Haber Detayı

Dünyanın yedi doğal harikasından biri: Viktorya Şelaleleri
Dünya+ dunya.com
09/01/2026 00:00 (17 saat önce)

Dünyanın yedi doğal harikasından biri: Viktorya Şelaleleri

Bazı destinasyonlar vardır, fotoğrafına bakarsınız, etkilenirsiniz ama oraya vardığınızda yaşadığınız his, gördüğünüz görüntüden çok daha büyüktür. Viktorya Şelaleleri işte tam olarak böyle bir yer. Sadece bir doğa harikası değil; insanın kendini küçücük hissettiği, zamanın yavaşladığı ve doğanın hâlâ ne kadar güçlü olduğunu hatırlatan bir sahne.

Dünyanın yedi doğal hari­kasından biri olarak ka­bul edilen Viktorya Şela­leleri, büyüklüğü, gücü ve eşsiz güzelliğiyle dünyanın en güzel destinasyonları arasında hak et­tiği yeri almış durumda.

Viktor­ya Şelaleleri insana şunu hatırla­tır: Doğa hâlâ bizden büyük, hâlâ güçlü ve büyüleyici.

Buraya gelen herkes, sadece bir destinasyon değil; bir duygu yaşar.Afrika kıtasının güneyinde, Zambezi Nehri’nin bir anda derin bir yarığa dökülerek gökyüzüne sisler savurduğu bu nokta, yerel halk tarafından çok daha şiirsel bir isimle anılıyor: Mosi-oa-Tun­ya, yani "Gürleyen Duman".

Şe­laleyi görmeden önce sesini du­yuyor, ardından yüzünüze çarpan su buharıyla neden böyle adlan­dırıldığını anlıyorsunuz.

Yaklaş­tıkça uğultu artıyor.

Suyun sesi bir noktadan sonra doğanın kalp atışı gibi kulaklarınızda yankıla­nıyor.

İşte tam da bu yüzden Vik­torya Şelaleleri yalnızca görülen değil, hissedilen bir yer.Her mevsim farklı bir yüz Viktorya Şelaleleri yılın her dö­neminde ziyaret edilebilir; her mevsim size farklı bir yüzünü gösterir.Eğer şelalenin en güçlü, en coş­kulu hâlini görmek istiyorsanız Mart–Mayıs arası ideal.

Yağmur sezonunun ardından Zambezi Nehri tüm gücüyle akar.

Şelale za­man zaman sisin ardında kaybo­lur; görüş azalır ama doğanın gü­cü en saf hâliyle hissedilir.

Sis bu­lutu kilometrelerce öteye ulaşır, gökkuşakları sürekli misafir olur.Daha dengeli bir deneyim için Haziran–Eylül ayları tercih edi­lir.

Su seviyesi hâlâ etkileyicidir, ancak yürüyüş yolları kuru, seyir noktaları net ve nehir aktiviteleri için en uygun dönemdir.

Fotoğraf çekmek isteyenler için de en ideal zaman dilimidir.Ekim–Kasım aylarında ise su seviyesi düşer.

Şelalenin kayalık yapısı, derin uçurumlar ve yarığın jeolojik detayları daha belirgin hâle gelir.

Ayrıca bu dönem, meş­hur Devil’s Pool (Şeytan Havuzu) için en güvenli zaman kabul edi­lir; şelalenin tam kenarında doğal bir havuzda yüzebilirsiniz.Nasıl gidilir?

Viktorya Şelaleleri, Zambiya ve Zimbabve sınırında yer alır.

Zim­babve tarafında Victoria Falls Havalimanı, Zambiya tarafında ise Livingstone Havalimanı bu­lunur.

İstanbul’dan direkt uçuş yoktur; genellikle Johannes­burg, Addis Ababa veya Nairo­bi aktarmalı gidilir.

Toplam yol­culuk süresi aktarmalara göre 15 saat civarındadır.

Havalimanın­dan şelalelere ulaşım sadece 20– 30 dakika sürer; taksi veya otel transferleri oldukça yaygındır.İki ülke arasında geçiş yapmak isteyenler için KAZA UniVisa büyük kolaylık sağlar; tek vizey­le her iki tarafı da özgürce geze­bilirsiniz.

Bu vize, deneyimi iki kat zenginleştirir çünkü her iki tarafın da kendine özgü avantaj­ları vardır.Viktorya Şelaleleri’ne vardığı­nızda sizi ilk karşılayan şey gö­rüntü değil, sestir.

Ardından sis yüzünüze çarpar, sonra sürek­li gökkuşakları belirir… Yaklaşık 1,7 kilometre genişliğinde ve 108 metre yüksekliğindeki bu dev su perdesi, dünyanın en geniş tek parça şelalesi olarak kabul edilir.Şelale, ulusal parkların içinde yer alır.

Özellikle Zimbabve tara­fındaki Victoria Falls Ulusal Par­kı, ziyaretçilere yaklaşık 10-12 ki­lometre uzunluğunda iyi düzen­lenmiş yürüyüş parkurları sunar.

Bu parkurlar, yağmur ormanı do­kusu içinde ilerler; dev ağaçlar, yemyeşil bitki örtüsü ve zaman zaman küçük maymun grupları eşlik eder size.Parkurun en güzel yanı, farklı açılardan manzara sunan 16 ayrı seyir noktası bulunmasıdır.

Her biri numaralandırılmış bu nok­talardan bazıları şelalenin tam karşısını gösterirken, bazıla­rı yan profilden dramatik düşü­şü, bazıları ise derin Boiling Pot (Kaynayan kazan) bölgesini göz­ler önüne serer.

En popüler nok­talar 1’den 16’ya doğru ilerledik­çe manzara giderek genişler; son noktalarda şelalenin tamamını tek karede görmek mümkündür.

Zambiya tarafında ise daha kısa ama daha yakın bir parkur var­dır; özellikle Knife Edge Köprüsü üzerinden şelalenin tam kalbine doğru yürürsünüz.Islanmamak neredeyse imkân­sızdır; girişte satılan yağmurluk­lar bu yüzden vazgeçilmezdir.

Ama kabul edelim, biraz ıslan­mak bu deneyimin en eğlenceli parçasıdır.Unutulmaz deneyim: Meleklerin uçuşu Şelale çevresi ise başlı başı­na bir macera alanıdır.

Özellik­le helikopter turlarıyla “Flight of Angels” (Meleklerin Uçuşu) adı verilen yukarıdan bakış, unu­tulmaz bir deneyim sunar.

Adı­nı kaşif David Livingstone’un ünlü sözünden alan bu tur – “Bu kadar güzel manzaralara melek­ler uçarken bakmış olmalı” – ge­nellikle 12-15 dakika süren kısa versiyonuyla şelalenin üzerinde sol ve sağ daireler çizerek her açı­dan muhteşem görüş sağlar.

Daha uzun seçeneklerde (22-25 daki­ka) Batoka Gorge’un derin vadile­ri, Zambezi Nehri’nin kıvrımları ve ulusal parkta vahşi hayvanlar (fil, zürafa, bufalo) havadan izle­nir.

Panoramik camlı helikopter­lerde herkes pencere kenarı otu­rur; sis bulutunun içinden geçer­ken ortaya çıkan gökkuşakları ve şelalenin tam genişliği, yerden görülemeyecek bir perspektif su­nar.

Adrenalin sevenler için Vik­torya Köprüsü’nden 111 metrelik bungee jumping ya da Zambezi Nehri’nde heyecan dolu rafting gibi aktiviteler de hazır.Çevredeki Zambezi Ulusal Parkı ve Mosi-oa-Tunya Ulusal Parkı, safari deneyimi için ide­aldir.

Fil sürüleri, bufalolar, zü­rafalar ve antiloplar bu toprak­ların gerçek sahipleridir.

Biraz daha yol alırsanız (yaklaşık 1,5 saat), Botswana’daki Chobe Ulu­sal Parkı günübirlik geziler için harika bir alternatiftir; özellikle Afrika’nın en büyük fil popülas­yonunu nehir kenarında izlemek büyüleyicidir.Konaklama seçenekleri olduk­ça çeşitlidir.

Zambezi Nehri kı­yısındaki lüks safari lodge’lar vahşi yaşamı kapınıza kadar ge­tirirken, tarihi The Victoria Fal­ls Hotel gibi kolonyal dönemden kalma yapılar nostaljik bir zara­fet sunar.

Butik oteller ve doğayla iç içe kamp alanları ise daha uy­gun bütçeli seçeneklerdir.

Zim­babve tarafı genellikle manzara, Zambiya tarafı ise aktivite çeşit­liliği açısından bir adım öne çı­kar.

Yüksek sezonda erken rezer­vasyon şarttır.Zambezi Nehri safarisini kaçırmayın Viktorya Şelaleleri deneyi­minin en sakin ama en etkileyi­ci anlarından biri, Zambezi Neh­ri safarisidir.

Gün batımına doğ­ru başlayan bu tekneli gezilerde, nehir bambaşka bir kimliğe bü­rünür.

Özel tasarlanmış düz ta­banlı teknelerle sessizce süzü­lürsünüz.

Rehberiniz size çevre­deki kuş türlerini, bitki örtüsünü ve hayvan davranışlarını anlatır­ken, bir yandan su aygırları ses­sizce suyun içinden başlarını çı­karır, timsahlar kıyıda hareket­siz güneşlenir, filler nehre doğru ağır adımlarla iner ve su içmeye başlar.

Zaman zaman filler hor­tumlarıyla su püskürtür, yavru­ları annelerinin arkasından seke seke takip eder.Gökyüzü yavaş yavaş turun­cu, kırmızı ve mor tonlara bürü­nürken, suyun üzerindeki yan­sımalar adeta bir tabloya dönü­şür.

Tekneye servis edilen soğuk içecekler ve atıştırmalıklarla bu manzarayı izlemek, günün tüm yorgunluğunu unutturur.

Kuş sesleri, suyun hafif çarpması ve rehberin yumuşak sesi dışında derin bir sessizlik hâkimdir.Sabah safarileri de ayrı güzel­dir; gün doğarken nehirdeki sis tabakası ve hayvanların uyanı­şı başka bir büyü sunar.

Ama ço­ğu ziyaretçi gün batımı safarisini tercih eder; çünkü Afrika’nın o ef­sanevi kızıl gün batımları burada en güzel hâliyle yaşanır.

Gürül­tüyle başlayan bu yolculuk, derin bir sessizlikle sona erer.Eğer bir gün yolunuz Afrika’ya düşerse, haritada küçük görünen ama hafızada dev bir yer kaplayan bu noktayı es geçmeyin.

Çünkü Viktorya Şelaleleri, görüldüğü an­da değil; döndükten sonra bile in­sanın içinde akmaya devam eder.

İlgili Sitenin Haberleri