Haber Detayı

Çin, Afrika ülkeleriyle ilişkilerinde ekonomiyi öne çıkarıyor
Ekonomi haberler.com
08/01/2026 11:13 (1 gün önce)

Çin, Afrika ülkeleriyle ilişkilerinde ekonomiyi öne çıkarıyor

Şanghay Üniversitesinde Afrika-Çin ilişkileri üzerine araştırmalar yapan Dr. Hasan Aydın, Çin'in Afrika'daki artan ekonomik ve ticari varlığının, kıta üzerindeki uluslararası rekabeti ve diğer aktörlerin Afrika politikalarını dönüştürmeye başladığını belirtti.

Şanghay Üniversitesinde Afrika-Çin ilişkileri üzerine araştırmalar yapan Dr.

Hasan Aydın, Çin'in Afrika'daki artan ekonomik ve ticari varlığının, kıta üzerindeki uluslararası rekabeti ve diğer aktörlerin Afrika politikalarını dönüştürmeye başladığını belirtti.Dr.

Aydın, Çin ile Afrika ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkileri AA muhabirine değerlendirdi.Ticaretin yapısının ve hacmindeki artışın Çin-Afrika ilişkilerinin temel dinamiklerini ortaya koyduğunu söyleyen Aydın, bu hacmin 2000'li yılların başında yaklaşık 10 milyar dolar seviyesinde olduğunu kaydetti.Hasan Aydın, "2008'de Çin ile Afrika ülkeleri arasındaki toplam ticaret hacmi tarihte ilk kez 100 milyar doları aştı." dedi.Çin'in Afrika ile ticaretinde 2009'da ABD'yi geride bıraktığını belirten Aydın, artık Afrika'nın en büyük ticaret ortağı konumuna gelen Çin'in, bugüne kadar bunu koruduğunu söyledi.Çin-Afrika ticaretinde hızlı yükselişDr.

Aydın, 2013'te ticaret hacminin yeniden ikiye katlandığını ifade ederek "200 milyar doların üzerine çıktı.

Takip eden yıllarda zaman zaman dalgalanmalar olsa da genel artış eğilimi sürdü." diye konuştu.Bu rakamın 2024'te 295 milyar dolar olduğunu belirten Aydın, rakamların Çin'i Afrika ile ticarette diğer aktörlerden belirgin biçimde ayırdığına işaret ederek "2024'te Birleşik Arap Emirlikleri ve Hindistan yaklaşık 100 milyar dolar, ABD 72 milyar dolar, Türkiye ise 40 milyar dolar civarında bir ticaret hacmine sahipti." ifadelerini kullandı.Aydın, bütün olarak Afrika'yla 350 milyar dolardan fazla ticaret hacmine sahip Avrupa Birliği (AB) hariç tutulduğunda, tablonun daha net görüldüğünün altını çizerek "Çin, devletler nezdinde en yakın rakibine neredeyse üç kat fark atmış durumda." değerlendirmesini yaptı.Ticaretin yalnızca hacimle değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Hasan Aydın, şöyle devam etti: "Çin'in Afrika ile ticareti aynı zamanda oldukça çeşitlenmiş durumda.

Diğer ülkeler genellikle enerji, tarım veya doğal kaynaklar gibi sınırlı sektörlere odaklanırken, Çin neredeyse tüm Afrika ülkeleriyle daha geniş ve sürekli artan bir ticaret yürütüyor."Ticaret dengesi Çin lehineHasan Aydın, 2024 ithalat ve ihracat verilerine göre 295 milyar dolarlık ticaret hacminin 117 milyar dolarının Çin'in Afrika'dan yaptığı ithalattan, 178 milyar dolarının ise Afrika'ya yaptığı ihracattan oluştuğuna dikkati çekerek "Bu da Çin lehine 60 milyar doları aşan bir ticaret fazlası anlamına geliyor." dedi.Çin'in Afrika'dan ithalatında doğal kaynak zengini ülkelerin öne çıktığını anlatan Aydın, bu hususta Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Angola, Güney Afrika, Gine ve Zambiya gibi ülkelerin ön plana çıktığını aktardı.Aydın, Afrika ülkelerinin "Çin'in iki temel ihtiyacı olan doğal kaynaklar ve ürünlerini satabileceği pazarların" her ikisini de barındırdığını söyledi.Çin'in Afrika ülkelerine ağırlıklı olarak makine, elektronik ürünler, taşıtlar, tekstil ve çelik gibi daha işlenmiş ve katma değeri yüksek ürünler sattığını belirten Dr.

Aydın, bunun ticaret dengesine yansıdığına işaret ederek "Ham kaynak ithalatına karşılık daha katma değerli ürünlerin ihraç edilmesi, ticaret fazlasının Çin lehine sonuçlanmasına katkı sağlıyor." değerlendirmesini yaptı."Afrika'da artan Çin varlığı rekabeti derinleştiriyor"Aydın, Çin'in Afrika'da artan ekonomik varlığının uluslararası düzeyde rekabet yarattığına işaret ederek "Çin, Afrika'da ekonomik alanını genişlettikçe diğer aktörler aynı hızda karşılık veremiyor.

Bu da zaman zaman Çin'e yönelik eleştirilerin artmasına yol açıyor." ifadelerini kullandı.Batılı ülkelerin Çin'in Afrika'daki varlığını sadece ekonomik mesele olarak değil, nüfuz meselesi olarak da gördüğünü kaydetti.Aydın, "Çin, Batılı ülkelerin aksine altyapı yatırımları, krediler veya ticari ilişkiler için demokrasi, insan hakları ya da iyi yönetişim gibi siyasi ön koşullar ileri sürmüyor." diye konuştu.Batılı ülkelerin bu tür koşullarının Afrika'da zaman zaman iç işlerine müdahale algısı yarattığını vurgulayan Aydın, "Bu durum süreçleri ağırlaştırabiliyor ve Afrikalı liderler nezdinde olumsuz algılara yol açabiliyor." dedi.Hasan Aydın, Çin'in ise daha teknik ve pragmatik bir yol izlediğini belirterek "Çin, bu ön koşulları iç işlerine karışma olarak görüyor ve ilişkilerini daha çok karşılıklı çıkar vurgusu üzerinden yürütüyor." ifadesini kullandı.Bunun, Afrika ülkelerince daha cazip bulunduğunu ifade eden Aydın, "Bu nedenle Çin, Afrika ülkeleri ve liderleri nezdinde daha fazla teveccüh görüyor ve bu da Çin'in kıtadaki varlığının artmasına katkı sağlıyor." diye konuştu.Aydın, bu durumun Batılı ülkeler tarafından da fark edilmeye başlandığına işaret ederek "Son dönemde Batılı aktörlerin bazı ön koşulları yumuşatma eğilimine girdiğini görüyoruz." ifadesini kullandı.Fransa gibi geleneksel aktörlerin Çin'e yönelik daha eleştirel bir tutum sergilediğini aktaran Aydın, "Çin'in artan ticaret hacmi ve altyapı projeleri, bu ülkelerin geleneksel nüfuz alanlarını sınırlandırabiliyor." değerlendirmesini yaptı."Batı dışı aktörler için Çin referans noktası"Aydın, Batı dışı aktörler açısından ise farklı bir tablo olduğuna dikkati çekerek "Hindistan, Türkiye, Körfez ülkeleri ve Brezilya gibi aktörler için Çin'in Afrika'daki varlığı bir tehditten ziyade referans noktası olarak görülebiliyor." dedi.Bu ülkelerin Afrika ile ilişkilerinde ön koşullar yerine esnek ve tematik yaklaşımlar benimsediğini belirterek "İnsani diplomasi, kültürel bağlar, esnek ticaret ve sektörel yatırımlar bu aktörlerin öne çıkan araçları arasında yer alıyor." diye konuştu.Hasan Aydın, Çin'in varlığının uluslararası finans kuruluşları açısından da etkiler oluşturduğunu, şu ifadelerle anlattı: "Çin'in koşulsuz ve uzun vadeli altyapı finansmanı sunması, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu gibi kuruluşların Afrika'daki etkisini zayıflatabiliyor."Angola örneğini veren Aydın, "Angola, iç savaş sonrası dönemde Batılı finans kuruluşlarıyla kredi görüşmeleri yürütürken Çin'in daha uzun vadeli, düşük faizli ve koşulsuz kredilerine yöneldi." dedi.Akademisyen Dr.

Hasan Aydın, Çin'in Afrika'daki varlığının daha geniş bir dönüşüme işaret ettiğini belirterek şunları kaydetti: "Çin'in Afrika'daki ekonomik ve siyasi nüfuzu arttıkça diğer aktörler de kıtaya yönelik politikalarını yeniden şekillendirmek zorunda kalıyor.

Çin'in Afrika'daki artan ekonomik varlığı bir nevi Afrika üzerindeki uluslararası rekabette de dönüştürücü etki yapmaya başlamış durumda."

İlgili Sitenin Haberleri