Shay Gal, Yunanistan merkezli geopolitico.gr’de yayınlanan yazısında, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) liderlerinin Kudüs’te yaptığı toplantıyı “Doğu Akdeniz’de yeni bir güvenlik mimarisinin inşası” olarak tanımladı.
Gal, söz konusu buluşmanın “yeni bir ittifak yaratmadığını”, ancak “zaten var olan yapıyı tek bir stratejik dile dönüştürdüğünü” savundu.
Analiste göre bu toplantı, “parçalı girişimlerin değil, bütüncül bir düzenin” ifadesi niteliğini taşıyor.
Gal, üçlü yapının artık güvenlik, enerji ve altyapı başlıklarını ayrı ayrı ele almadığını vurgulayarak, “Güvenlik, enerji, bağlantısallık ve altyapıların korunması artık tek bir dosya olarak ele alınıyor.” ifadesini kullandı.
Bu yaklaşımın Doğu Akdeniz’de egemenlik anlayışını da yeniden tanımladığını ileri süren Gal, “Bu bölgede egemenlik yalnızca bayraklar ve anlaşmalar yoluyla değil; kablolar, koridorlar ve deniz yetki alanları üzerinden de icra ediliyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Yazıda GKRY’ye özel bir rol atfeden Gal, Güney Kıbrıs’ı “Avrupa’nın doğu ucunda yer alan bir devlet” olmanın ötesinde konumlandırarak, “istikrarı sayesinde inşa edilen her şeyin sürdürülebilirliğini garanti eden bir Avrupa çapasına” benzetti.
Gal’e göre GKRY’nin bu konumu, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda “operasyonel ve yapısal” bir anlam taşıyor.
Analist, “Kıbrıs’ın istikrarı, bölgede kurulan tüm güvenlik ve bağlantı projelerinin yaşayabilirliğini doğrudan etkiliyor.” ifadesiyle bu rolün altını çizdi. ‘IMEC JEOPOLİTİK TERCİH’ Kudüs’teki üçlü toplantının, Hindistan–Orta Doğu–Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) ile aynı dönemde gündeme gelmesine de özel vurgu yapan Gal, IMEC’i bir ticaret projesinden ziyade “jeopolitik bir tercih” olarak tanımladı.
Analiste göre IMEC, “yalnızca malların değil, egemenlik anlayışlarının da taşındığı” bir hat niteliğinde.
Gal, “Avrupa’nın Asya ve Körfez’e, hukuki öngörülebilirlik ve kurumsal süreklilik sunan devletler üzerinden bağlanabileceğini” savunarak, bu yaklaşımın Türkiye coğrafyasının her doğu–batı hattında “vazgeçilmez” olduğu yönündeki yerleşik kabulleri sorguladığını ileri sürdü.
Gal, IMEC’in aynı zamanda “veto gücü etrafında değil, meşruiyet etrafında inşa edilmesi gereken” bir bağlantı modeli olduğunu belirterek, “bağlantısallığın güç kullanımıyla değil, hukuki ve kurumsal çerçevelerle kalıcı hale gelebileceğini” ifade etti.
Analist, bu yönüyle IMEC’in, Doğu Akdeniz’de şekillendiğini savunduğu güvenlik mimarisinin tamamlayıcı bir unsuru olduğunu dile getirdi.
İsrailli analist, daha önce farklı mecralarda yaptığı değerlendirmelerde ise 7 Ekim 2023 sonrasında HAMAS’ın Aksa Tufanı operasyonu nedeniyle IMEC’in fiilen askıya alındığını söylemişti.
Gal, bu süreçte “Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin ve Türkiye’nin Orta Koridor vizyonunun alan kazandığını” savunarak, IMEC’in yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir rekabet alanı olduğunu öne sürmüştü.
Gal, koridorun yeniden canlanması halinde bunun “yalnızca bir ticaret hattı değil, bir egemenlik koridoru” olacağını ileri sürdü.