Haber Detayı
Dünyanın yedi doğal harikasından biri: Viktorya Şelaleleri
Bazı destinasyonlar vardır, fotoğrafına bakarsınız, etkilenirsiniz ama oraya vardığınızda yaşadığınız his, gördüğünüz görüntüden çok daha büyüktür. Viktorya Şelaleleri işte tam olarak böyle bir yer. Sadece bir doğa harikası değil; insanın kendini küçücük hissettiği, zamanın yavaşladığı ve doğanın hâlâ ne kadar güçlü olduğunu hatırlatan bir sahne.
Dünyanın yedi doğal harikasından biri olarak kabul edilen Viktorya Şelaleleri, büyüklüğü, gücü ve eşsiz güzelliğiyle dünyanın en güzel destinasyonları arasında hak ettiği yeri almış durumda.
Viktorya Şelaleleri insana şunu hatırlatır: Doğa hâlâ bizden büyük, hâlâ güçlü ve büyüleyici.
Buraya gelen herkes, sadece bir destinasyon değil; bir duygu yaşar.Afrika kıtasının güneyinde, Zambezi Nehri’nin bir anda derin bir yarığa dökülerek gökyüzüne sisler savurduğu bu nokta, yerel halk tarafından çok daha şiirsel bir isimle anılıyor: Mosi-oa-Tunya, yani "Gürleyen Duman".
Şelaleyi görmeden önce sesini duyuyor, ardından yüzünüze çarpan su buharıyla neden böyle adlandırıldığını anlıyorsunuz.
Yaklaştıkça uğultu artıyor.
Suyun sesi bir noktadan sonra doğanın kalp atışı gibi kulaklarınızda yankılanıyor.
İşte tam da bu yüzden Viktorya Şelaleleri yalnızca görülen değil, hissedilen bir yer.Her mevsim farklı bir yüz Viktorya Şelaleleri yılın her döneminde ziyaret edilebilir; her mevsim size farklı bir yüzünü gösterir.Eğer şelalenin en güçlü, en coşkulu hâlini görmek istiyorsanız Mart–Mayıs arası ideal.
Yağmur sezonunun ardından Zambezi Nehri tüm gücüyle akar.
Şelale zaman zaman sisin ardında kaybolur; görüş azalır ama doğanın gücü en saf hâliyle hissedilir.
Sis bulutu kilometrelerce öteye ulaşır, gökkuşakları sürekli misafir olur.Daha dengeli bir deneyim için Haziran–Eylül ayları tercih edilir.
Su seviyesi hâlâ etkileyicidir, ancak yürüyüş yolları kuru, seyir noktaları net ve nehir aktiviteleri için en uygun dönemdir.
Fotoğraf çekmek isteyenler için de en ideal zaman dilimidir.Ekim–Kasım aylarında ise su seviyesi düşer.
Şelalenin kayalık yapısı, derin uçurumlar ve yarığın jeolojik detayları daha belirgin hâle gelir.
Ayrıca bu dönem, meşhur Devil’s Pool (Şeytan Havuzu) için en güvenli zaman kabul edilir; şelalenin tam kenarında doğal bir havuzda yüzebilirsiniz.Nasıl gidilir?
Viktorya Şelaleleri, Zambiya ve Zimbabve sınırında yer alır.
Zimbabve tarafında Victoria Falls Havalimanı, Zambiya tarafında ise Livingstone Havalimanı bulunur.
İstanbul’dan direkt uçuş yoktur; genellikle Johannesburg, Addis Ababa veya Nairobi aktarmalı gidilir.
Toplam yolculuk süresi aktarmalara göre 15 saat civarındadır.
Havalimanından şelalelere ulaşım sadece 20– 30 dakika sürer; taksi veya otel transferleri oldukça yaygındır.İki ülke arasında geçiş yapmak isteyenler için KAZA UniVisa büyük kolaylık sağlar; tek vizeyle her iki tarafı da özgürce gezebilirsiniz.
Bu vize, deneyimi iki kat zenginleştirir çünkü her iki tarafın da kendine özgü avantajları vardır.Viktorya Şelaleleri’ne vardığınızda sizi ilk karşılayan şey görüntü değil, sestir.
Ardından sis yüzünüze çarpar, sonra sürekli gökkuşakları belirir… Yaklaşık 1,7 kilometre genişliğinde ve 108 metre yüksekliğindeki bu dev su perdesi, dünyanın en geniş tek parça şelalesi olarak kabul edilir.Şelale, ulusal parkların içinde yer alır.
Özellikle Zimbabve tarafındaki Victoria Falls Ulusal Parkı, ziyaretçilere yaklaşık 10-12 kilometre uzunluğunda iyi düzenlenmiş yürüyüş parkurları sunar.
Bu parkurlar, yağmur ormanı dokusu içinde ilerler; dev ağaçlar, yemyeşil bitki örtüsü ve zaman zaman küçük maymun grupları eşlik eder size.Parkurun en güzel yanı, farklı açılardan manzara sunan 16 ayrı seyir noktası bulunmasıdır.
Her biri numaralandırılmış bu noktalardan bazıları şelalenin tam karşısını gösterirken, bazıları yan profilden dramatik düşüşü, bazıları ise derin Boiling Pot (Kaynayan kazan) bölgesini gözler önüne serer.
En popüler noktalar 1’den 16’ya doğru ilerledikçe manzara giderek genişler; son noktalarda şelalenin tamamını tek karede görmek mümkündür.
Zambiya tarafında ise daha kısa ama daha yakın bir parkur vardır; özellikle Knife Edge Köprüsü üzerinden şelalenin tam kalbine doğru yürürsünüz.Islanmamak neredeyse imkânsızdır; girişte satılan yağmurluklar bu yüzden vazgeçilmezdir.
Ama kabul edelim, biraz ıslanmak bu deneyimin en eğlenceli parçasıdır.Unutulmaz deneyim: Meleklerin uçuşu Şelale çevresi ise başlı başına bir macera alanıdır.
Özellikle helikopter turlarıyla “Flight of Angels” (Meleklerin Uçuşu) adı verilen yukarıdan bakış, unutulmaz bir deneyim sunar.
Adını kaşif David Livingstone’un ünlü sözünden alan bu tur – “Bu kadar güzel manzaralara melekler uçarken bakmış olmalı” – genellikle 12-15 dakika süren kısa versiyonuyla şelalenin üzerinde sol ve sağ daireler çizerek her açıdan muhteşem görüş sağlar.
Daha uzun seçeneklerde (22-25 dakika) Batoka Gorge’un derin vadileri, Zambezi Nehri’nin kıvrımları ve ulusal parkta vahşi hayvanlar (fil, zürafa, bufalo) havadan izlenir.
Panoramik camlı helikopterlerde herkes pencere kenarı oturur; sis bulutunun içinden geçerken ortaya çıkan gökkuşakları ve şelalenin tam genişliği, yerden görülemeyecek bir perspektif sunar.
Adrenalin sevenler için Viktorya Köprüsü’nden 111 metrelik bungee jumping ya da Zambezi Nehri’nde heyecan dolu rafting gibi aktiviteler de hazır.Çevredeki Zambezi Ulusal Parkı ve Mosi-oa-Tunya Ulusal Parkı, safari deneyimi için idealdir.
Fil sürüleri, bufalolar, zürafalar ve antiloplar bu toprakların gerçek sahipleridir.
Biraz daha yol alırsanız (yaklaşık 1,5 saat), Botswana’daki Chobe Ulusal Parkı günübirlik geziler için harika bir alternatiftir; özellikle Afrika’nın en büyük fil popülasyonunu nehir kenarında izlemek büyüleyicidir.Konaklama seçenekleri oldukça çeşitlidir.
Zambezi Nehri kıyısındaki lüks safari lodge’lar vahşi yaşamı kapınıza kadar getirirken, tarihi The Victoria Falls Hotel gibi kolonyal dönemden kalma yapılar nostaljik bir zarafet sunar.
Butik oteller ve doğayla iç içe kamp alanları ise daha uygun bütçeli seçeneklerdir.
Zimbabve tarafı genellikle manzara, Zambiya tarafı ise aktivite çeşitliliği açısından bir adım öne çıkar.
Yüksek sezonda erken rezervasyon şarttır.Zambezi Nehri safarisini kaçırmayın Viktorya Şelaleleri deneyiminin en sakin ama en etkileyici anlarından biri, Zambezi Nehri safarisidir.
Gün batımına doğru başlayan bu tekneli gezilerde, nehir bambaşka bir kimliğe bürünür.
Özel tasarlanmış düz tabanlı teknelerle sessizce süzülürsünüz.
Rehberiniz size çevredeki kuş türlerini, bitki örtüsünü ve hayvan davranışlarını anlatırken, bir yandan su aygırları sessizce suyun içinden başlarını çıkarır, timsahlar kıyıda hareketsiz güneşlenir, filler nehre doğru ağır adımlarla iner ve su içmeye başlar.
Zaman zaman filler hortumlarıyla su püskürtür, yavruları annelerinin arkasından seke seke takip eder.Gökyüzü yavaş yavaş turuncu, kırmızı ve mor tonlara bürünürken, suyun üzerindeki yansımalar adeta bir tabloya dönüşür.
Tekneye servis edilen soğuk içecekler ve atıştırmalıklarla bu manzarayı izlemek, günün tüm yorgunluğunu unutturur.
Kuş sesleri, suyun hafif çarpması ve rehberin yumuşak sesi dışında derin bir sessizlik hâkimdir.Sabah safarileri de ayrı güzeldir; gün doğarken nehirdeki sis tabakası ve hayvanların uyanışı başka bir büyü sunar.
Ama çoğu ziyaretçi gün batımı safarisini tercih eder; çünkü Afrika’nın o efsanevi kızıl gün batımları burada en güzel hâliyle yaşanır.
Gürültüyle başlayan bu yolculuk, derin bir sessizlikle sona erer.Eğer bir gün yolunuz Afrika’ya düşerse, haritada küçük görünen ama hafızada dev bir yer kaplayan bu noktayı es geçmeyin.
Çünkü Viktorya Şelaleleri, görüldüğü anda değil; döndükten sonra bile insanın içinde akmaya devam eder.