Haber Detayı
Hekimler Birliği Başkanı Çerçi: "Mhrs Düzenlemesi Hekim Görüşü Alınmadan Hazırlandı"
Hekimler Birliği Başkanı Hatice Çerçi, MHRS’de 2026 itibarıyla uygulanması planlanan “sonuç/kontrol randevu slotları” düzenlemesinin hekimlerin görüşü alınmadan hazırlandığını belirterek, “Sağlık Bakanlığı yetkililerini; kendi yayımladıkları mevzuata ve Danıştay kararlarına uymaya, şiddete zemin hazırlayan, hekimi ve hastayı karşı karşıya getiren uygulamalara son vermeye, hekimin mesleki bağımsızlığını ortadan kaldıran 3–5 dakikalık muayene dayatmalarını kaldırmaya davet ediyoruz" dedi.
(İZMİR) - Hekimler Birliği Başkanı Hatice Çerçi, MHRS'de 2026 itibarıyla uygulanması planlanan "sonuç/kontrol randevu slotları" düzenlemesinin hekimlerin görüşü alınmadan hazırlandığını belirterek, "Sağlık Bakanlığı yetkililerini; kendi yayımladıkları mevzuata ve Danıştay kararlarına uymaya, şiddete zemin hazırlayan, hekimi ve hastayı karşı karşıya getiren uygulamalara son vermeye, hekimin mesleki bağımsızlığını ortadan kaldıran 3–5 dakikalık muayene dayatmalarını kaldırmaya davet ediyoruz" dedi.Hekimler Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Çalışanları Sendikası Başkanı Uzm.
Dr.
Hatice Çerçi, Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nde (MHRS) hayata geçirilmesi planlanan "sonuç/kontrol randevu slotları" uygulamasına ilişkin sendika binasında basın açıklaması yaptı.
Çerçi, düzenlemenin hekimlerin mesleki bağımsızlığını yok saydığını, hukuka ve Danıştay kararlarına aykırı olduğunu vurguladı."Vatandaşın lehine bir sistem değildir"Birçok sağlık kuruluşunda randevu cetvellerinin hekimlerin görüşü alınmaksızın merkezi talimatlarla düzenlendiğini ifade eden Çerçi, "Sağlık Bakanlığı tarafından 19 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan ve 2026 Ocak ayı itibarıyla uygulanması planlanan 'MHRS Sonuç/Kontrol Randevu Slotları' düzenlemesi, sahada çalışan hekimlerin görüşü alınmadan hayata geçirilmiştir.
Kağıt üzerinde vatandaşın randevuya erişimini kolaylaştırmayı amaçladığı ifade edilen bu sistem; uygulamada vatandaşa nitelikli sağlık hizmeti sunmamakta, hekimleri ise ciddi hukuki ve mesleki risklerle karşı karşıya bırakmaktadır.
Bu nedenle söz konusu düzenleme, kamuoyuna sunulduğu gibi vatandaşın lehine bir sistem değildir.
Hekime ait olan yetki açıkça yok sayılmaktadır" dedi.Sağlık Bakanlığı'nın 2021/12 sayılı Genelgesi'ni aktaran Çerçi, "Muayene süreleri ve MHRS randevu aralıkları, branşın özelliğine göre hekimler tarafından belirlenir ve başhekimliklerce onaylanır.
Buna rağmen bugün birçok sağlık tesisinde, hekimlerin görüşü alınmaksızın merkezi talimatlarla randevu cetvelleri düzenlenmekte; sonuç ve kontrol randevuları, mevcut muayene sürelerinin üzerine ek bir yük olarak bindirilmektedir.
Bu durum, mevzuata olduğu kadar normlar hiyerarşisine de aykırıdır.
Danıştay kararı açık ve bağlayıcıdır.
Bu konuda en üst yargı organı tarafından verilmiş açık ve bağlayıcı bir karar bulunmaktadır" diye konuştu."Hukuka aykırı uygulamalarda ısrar edilmesi kabul edilemez"Danıştay Onuncu Dairesi'nin ilgili kararını aktaran Çerçi, "'Muayene süresi hekime ve ilgili branşın özelliğine göre değişebildiğinden, her bir sağlık tesisi özelinde randevu aralıklarının en etkili şekilde hekimler tarafından oluşturulmasının ve başhekimliklerce onaylanmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır' ifadelerine yer verilmiştir.
Bu kararla birlikte; MHRS randevu aralıklarını belirleme yetkisinin hekime ait olduğu, 3–5 dakikalık muayene dayatmalarının hukuka aykırı olduğu açıkça ortaya konmuştur.
Buna rağmen yargı kararlarının yok sayılması, hukuka aykırı uygulamalarda ısrar edilmesi kabul edilemez" şeklinde konuştu.Kontrol muayenesinin ayrı ve ciddi bir tıbbi süreç olduğunu hatırlatan Çerçi, "Tetkik sonuçlarının değerlendirilmesi; klinik yorum, tedavi düzenlemesi, reçete yazımı ve hastanın bilgilendirilmesini içeren tam teşekküllü bir tıbbi süreçtir.
Bu sürecin, normal muayene randevuları arasına sıkıştırılması; muayene sürelerini fiilen birkaç dakikaya düşürmekte, hekimin mesleki özen yükümlülüğünü yerine getirmesini engellemekte, vatandaşın eksik değerlendirilmesine yol açmaktadır.
Bu durum, vatandaşa hız değil; yetersiz ve riskli sağlık hizmeti sunulması anlamına gelmektedir.
Bu sistem vatandaşın lehine değildir.
Kısa sürede çok sayıda hasta bakmayı hedefleyen bu yaklaşım; hastanın derdini anlatamadığı, tetkiklerin yeterince değerlendirilemediği, şikayetlerin, hataların ve sağlıkta şiddetin arttığı bir ortam oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı."Hekimi tüketen, hastayı riske atan, vatandaşa fayda sağlamayan hiçbir uygulamayı kabul etmiyoruz""Vatandaş için gerçek çözüm; sayılarla övünülen sistemler değil, yeterli süre ayrılan, güvenli ve nitelikli sağlık hizmetidir.
Bu uygulamalar açık bir hizmet kusurudur" diyen Çerçi sözlerine şu şekilde devam etti: "Danıştay içtihatları uyarınca idare, sağlık hizmetini bilimsel verilere ve ölçülülük ilkesine uygun şekilde sunmakla yükümlüdür.
Zaman baskısı altında yapılan tıp, nitelikli tıp değildir.
Ortaya çıkabilecek tıbbi hataların ve telafisi mümkün olmayan sonuçların sorumluluğu yalnızca hekime yüklenemez; bu durum açık bir hizmet kusurudur.
Çağrımız net ve açıktır.
Sağlık Bakanlığı yetkililerini; kendi yayımladıkları mevzuata ve Danıştay kararlarına uymaya, şiddete zemin hazırlayan, hekimi ve hastayı karşı karşıya getiren uygulamalara son vermeye, hekimin mesleki bağımsızlığını ortadan kaldıran 3–5 dakikalık muayene dayatmalarını kaldırmaya davet ediyoruz.
Bizler; hukukun, bilimin, hekimlerin ve hastaların yanında durmaya devam edeceğiz.
Hekimi tüketen, hastayı riske atan, vatandaşa fayda sağlamayan hiçbir uygulamayı kabul etmiyoruz."