Haber Detayı

BBP lideri Mustafa Destici: Aile kurumu Türkiye'nin asıl beka meselesidir
Politika haberler.com
08/01/2026 13:51 (1 gün önce)

BBP lideri Mustafa Destici: Aile kurumu Türkiye'nin asıl beka meselesidir

Büyük Birlik Partisi lideri Mustafa Destici "Anadolu Sohbetleri" programında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İnternet ve sosyal medya kullanımının aile yapısını tehdit ettiğini savunan Destici, aile kurumunun Türkiye'nin asıl beka meselesi olduğunu söyledi. Özellikle TikTok gibi uygulamaların derhal kapatılması gerektiğini belirten Destici, Türkiye'de doğurganlık oranının 1,4'e düşmesini "sessiz bir felaket" olarak nitelendirdi.

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Türkiye Basın Federasyonu (TÜBAF) tarafından düzenlenen 'Anadolu Sohbetleri' programında gazetecilerle bir araya geldi.

Gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Destici; Suriye'deki SDG varlığı, PKK ile yürütülen süreç, emekli maaşları, internet ve aile yapısı, CHP'deki Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmaları, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin icraatları ve ABD Başkanı Donald Trump'ın dış politikası hakkında açıklamalarda bulundu. "SURİYE'DE REJİM DEĞİŞTİ AMA TEHDİT BİTMEDİ" Konuşmasının başında Suriye'deki son gelişmeleri değerlendiren Mustafa Destici, ülkede geçmişte bir "azınlık ve cunta rejimi" bulunduğunu belirterek, Esad rejiminin devrilmesini hem parti hem de ülke adına olumlu karşıladıklarını ifade etti.

Ancak rejim değişikliğinin ardından PKK'nın Suriye'nin kuzeyinde ABD desteğiyle güçlenmesinin yeni ve ciddi bir tehdit doğurduğunu söyledi.

Destici, "2014'ten itibaren ABD'nin CENTCOM eliyle eğittiği, donattığı ve koruma altına aldığı bir terör yapılanması ortaya çıktı.

Beş kanton kuruldu, her birinde binlerce silahlı unsur var.

Bugün bu yapı, Amerika'nın desteğiyle Suriye'nin yaklaşık üçte birini kontrol eder hale geldi" dedi.

Destici, SDG'nin 10 Mart mutabakatına uymadığını ve Halep'te yaşanan çatışmaların bunun açık göstergesi olduğunu vurguladı. "ABD DESTEĞİ OLDUKÇA SDG SİLAH BIRAKMAZ" SDG'nin kendini feshetmesi ya da silah bırakması yönündeki beklentilerin gerçekçi olmadığını vurgulayan Destici, bu yapının ABD ve İsrail'in Orta Doğu'ya yönelik uzun vadeli planlarının bir parçası olarak hareket ettiğini ifade etti.

SDG'nin sahadaki varlığını kendi iradesiyle değil, büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri, siyasi ve lojistik desteğiyle sürdürdüğünü belirten Destici, "Amerika desteği devam ettiği sürece SDG'nin ne silah bırakması ne de Suriye merkezi hükümetiyle tam anlamıyla entegrasyona gitmesi söz konusu değildir.

Zaman zaman olumlu mesajlar verip ardından geri adım atıyorlar.

Bu, tamamen süreci oyalamaya yönelik bir taktik" dedi. "MASADA YOK SAYILMAK İSTEMİYORUZ" Türkiye'nin Suriye denkleminde bilinçli şekilde devre dışı bırakılmaya çalışıldığını da savunan Destici, özellikle Paris'te gerçekleştirilen ve Suriye ile İsrail'e ilişkin kritik görüşmelere Türkiye'nin davet edilmemesini sert sözlerle eleştirdi.

Destici, "Türkiye sahada fiilen var, askeri gücüyle, diplomatik ağırlığıyla ve sınır güvenliğiyle bu sürecin merkezinde yer alıyor.

Ancak masada yok sayılmak isteniyoruz.

Sahada kazanılan başarıların masa başında kaybettirilmesine yönelik bir çaba var.

Türkiye buna kesinlikle izin vermemeli ve kendi tezlerini her platformda kararlılıkla savunmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE ANCAK PKK'NIN TOPYEKÜN FESHİYLE OLUR" Gazetecilerin 'Terörsüz Türkiye süreci başarıya ulaşır mı?' sorusuna net yanıt veren Destici, devletin iyi niyetinden şüphesi olmadığını ancak karşı tarafın samimiyetsiz olduğunu söyledi.

Destici, "Devletimize güveniyoruz ama PKK'ya asla güvenmiyoruz.

İpleri ABD'nin elinde olan bir yapıdan bahsediyoruz.

Silah bırakmadan, kendini feshetmeden ne anayasa konuşulur ne yasa" değerlendirmesinde bulundu.

PKK'nın sadece Türkiye'de değil, Irak, Suriye, İran ve Avrupa'daki tüm uzantılarıyla silah bırakması gerektiğini vurgulayan Destici, aksi halde sürecin başarıya ulaşamayacağını belirtti. "EMEKLİ MAAŞLARI SOSYAL BİR KRİZE DÖNÜŞTÜ" Ekonomi ve emekli maaşlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Destici, mevcut durumun sürdürülemez olduğunu söyleyerek, en düşük emekli maaşının, çalışan maaşlarına oranla dramatik biçimde gerilediğine dikkat çekti.

Destici, "2023'te en düşük emekli maaşı, en düşük memur maaşının yüzde 65'i seviyesindeydi.

Bugün bu oran yüzde 30'a düştü.

Bu kabul edilemez" şeklinde konuştu.

Kira artışları üzerinden somut örnekler veren Destici, emeklilerin alım gücünün her geçen gün eridiğini ifade etti.

Destici, "Emekliye yapılacak 1-2 bin liralık artış derdine çare olmaz.

En az 30 bin lira seviyesine çıkılması gerekiyor" dedi.

Ayrıca prim gün sayıları arasındaki adaletsizliğe dikkat çeken Destici, emeklilik sisteminin kademeli ve adil biçimde yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. "AİLE KURUMU TÜRKİYE'NİN ASIL BEKA MESELESİDİR" İnternet ve sosyal medya kullanımının aile yapısını tehdit ettiğini savunan Destici, özellikle çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

Destici, internet ve sosyal medya kullanımının özellikle çocuklar ve gençler üzerinde yarattığı olumsuz etkilerden endişe duyduğunu ifade ederek, aile kurumunun korunmasının Türkiye için en kritik meselelerden biri olduğunu vurguladı.

İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte bilgiye ulaşımın kolaylaşsa da, aynı zamanda ahlaki ve etik açıdan zarar verici içeriklerin de her an erişilebilir hâle geldiğine dikkat çeken Destici, bu durumun aileyi ve dolayısıyla toplumu ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtti. "TİKTOK DERHAL KAPATILMALI" Özellikle TikTok gibi uygulamaların derhal kapatılması gerektiğini, 15 yaş altı çocukların internet erişiminin ise filtreleme ve denetim mekanizmalarıyla sınırlandırılmasının elzem olduğunu savunan Destici, aileyi korumanın ekonomik dalgalanmalardan ve dış politika krizlerinden çok daha önemli olduğunu ifade etti.

Türkiye'de doğurganlık oranının 1,4'e düşmesini "sessiz bir felaket" olarak nitelendiren Destici, aile yapısının zedelenmesinin uzun vadede devletin temel yapısını sarsacağını vurguladı.

Bununla birlikte, kadınların çalışma hayatına katılımını destekleyecek düzenlemeler, kreş zorunlulukları ve aile odaklı sosyal politikaların hayata geçirilmesinin de aile bütünlüğünü korumada önemli bir rol oynayacağını belirtti.

Destici, eğitim sisteminde eksik kalan bilgi ve değer aktarımının artık aileler ve dijital ortamlar aracılığıyla sağlandığını, bu nedenle gençlerin doğru bilgiye ve sağlıklı yönlendirmelere erişimini garanti altına alacak düzenlemelerin kaçınılmaz olduğunu ifade ederek, internet ve sosyal medya kullanımına ilişkin düzenlemelerin toplumun geleceği ve gençlerin sağlıklı gelişimi açısından kritik bir adım olduğunu söyledi. "CHP'DEN TÜRK MİLLİYETÇİSİ CUMHURBAŞKANI ÇIKMAZ" CHP'de yaşanan Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarına da değinen Destici, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın milliyetçi partilerin ortak adayı olma ihtimalini oldukça düşük gördüğünü ifade etti.

Yavaş'ın geçmişte milliyetçi bir siyasi çizgiden geldiğini kabul eden Destici, bugün gelinen noktada bu kimliğin ciddi biçimde aşındığını savundu. "Mansur Yavaş'ın Cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için öncelikle CHP'nin resmi adayı olması gerekir.

CHP'nin adayı olmadığı sürece, başka partilerin oluşturacağı bir bloktan Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesi gerçekçi değildir" diyen Destici, seçim matematiğinin de bunu zorlaştırdığını dile getirdi. "BU PARTİ TÜRK MİLLİYETÇİLERİ AÇISINDAN SORUNLU BİR SİCİLE SAHİP" Destici, CHP'nin tarihsel geçmişine dikkat çekerek, bu partinin Türk milliyetçileri açısından sorunlu bir sicile sahip olduğunu söyledi.

Tek parti döneminden başlayarak sonraki yıllara kadar Türk milliyetçilerinin baskı, sürgün ve dışlanmayla karşı karşıya kaldığını savunan Destici, "Böyle bir siyasi geleneğin içinden Türk milliyetçisi bir Cumhurbaşkanı çıkması mümkün değildir" ifadelerini kullandı.

CHP içinde yer alan bazı isimlerin söylem ve duruşlarının da Türk milliyetçiliğiyle bağdaşmadığını öne süren Destici, bu durumun Mansur Yavaş'ın milliyetçi tabandan güçlü bir destek almasının önünde ciddi bir engel olduğunu belirtti. "MİLLİYETÇİLERİN ADAYI ERDOĞAN'DIR" Ayrıca Destici, Cumhurbaşkanlığı seçiminde belirleyici unsurun sadece kişisel popülerlik değil, güçlü bir siyasi ittifak ve net bir ideolojik duruş olduğunu vurguladı.

Bu açıdan bakıldığında Mansur Yavaş'ın, Cumhur İttifakı'nın adayı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan karşısında "birinci yarışmacı" olabilecek bir pozisyonda olmadığını savunan Destici, "Eğer bir siyasetçi seçime ikinci sıradan gireceğini görüyorsa, bu yarışa girmez" değerlendirmesinde bulundu. "ANKARA'DA TRAFİK VE SU SORUNU CHP DÖNEMİNDE BÜYÜDÜ" Ankara Büyükşehir Belediyesi'ni sert sözlerle eleştiren Destici, başkentte yıllardır gündemde olmayan trafik ve su sorunlarının CHP yönetimi döneminde ciddi şekilde arttığını ileri sürdü.

Ankara'nın geçmişte Türkiye'nin en rahat ulaşım ağına sahip büyükşehirlerinden biri olduğunu hatırlatan Destici, "1970'li yıllardan bu yana Ankara'da yaşayan biri olarak söylüyorum; Ankara'nın en büyük avantajı trafik sorununun olmamasıydı.

Bugün ise İstanbul'u aratmayan bir tabloyla karşı karşıyayız.

Ana arterlerde, çevre yollarda ve şehir merkezinde trafik adeta kilitleniyor" ifadelerini kullandı.

Su meselesinin ise çok daha hayati bir sorun hâline geldiğini belirten Destici, özellikle son yıllarda Ankara'da yaşanan kesintilerin ve bazı semtlerde günlerce süren su yokluğunun ciddi bir yönetim zaafına işaret ettiğini savundu. "Kuraklık, iklim değişikliği ve nüfus artışı yıllardır bilinen gerçekler.

Buna rağmen Ankara'nın geleceğini güvence altına alacak kalıcı su yatırımları yapılmadı.

Baraj, yeni su kaynakları ya da altyapıyı güçlendirecek projeler ortada yok" diyen Destici, mevcut su krizinin göz göre göre geldiğini ifade etti.Kayıp-kaçak oranlarının Ankara'da yüzde 35–40 seviyelerinde olduğunu hatırlatan Destici, bu durumun hem su israfına hem de ciddi ekonomik kayba yol açtığını söyledi.

Büyük Birlik Partisi yönetimindeki Sivas Belediyesi'nde hayata geçirilen SCADA sistemi örneğini veren Destici, "Sivas'ta barajdan çıkan suyun musluğa ulaşana kadar boşa akmasının önüne geçtik.

Altyapıyı yeniledik, dijital takip sistemleri kurduk ve kayıp-kaçağı yüzde 40'lardan yüzde 20'lere düşürdük.

Ankara'nın bütçesi ve teknik imkânları Sivas'tan katbekat fazla.

Buna rağmen bu tür bir sistemin hâlâ hayata geçirilmemesi kabul edilebilir değil" dedi.

Destici, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin altyapı yatırımları yerine kısa vadeli ve popülist projelere ağırlık verdiğini öne sürerek, "Metro, yeni yol ve kavşaklar, su altyapısı gibi şehrin geleceğini ilgilendiren konular öteleniyor.

Vatandaşın oyunu hedefleyen geçici projelerle Ankara yönetilemez.

Başkent, günü kurtaran değil, yarını planlayan bir anlayışa ihtiyaç duyuyor" değerlendirmesinde bulundu. "ABD HAYDUT BİR DEVLET GİBİ DAVRANIYOR" ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela ve Orta Doğu politikalarını sert sözlerle eleştiren Destici, Washington yönetiminin küresel barışı tehdit ettiğini ifade etti. "ABD olmasa İsrail Gazze'de soykırım yapamazdı.

Amerika bugün uluslararası hukuku tanımayan bir haydut devlet gibi davranıyor." "GÜLBEN ERGEN'İ SANATÇI OLARAK GÖRMÜYORUM" Toplantının sonunda yöneltilen "Gülben Ergen sanatçı mı?" sorusuna da değinen Destici, bu konuda net bir tavır sergileyerek, sanatçılık kavramının herkes için kullanılmaması gerektiğini söyledi.

Destici, sanatın topluma örnek olma sorumluluğu taşıdığını vurgulayarak, "İki türkü söyleyen ya da popüler olan herkes sanatçı değildir.

Sanatçı dediğiniz kişi, duruşuyla, topluma kattığı değerle ve ahlaki sorumluluğuyla anılır.

Bu yönleriyle baktığımızda, Gülben Ergen'i sanatçı olarak görmüyorum" ifadelerini kullandı.Program, gazetecilerin sorularının ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Destici, Türkiye Basın Federasyonu'na ve basın mensuplarına teşekkür etti.

İlgili Sitenin Haberleri