Haber Detayı

"Nil’in sofrası: Kaosun lezzeti, Kahire gastronomisi"
Dünya+ dunya.com
09/01/2026 00:00 (17 saat önce)

"Nil’in sofrası: Kaosun lezzeti, Kahire gastronomisi"

Kahire’de yemek yemek binlerce yıllık bir mirasın, devrimlerin, göçlerin ve Nil’in bitmeyen bereketinin hikayesine ortak olmak demek. Bu şehirde her lokma, tarihin sayfalarından bugünün modern tabaklarına uzanan bir köprü.

Kahire, zıtlıkların şehri ol­duğu kadar, bu zıtlıkların aynı sofrada buluştuğu eşsiz bir coğrafya.

Bir yanda bin­lerce yıllık piramitlerin gölge­sinde Şef Mostafa Seif’in doku­nuşuyla sanata dönüşen Khufu’s lezzetleri, diğer yanda Nil’in üze­rinde İtalyan zarafetini moda es­tetiğiyle birleştiren Pier 88...

Şeh­rin kalbine indiğinizde ise Zöö­ba, o çok sevdiğimiz kaotik sokak lezzetlerini modern bir masala dönüştürüyor.

Ve tabii ki, UNES­CO’nun artık bir dünya mirası olarak tescillediği Koshari’nin o mütevazı ama görkemli tabağı...Kahire’de yemek yemek binler­ce yıllık bir mirasın, devrimlerin, göçlerin ve Nil’in bitmeyen bere­ketinin hikayesine ortak olmak.

Bu şehirde her lokma, tarihin toz­lu sayfalarından bugünün modern tabaklarına uzanan bir köprü.UNESCO Mısır’ın milli yeme­ği Koshari’yi Aralık ayında Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne aldı.

Bu yemeğin sadece bir tarif değil; toplumun her kesimini (zen­gin-fakir fark etmeksizin) birleş­tiren, sosyal uyumu simgeleyen ve nesiller boyu aktarılan bir "yaşam biçimi" olduğunu vurguladı.

Kos­hari tıpkı Kahire gibi; karmakarı­şık ve katman katman.Abou Tarek şehir merkezinde­ki en ünlü Koshari lokantası.1950 yılında bir sokak arabasıyla başla­yan serüven, bugün dört katlı dev bir "Koshari sarayına" dönüşmüş durumda.

İçinde hem şehriye hem uzun kesilmiş makarna var, spa­getti demek istemiyorum, Kahire­li arkadaşlarım bozuluyor, makar­nayı biz bulduk piramitlerde çıkan yazıtlarda var diyorlar.

Belki Ro­ma’nın ünlü gelini Kleopatra Mı­sır’dan Roma’ya götürmüş olabilir diye düşünüyorum.Zööba: Gelenekselin en ‘cool’ hali Kahire deneyimini tamamlayan en önemli renklerden biri.

Zöö­ba’yı anlatırken gelenekselin en 'cool' hali diyebiliriz.

Zööba, Mı­sır'ın o tozlu sokak lezzetlerini alıp onları rengarenk bir tasarım ve modern bir hijyen anlayışıyla dünyaya pazarlayan bir marka.

Ye­meklerin hepsi günün her saatinde yenebiliyor, biz öğlen Zamalek’te ilk açılan yerine gittik, bir saate ya­kın kapıda sıra bekledik ama değer.

Yatırımcı Chris Khalifa tarafın­dan kurulan Zööba’nın başarısı­nın arkasında, Mısır’ın "fakir ama gurur dolu" sokak lezzetlerini (ful ve taameya gibi) genç nesillere ve dünyaya sevdirmek yatıyor.

Zöö­ba’nın ortağı ve şefi Mustafa Elra­faey, Mısır mutfağının "antropolog şefi" olarak biliniyor.

Araştırmacı bir kişilik belli ki.

Benim favorim acılı Taameya (yeşil bakladan ya­pılan falafel) ve Hawawshi oldu.

Turşular, baladi ekmeği, halabessa (nohut ve turşu suyu gibi düşünün) oldu.

Ambalajlar, web sitesi tasa­rımı, mekan tasarımı ve markayı özel kılan tişört tasarımları ile çok neşeli bir Kahireli.

Zamalek’ten dünyaya yayılıyor.

New York’a da açmışlar, GEM yani Grand Egypt Museum’da varlar.

Zööba, "Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın En İyi 50 Restoranı" listesinin gedikli isimlerinden. 2022'deki ilk liste­de 38’inci sırada yer alarak bu ba­şarıyı yakalayan ilk "modern sokak yemeği" konseptli Mısır restoranı.Mısır mutfağını dünyaya tanıtan ikili Giza Piramitleri’nin yanı ba­şında Khufu ve Nil kıyısında Pier 88 aynı gruba bağlı restoranlar.

Şef Mostafa Seif ve vizyoner yatı­rımcısı Giovanni Bolandrini Mı­sır mutfağını dünyaya tanıtan en güçlü ikili.

Pier 88 İtalyan mutfa­ğının Kahire’de en iyisi, gün batı­mında saat 16.00 civarında da git­tiğimizde Mahmut Orhan çalıyor­du, mekan neredeyse tamamen doluydu.

Yeni yılın ilk gününe özel mi dedik, yok biz hep böyleyiz de­diler...

Pier 88 rahat, şık, daha çok Kahire genç sosyetesinin mekanı denilebilir.Khufu MENA'nın En İyi 50 Restoranı listesinde 4’üncü sıra­da ve La Liste tarafından "Afri­ka'nın En İyi Restoranı" seçilmiş.

Şef Seif, Mısır mutfağını "fine dining" seviyesine taşıyan öncü isim.

Khufu’nun mutfağında gele­neksel tatları bozmadan doku, sı­caklık ve sunumda büyük farklar yaratıyor, Khufu her gün 16.00’ya kadar açık.

Khufu lokasyon ola­rak Giza Piramitleri’ne ayrılmış, biletle girilen özel bölgede yer alı­yor.

Yeni yapılan ana giriş kapısın­dan giriyorsunuz, sizi elektrikli ring servis yapan araçlarla resto­rana bırakıyorlar.

Rezervasyon­suz misafir kabul edilmiyor.

Yeni bir gastronomi deneyim alanı ola­rak tasarlanan komşuları arasın­da Londra’dan tanıdığımız EL&N ve Laduree’nin olduğu bu komp­leks piramitlere olabilecek en ya­kın noktada.

Kahire’nin en iyisi olan Khufu gastronomik açıdan en zayıf bölgede parlıyor.

Dilerim çevresindeki restoranlara ilham olur, kendilerine biraz olsun çeki düzen verirler.

Genel olarak Ka­hire gastronomisi çok zayıf.

Halk fakirleştikçe fakirleşmiş.

Dolayı­sıyla her şey turistler için.

Oteller, taksiler, lokantalar, mağazalar...Grand Egypt Museum (GEM) giriş katında gastronomi deneyi­mine önem verilmiş ve yerel, güç­lü markalar buraya taşınmış.

Zarif künefesi, dondurmaları ile meş­hur Mandarine Koueider, yukarı­da bahsettiğim Zööba, Kahire'nin en popüler butik fırınlarından biri olan Ratios Bakery ve birkaç farklı işletme daha gün boyunca sayısız misafiri ağırlıyor.

Laduree yeni açılan müzede de var, Türkiye’de aradığını bulamayıp Kahire’de ne aradığını sormak isterim…Türk kahvesi Osmanlı ile geçen yılların anısına adıyla her yerde içiliyor, seviliyor.

Hatta Türk giri­şimciye ait olduğunu öğrendiğim Kaffe Stimmug markası ile de Ka­hire’de tanıştım, Türk Kahve Atla­sı kitabı vitrindeydi.

İki damla göz yaşım pıt pıt…Kahire çok güzel, çok yorgun ama çok güzel.

Ümmü Gülsüm’ün "Enta Omri" (Sen Benim Ömrüm­sün) şarkısı kulağımda durmadan çalıyor…

İlgili Sitenin Haberleri