Haber Detayı
Boran Kuzum: En büyük korkumu yaşadım - Magazin haberleri
Yaşamı ve kariyerine dair samimi açıklamalarda bulunan oyuncu Boran Kuzum, en büyük korkusuyla karşı karşıya geldikten sonra hayatının nasıl değiştiğini anlattı
Boran Kuzum, fizik dersinden kaçarken tiyatroya uzanan yolculuğunu, kariyerinin ilk yıllarında ehliyeti olmasına rağmen araç kullanamadığı için yaşadığı set anısını, Ankara ya olan bağlılığını ve ilişkilere bakışı hakkında konuştu.
Okul yıllarında fizik dersinden kaçmak için tiyatro kulübüne katıldığından bahseden Kuzum, o dönemde daha yaratıcı bir şey yapmak istediğini söyledi. Önce ekonomi okumaya başlayan oyuncu, enflasyonun tanımını bile yapamadığını fark edince konservatuvar sınavlarına yöneldiğini anlattı.
Yakın çevresinin doktor veya mühendis olacağı yönündeki beklentilerine rağmen babasının Ne olursan ol, en iyisi olmaya gayret et sözünü hayatının en önemli öğütlerinden biri olarak vurguladı.
EN BÜYÜK KORKUMU YAŞADIM Hayatındaki en büyük kırılma anını anlatan Kuzum, babası Bora Kuzum u kaybetmenin kendisi için en büyük korku olduğunu söyledi.
Bu korkuyu yaşadıktan sonra bakış açısının değiştiğini belirten oyuncu, En büyük korkumu yaşadıktan sonra artık hiçbir şey o kadar korkutmaz oldu diyerek, bu sürecin kendisine özgürlük verdiğini söyledi.
Boran Kuzum, bu cesaretle yurt dışında kariyerine yeniden başlama kararı aldığını da sözlerine ekledi.
HEYECANDAN YOLUMU KAYBETTİM Ayrıca 9 Nisan da başlayan ABD yapımı Big Mistakes (Büyük Hatalar) dizisinin ana kadrosundaki ilk Türk oyuncu olan Boran Kuzum, uluslararası projeye kabul edildiği anı anlattı.
Kuzum, haberi İstanbul Bostancı da aldığını ve o anın heyecanıyla telefonla konuşurken yolunu kaybettiğini söyledi.
Uluslararası projenin ilk set gününde New Jersey de ekibe baklava götürdüğünü belirten oyuncu, canlandırdığı karaktere Türk kültüründe yer alan detaylar eklediğini de paylaştı.
El öpüp başa koyma gibi bizde olan şeyleri özellikle koymak istedim diyerek, temsil konusuna verdiği önemi vurguladı.
Haftada bir karaoke ye gittiğini ve bunun İstanbul daki tek sosyal hayatı olduğunu söyleyen Kuzum, Terapi ve karaoke ile dengeleniyorum dedi.
Yemek yapmayı sevmediğini ancak pilavının çok iyi olduğunu ifade etti.
İlişkilerde en zorlandığı konuyu açıklayan oyuncu, Fazla yalnızlığıma düşkünüm.
Kendi alanımı çok istiyorum.
Bu bazen toksik olabiliyor ifadelerini kullandı.
Kıskançlık konusunda ise Kıskancım ama içimde yaşarım, karşı tarafa yansıtmam diye konuştu.
Konuk olduğu İbrahim Selim in programında Audition da hiç olmayan bir şeyi varmış gibi söyledin mi? şeklindeki soruya Oldu yanıtını veren Boran Kuzum, ehliyeti olduğu halde uzun süredir aktif araç kullanmadığını anlattı.
Bir set gününde sahne gereği direksiyon başına geçtiğinde, geri geri çıkması gereken anda aracı kontrol edemediğini ve aracın parçalandığını esprili bir dille paylaştı.
Kuzum, aracın hasarlı hali nedeniyle sahnelerin farklı açılarla çekilmek zorunda kaldığını da sözlerine ekledi.
Bir rolü için hazırlık sürecini anlatan Kuzum, projeye başlamadan önce yaklaşık bir ayını mutfakta geçirdiğini söyledi. Özellikle yaz sıcağında yoğun bir tempoda çalıştığını belirten oyuncu, balıkla ilgili farklı teknikler öğrendiğini; Balığı asitte pişir, sunumunu hazırla, servisini doğru yap... diyerek sürecin detaylarını esprili bir dille aktardı.
Mutfakta geçirdiği bu yoğun hazırlık döneminin kendisi için oldukça öğretici olduğunu da sözlerine ekledi.
ANKARA BENİM KIRMIZI ÇİZGİM İstanbul da yaşayan Ankaralı oyuncu, memleketine olan düşkünlüğünü dile getirdi.
Boran Kuzum, Ankara daki arkadaşlarımla parkta bile oturabiliyorum.
İstanbul da sosyal hayat biraz dejenere olmuş gibi geliyor.
Ankara, arkadaşı olmayanın anlayamayacağı bir şehir.
İstanbul’da nereye gittiğin önemli, kiminle olduğun değil sözleriyle büyükşehir hayatındaki sosyal ilişkileri eleştirdi.
Kuzum, ardından Ulaşılmaz biri değilim diyerek ilişkiler konusundaki yaklaşımını paylaştı.
Yer aldığı uluslararası projeye dair yaptığı değerlendirmede ise, aynı rolün Türkiye de olsa kendisine verilmeyebileceğini belirten Kuzum, bunun bir eleştiri değil; sektördeki tipolojik tercihlerle ilgili bir durum olduğunu özellikle vurguladı.